27 Şubat 2020 Perşembe

Ev Kuralları Yazım Örnekleri


Merhabalar, geçtiğimiz hafta ev kuralları hakkında bir seminer sundum. Bu semineri tamamen kendi deneyim ve bilgilerime dayanarak sunduğum için bir kaynakçam yoktu. Bu yazıyı da, o seminer esnasında düşündüm ve ertesi gün hemen yazmaya başladım. Seminerin sonunda bir kutuya birkaç problem davranış yazarak, katılımcılardan önleyici ev kuralları yazmalarını istedim. Gördüm ki örnekler üzerinden ev kurallarının işlevini fark etmemiz daha kolay. Bu nedenle, buraya da birkaç problem davranış ve önleyici ev kuralları önerileri ekledim. Şimdiden iyi okumalar.
Göreceğiniz problem davranış örneklerinde ya da olumsuz durum örneklerinde, özellikle, çocukların özel gereksinimini yazmadım. Bu tür durumlarda bireylerin özel gereksinimlerine odaklanarak bir birey olduklarını ihmal edebiliyor ve birey için değil özel gereksinimi için kurallar önerebilmekteyiz. Bu nedenle sadece yaş ve cinsiyet bilgisi verdim. Bütün bu bilgiler hayal ürünüdür.

  • 12 yaşındaki N., evde ailesi ile yemek yemek yerine televizyon karşısında yemek yemek istiyor. Ailenin, birlikte vakit geçirebildiği tek vakit bu olduğundan anne ve babası onun da sofrada olmasını istiyor.
    1. Akşam, yemek saatinde herkes sofrada olmalı.
    2. Herkes birbirine karşı kibar olmalı.
    3. Rahatsız olunan bir durum olduğunda güzel bir dil ile ifade edilmeli.
    4. Her yemekten sonra eller yıkanmalı.
    5. Dışarıdan eve gelince eller yıkanmalı.


  • 5 yaşındaki İ., istemediği bir şey olduğunda bağırıyor. Bu bağırmaları komşular başta olmak üzere ailesini rahatsız ediyor.
    1. Kibar ol.
    2. İsteklerini güzel söyle.


  • 23 yaşındaki H.’nin tuvalet eğitimi yoktur. Tuvalete çişini yapabilecek durumdayken, tuvalete gitmek yerine bezine yapmayı tercih ediyor.
    1. Çişini/kakanı tuvalete yap.
    2. Tuvalete her gittiğinde ellerini yıka.
    3. Kibar ol.
    4. İsteklerini güzel söyle.


  • 10 yaşındaki A., anne ve babası ile uyumak istiyor. Ancak anne ve babası kendi özel yaşantıları sebebiyle ve çocuklarının buna alışmaması için birlikte uyumamasını söylüyor. (A 10 yaşında olduğu için maksimum yaşının yarısı kadar kural koyabileceğimizi düşünerek beş kural belirlenmiştir.)
    1. Herkes yatağında uyumalı.
    2. İsteklerimizi güzel söylemeliyiz.
    3. Başka bir odaya girerken kapıyı çalmalıyız.
    4. Her akşam 21.00’dan 22.00’a kadar kitap okuma saatine uymalıyız.
    5. Her pazar günü tenis kulübündeki etkinliğe katılmalıyız.


  • 16 yaşındaki N., anne ve babasından gizli gizli sigara içiyor. Annesi de babası da sigara içen insanlar. (Ergenlik dönemi sebebiyle kurallar öneri şeklinde ifade edilmiştir.)
    1. Sigara içenler sadece evin balkonunu kullanabilirler.
    2. Dürüst olabilirsin.
    3. İsteklerini güzelce ifade edebilirsin.
    4. Eve en geç saat 22.00’da girebilirsin.

Umarım işlevsel bir yazı olmuştur. Haftaya görüşmek üzere.


17 Şubat 2020 Pazartesi

Özel Gereksinimli Bireylerle Tatbikat

Fizyoterapist Yaren Ayhan ve oğlu, deprem tatbikatında. Okulumuzun değerli ayısı Mahan da onları izliyor.Yaren Hoca'mın kolunun, oğlumuzun üstünde olması beni çok duygulandırıyor. Bu nedenle bu yazının fotoğrafı bu olsun istedim. Çocuklarımız öyle değerli ki her an elimiz üzerinde. Böyle değerli uzmanlarla çalışmak bir ayrıcalık.



Merhabalar. Geçtiğimiz hafta yayınladığım yazının ardından, tatbikat planım ve uygulama şeklimin ayrıntıları hakkında birçok soru aldım. Bu soruları buradan, topluca yanıtlamak benim için daha pratik olacak. Hadi başlayalım.
Öncelikle belirtmem gerekir ki birçok ayrıntıyı hem Hemdem Özel Eğitim hem de kendi Instagram hesaplarından paylaştım. Oradan da inceleyebilir, videoları izleyebilirsiniz.
...
En başından anlatayım. Elazığ depreminin ardından, çok yakın dostlarımın başına gelen deprem felaketi olmasının da etkisiyle deprem hakkında hazır olup olmadığımı çok sorguladım ve sonucunda gördüm ki okulda yaptığım iki şey var: Binanın mekanik açıdan güçlü olduğunu tespit etmek ve DASK poliçelerimi yenilemek. Hepsi bu. Fark ettim ki ne ben ne çocuklarım ne de öğretmenlerim hazır değil. Sonrası yine benim uykusuz bir gecem ve sabahında ortaya çıkan deprem keyifli bir hazırlık süreci.
Öncelikle öğretmen arkadaşlarım ile oturduk ve tatbikat öyküsü hazırladık. Öykü şu: Alarm çaldığında deprem oluyor demek oluyor. Alarmı duyan öğretmen kararında olacak şekilde telaşlı bir yüz ifadesi ile "Deprem oluyor." diyor ve çocuğumuzun tepkisine bakıyor. Çocuğumuzun tepkisine göre ona ipuçları vererek güvenli bölgeye geçmesi ve çök-kapan-tutun taktiğini uygulamasını bekliyor, yardımcı oluyor. Sonra ben sınıfa geliyorum ve "Kurtardım seni." diyorum, tatbikat o öğrencimiz için sona eriyor.
Uygulama nasıl oldu?
  • Tatbikat öncesi aileleri bilgilendirerek bilmemiz gereken farklı bir durum olup olmadığı hakkında emin olduk. Örneğin alarmdan korkup nöbet geçirebilecek öğrencimiz var mı, çök-kapan-tutun taktiğinde sağlık problemi yaşayacak çocuğumuz var mı, deprem ile ilgili bir travması olan çocuğumuz var mı gibi bilgileri; kayıt esnasında doldurduğumuz demografik bilgi formundan alıyoruz zaten ancak yeniden teyit ettik.
  • Tatbikat yapılacak dersin başında öğretmen arkadaşlarım ile bir saat belirledik ve o saatte alarmın çalacağı konusunda öğretmen arkadaşlarım haberdar oldu.
  • Tatbikat için kullanacağım zili önceden öğretmen arkadaşlara dinletmedim, bunun sebebi onların da kısmen farklı bir durum yaşamaları ve kendileri açısından tatbikatı deneyimlemeleri. Onların da hazır olması ayrıca önemli.
  • Tatbikat zilinin sesini, biraz rahatsız edici bir ses olarak belirledim. Korkunç olmayan ancak net şekilde ikaz olduğu belli olan bir ses oldu.
  • Tatbikat saati gelmeden on dakika önce acil durum çantasındaki malzemeleri incelediler.
  • Malzemeleri incelerken çocuklarımızın performansına göre isimlendirme, işlevini ayırt etme, işlevini uygulama, ayırt etme gibi beceriler çalışıldı.
  • Ardından güvenli bölge tanıtıldı ve orada çök-kapan-tutun taktiği denendi. Bu sırada birazdan bir tatbikat olacağı ve alarm çalınca deprem oluyormuş gibi davranacakları bilgisi verildi.
  • Daha sonra derse devam edildi ve benim, çocuğumuz için belirsiz olan bir saatte çaldığım alarm ile tatbikat başladı.
  • Okulumuz dört katlı, üç katında dersler olurken bir kat idari kat olarak kullanılmakta. İdari katın üst katında güvenlik sistemimizin ana kumandası var. Bu kumandadan alarmı çalıştırırken aslında diğer katlarda, sınıflarda neler olduğunu duyabiliyorum. O sırada sınıflardan öğretmenlerin çocuklarını uyaran sesleri, çocukların çoğunluğunun vermediği tepkiler hep duyuluyor.
  • Çocukların tamamının güvenli bölgeye geçtiğinden emin olduktan sonra kameramı açarak bir bir bütün sınıfları gezip önce fotoğraf çekip ardından "Kurtardım seni." dedim.
  • O ana kadar ciddiyetle tatbikatı uygulayan öğretmenler tatbikatın bitişi ile sevecen ses tonları ile çocuklarını sosyal olarak pekiştirdiler.
  • Her çocuğun tepkisi birbirinden farklı olabiliyor. Burada, her çocuğu önceden tanıyor olmak ve tepkilerine göre "Deprem oluyor." demek. Oldukça ürkek ve henüz öğretmeni ile güven ortamı oluşturmamış çocuklarım ile bu ortamı oluşturan öğretmenleri tercih ettik.
  • Burada amacımız; çocuklarımızı depremden korkutmak değil, depreme hazırlamak ve bunun olağan olduğunu, doğru davranışlarla korkacak bir şey olmadığını onlara göstermek. Bu nedenle tatbikat sonrası "Bak ne güzel güvenli bölgeye gitti. Artık depreme biraz daha hazırsın!" gibi cümlelerle onları yüreklendirdik.
  • Tatbikatların ardından her öğretmen odama gelerek öğrencilerinin acil durum çantası, güvenlik bölge ve tatbikat performansları hakkında bana bilgi verdiler. Birlikte raporlaştırdık. Bu raporları ve tatbikat fotoğraflarını ailelere gönderdik.
  • Ailelerin sürece dahil olması oldukça önemli. Bizim yaptığımız tatbikatlar ve paylaşımlar ile evlerde artık acil durum çantaları, güvenli bölge işaretleri var. Bundan değerli bir şey olamaz sanırım.
  • Bu tatbikatları üç ayda bir yangın, deprem gibi acil durumlar için ayrı ayrı yapmaya devam edeceğiz. Tatbikat tarihlerini şimdiden belirleyerek ailelerimizi haberdar ettim ki bu süreçte birlikte hareket edebilelim.
  • Bu şekilde tam 9 derste tatbikat uyguladık. Oldukça alışılmış ve olağan gelmeye başladığı bir gerçek. Üç ay sonraki performanslar ile şimdiki performansları karşılaştırdığımız yazım da üç ay sonra sizinle olur.
Umarım fikir veren ve sorularınızı yanıtlayan bir yazı olmuştur. Haftaya görüşmek üzere.

10 Şubat 2020 Pazartesi

Özel Gereksinimli Bireyler ve Acil Durumlar

Merhabalar. Bu hafta Hemdem Özel Eğitim'de, tam 5 kere deprem tatbikatı gerçekleştirdik. Bazı çocuklarımız bir, bazı çocuklarımız iki kez bu tatbikatlarda yer aldı. Bu yazımda, bu süreçte neler yaşadığımı ve gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
...
4 Şubat 2020 Pazartesi günü acil durum çantasının içerisindeki malzemeleri almak üzere Ankara'da yer alan Anafartalar Çarşısı'na gittim. Burada, alışverişim boyunca çevredeki insanların ve esnafların depremi ciddiye almadıklarını ve başlarına gelmeyeceğini düşündüklerini fark ettim. Hatta "Abla sen nerede yaşıyorsun?!", "Abla Allah sana sabır versin?!" ve hatta "Abla burası Ankara, burada öyle şey olmaz!" cümleleri duydum. Herkesin bana "abla" demesi dışında depremi yadsımaları da ortak noktalarıydı. Oysaki deprem ülkemizin gerçeği, hazırlıklı olalım diye bütün iletişim araçları çırpınırken...
...
Biz acil durum çantalarını ve güvenli bölgeleri hazırlayıp tatbikatı öyle başlattık. Her sınıfta güvenli bir alan ve acil durum çantası var artık.
Çocuklarımızın performansını şu şekilde özetleyebilirim:
  • Simli, renkli bantlarla belirlediğimiz güvenli alanı çoğu çocuğumuz fark etti ancak önemini anlamadı.
  • Buna ek olarak deprem çantasının içindeki malzemeleri çoğu biliyordu ancak acil durumda ne için kullanılacağı hakkında soru işaretleri vardı.
  • Güvenli bölgede cenin pozisyonuna gelip hayat üçgeni oluşturma egzersizi yaparken gördük ki çocuklarımızın çoğunluğu (bedensel yetersizliği olan çocuklarımızın dışındakiler de) çömelmekte ve dizlerini karınlarına çekmekte zorlandılar. Genellikle öğretmenlerinin fiziksel yardımına ihtiyaç duydular.
  • Kimi çocuklarımız ise ellerini enselerine koymakta zorlandı. Bu, aslında en temel hareketlerden biriyken çocuklarımızın spor alışkanlıkları, bedensel sağlıkları açısından bana soru işaretleri sundu. Kaldı ki biz çoğu çocuğumuz ile spor yapan ve egzersiz programları oluşturan bir okul olarak bu performansı gördük, hiç spor yapılmayan merkezlerde durum daha da kötü olabilir.
  • Tatbikat sırasında çoğu çocuğumuz alarmı fark etti ancak alarmı duyar duymaz güvenli bölgeye gitmesi gerektiği bilgisini öğretmeninden alınca o bölgeye gitti. Burada güvenlik becerileri yazımda bahsettiğim "yönerge almadan harekete geçmeme" durumunu gördük. Acil bir durumda öğretmeninden yönerge almadan da kendini koruması gerektiğini ayırt etmeli çocuklarımız.

Bir de ağır düzeyde yetersizliği olan çocuklarımız konusunda bizim yaşadığımız çaresizlik vardı tabi. Büyük yaş grubunda olup, fiziksel yardım uygulayamayacağımız çocuklarımızın denemelerinde, öğretmenlerimiz kendileri güvenli alana gidip çocuklarını orada bırakmak durumunda kaldı. Olası bir deprem durumunda bu yine böyle mi olur bilemiyorum ancak bu konuda nasıl bir önlem almamız gerektiği hakkında okumalar yapmaya başladım bile. Bana önerecek, biz bunu uyguluyoruz diyebilecek bir uzman arkadaşımız çıkarsa; önerisini seve seve okulda uygulamak isteriz.
...
Unutmayalım, deprem bir gerçek. Yaşadığımız şehir, bina düşündüğümüzden daha fazla güvenli olsa dahi deprem yokmuş gibi yaşamamak en doğrusu.
Biz üç ayda bir çocuklarımız ile tatbikat yaparak acil durumlarda daha sakin, serin kanlı ve uyumlu bireyler olmaları için çabalayacağız. Bu gerçek ile yaşamaya ancak bu şekilde alışabiliriz. 

Buradan; evlerinde acil durum çantası, güvenli alan gibi konuları çalışan ailelerime sonsuz teşekkürler.
...
Haftaya yeni bir konu ile görüşmek üzere.