özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2020 Pazartesi

Hemdem Özel Eğitim'in 3. Yıl Dönümü Anısına

Merhabalar. Uzun zamandır takip eden okuyucularım bilecektir, 13 Nisan 2017'de Hemdem Özel Eğitim'i kurmuş ve süreçlere kadar birçok uzman arkadaşım desteği ile gelebilmiştim. Geçtiğimiz günlerde okulumuzun üçüncü kuruluş yıl dönümünü kutladık. Evlerimizdeydik ama hep birlikte, her evde birer kutlama ile yine yan yana olduk. Eğer okulumuz açık olsaydı, yıl dönümümüzde minik bir de konuşma yapacaktım, geçtiğimiz sene olduğu gibi. Bu konuşmayı burada yayınlamak ve kalıcı olmasını sağlamak istedim. Şimdiden iyi okumalar.
.
Hemdem, çok yakın arkadaş demek, diyerek yola çıkmıştık. İsmimizin anlamını bulduğu bir seneyi daha geride bıraktık. Benim için deneyim ve huzur dolu bir yıl oldu.
Çoğunuz ile okulumuzun açıldığı ilk aylardan bu yana çalışıyor ve tanışıyoruz. Bütün bu süreçte okulumuzun ve benim bir öğretmen ve kurum müdürü olarak gelişimime, büyüme çabama ortak oldunuz, eşlik ettiniz. Sonsuz teşekkürler.
Hemdem Özel Eğitim'in, Hemdem Ailesi'nin bu sene üçüncü doğum gününü kutluyoruz. Birlikte var ettiğimiz ve birlikte keyifle yaşatmaya devam ettiğimiz okulumuz iyi ki var. Üçüncü yaş güzellikler getirsin, umut versin. Kutlu olsun.
Geçtiğimiz seneden bu yana neler olduğu, neleri neden yaptığımız konusunda sizleri bilgilendirmek isterim. 
13 Nisan 2019'da herkesin katıldığı, eğlendiği ve bir parçası olduğu bir kutlama yaptık. Bu kutlama ile ne kadar gurur duysam az. Bu gururun sebebi; katılan herkesin ev sahibi olmasıydı. Bu mutluluk şimdi bile içinde.
23 Nisan'ı her ders bir bir, keyifle kutladık. Okulumuzu bayraklarla donattık, her dersi 23 Nisan gibi geçirdik. Çocuklarımıza bu etkinliklerde öğretmek istediğimiz temel duygu ise bir topluluğa ait olma ve dünya vatandaşı olma oldu.
30 Nisan'ın olduğu hafta Hemdem Bostanı'mızı yeniden kurduk ve domates, biber ve maydanoz ektik. Bostanımızı sardunyalarla süsledik. Burada hedefimiz; çocuklarımızın doğaya saygılı bir birey olarak yetişmesini sağlananın yanında bir canlının sorumluluğunu alma, sabretme, rutinlerini yerine getirme gibi becerileri edinmelerini sağlamaktı.
10 Mayıs Psikologlar Günü'nde, Psikoloğumuz Sena Çakmak'a, odasının kapısını süsleyerek sürpriz yaptık ve teşekkür ettik. Sena Çakmak, özel hayatında gelişen durumlar sebebiyle Ankara dışında yaşaması gerektiği için aramızdan o ayın sonunda ayrıldı. Emekleri için ne kadar teşekkür etsem az.
25 Mayıs'ta Ayşe Sarı, okulumuza gelerek bize özel gereksinimli bireylerin haklarından ve bu hakları nasıl savunacağımızdan bahsetti. Bu seminer sayesinde birçok yeni insan ile tanıştım ve seminerden çok şey öğrendim.
Yine Mayıs ayının sonunda Fizyoterapistimiz Özben Belen'i, özel hayatında gelişen durumlar sebebiyle Ankara dışında yaşaması gerektiği için Eskişehir'e yolcu ettik. Emekleri için ne kadar teşekkür etsem az.
Haziran ayında okulumuza Fizyoterapistimiz Yaren Ayhan ve Psikoloğumuz Mustafa Gürcan katıldı. Hâlâ severek, keyifle, birlikte çalışıyoruz.
6 Temmuz'un olduğu hafta Vişne Hasat Şenliği'mizi yaptık ve vişnelerimizi bu kez toplayıp derin dondurucumuza attık. Kış boyunca bu vişnelerden yaptığımız meyve sularını tükettik.
20 Temmuz'da Diyetisten Yağmur Ölmez, özel gereksinimli çocukların beslenmesi hakkında bilgilendirdi bizi. Çok değerli bir seminer oldu. Kendisine buradan sonsuz teşekkürler.
24 Temmuz'da bahçemizi tasarlamaya karar verdik ancak durmayan yağmurlar sebebiyle ertelemek zorunda kaldık. Bahçeyi tasarlayan güzel evladımıza sonsuz teşekkürler.
Temmuz Ayı'nın sonunda Özel Eğitim Öğretmenimiz Abdullah Akburak'ı, atamasının gerçekleşmesi sebebiyle yolcu ettik. Emekleri için ne kadar teşekkür etsem az.
Ağustos ayında aramıza, Çocuk Gelişimcimiz İpek Akkaya, ekim ayında Ergoterapistimiz Zehra Doğan katıldı. Aynı zamanda Dil ve Konuşma Terapisti Zeynep Bilgin de kasım ayında aramıza katıldı. Onlarla da hâlâ severek, keyifle, birlikte çalışıyoruz.
9 Ağustos'ta Kurban Bayramı'ndan önceki son günümüz olduğu için bayramlaştık, sarıldık, mutlu olduk. Ne güzel gündü değil mi? Bu kutlamalar sırasında önce birbirimize kolonya döktük, ardından "Kalem mi çikolata mı?" diye sorduk. Seçenekler içinden istediğini seçmesini çalıştık her bir çocuğumuzun. Değerli bir gün oldu.
24 Kasım'da hep birlikte Öğretmenler Günü'nü kutladık. Yine Ritüel Sanat Ailesi'ne konuk olduğumuz bir akşamdı ve çok güzeldi.
17 Kasım'da düzenlemeyi planladığımız Prof. Dr. Selda Özdemir'in semineri 1 Aralık'ta yapıldı.
Aralık ayı boyunca 2020'nin gelişini çocuklarımız ile kutladık, değerlendirdik. Bu süreçte zaman algısı, beklenmedik bir olay olduğunda uyum gösterme, sorumluluğunu yerine getirme gibi beceriler çalıştık. Bir ay süren bu etkinlik dizisinin sonunda bir haftalık küçük bir tatil bile yaptık.
25 Ocak'ta "Güvenlik Becerileri" konulu bir seminer sundum. Bu seminerde "Sarı Bezli Kadınlar" STK'sı ile birlikte çalışmaya başladık, bence değerli bir adımdı. Seminere katılımınız için sonsuz teşekkürler.
Şubat'ın ilk haftası okulumuzu depreme ya da herhangi bir olağanüstü duruma hazırlamak için hem çevre düzenlemeleri hem de tatbikatlar yaptık. İki hafta süren bu süreç sonunda çoğumuz "İyi ki." dedik.
Şubat ayının sonunda "Ev Kuralları" konulu bir seminer sundum okulda. Katıldığınız için sonsuz teşekkürler, çok verimli bir süreç oldu.
28 Şubat'ın olduğu hafta Mustafa Hoca'mızın, 6 Mart'ın olduğu hafta Zehra Hoca'mızın doğum günlerini kutladık. Bu süreçte etkinlik çizelgesi uygulama prensiplerini okulumuzda gömülü olarak uygulama fırsatı bulduk. Keyifli haftalardı, katılımınız için teşekkürler.
Bu yıl içerisinde her bir çocuğumuzun okula, toplantı için gitme şansı bulduk. Okula devam eden çocuklarımızın %91'nin okuluna en az bir kez gittik. Bu, sene başında hedeflediğimiz bir şeydi ve çok değerliydi.
Her ay, çocuklarımızın doğum günlerini kutladık ve bol bol eğlendik. Bu kutlamalarda birçok beceri çalışma fırsatımız oldu. Ne de güzel oldu.
Bütün bunlara ek olarak bu sene özbakım becerileri seferberlik yılıydı. Birçok çocuğumuz ile hâlâ evlerinde özbakım becerileri çalışılıyor ve birer birer basamaklar ediniliyor. Hepinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum.
Bu sene aramıza yeni katılan çocuklarımız, ailelerimiz oldu. Hoş geldiniz demek için hiçbir zaman geç değil. Umarım hep birlikte nice güzel başarılara imza atar ve çocuklarımızın mezuniyeti için de bugün olduğu gibi bir araya geliriz.
Üçüncü yılımıza eşlik eden, emek veren herkese sonsuz teşekkürler. İyi ki varsınız. İyi ki varsın Hemdem Özel Eğitim.
.
Şimdi sonradan eklediğim kısma gelelim:
Mart ayında bahçede ders yapmaya başlamışken Covid-19 ortaya çıktı ve sosyal mesafemizi arttırmamız gerekti. Birbirimizden ayrı olsak da, özel gereksinimli bireylerin bireysel özellikleri gereği çevrimiçi eğitim mümkün olmasa da haftalık programlar ile sürece devam etmeye çalışıyoruz. Umarım sürecin sonunda, sağlıkla, sıhhatle bu günleri geride bırakmış, gülerek anıyor oluruz bahçemizde.
İyi ki varsın Hemdem Özel Eğitim.

27 Mayıs 2019 Pazartesi

Özel Gereksinimli Bireyler ve Grup Eğitimi



Merhabalar, iki haftadır farkında olmadan yazılarıma minik bir ara verdim, biraz yorgunluk ve biraz da yoğunluktan kısa bir tatili hak etmiştim bence.
Bu hafta, birçok e-postada sorulan soruya topluca yanıt verme niteliğinde olması için rehabilitasyon merkezlerindeki grup eğitimlerini konu almak istedim. Bu konuda edindiğim deneyimleri ve bilgileri aynı anda sunmaya gayret edeceğim.
Neden grup eğitimi? Grup eğitiminin önerilmesinin sebebi nedir? Grup eğitimi neden bu kadar önemli?
  • Bireysel seanslarda çalıştığınız becerileri ve daha fazlasını planlasanız da planlamasanız da bu seanslarda çalışabilirsiniz. Çocuğunuz ile bireysel seansta 3 amaç çalışılabilirken grup seanslarında diğer arkadaşlarının amaçları ile birlikte 10 amaç bile çalışılabilir. Bu da zaman tasarrufu sağlar.
  • Gömülü olarak toplumsal uyum becerilerini, sosyal becerilerini çocuğunuz deneyimlemiş oluyor. Ayrıca bir seans ayarlamak ya da ayrıca güç ve zaman sarf etmek ihtiyaçları ortadan kalkıyor. Daha kısa sürede işlevsel becerileri daha hızlı öğrenmiş oluyorlar.
  • Çocuklarımız temel taklit becerilerini edinmelerinin ardından arkadaşlarını gözlemleyerek öğrenmeye başlar. Bu öğrenme davranışları sıklıkla olumlu durumları içerir. Olumsuz durumları da içerebilme ihtimali vardır ancak bu durumlarla baş etmek grup seansını yöneten öğretmenin görevidir. Yani grup seansındaki öğretmenin olumlu sınıf yönetimi becerileri ne kadar başarılıysa çocuklarımızın da olumsuz davranışları edinme ihtimali o kadar azdır.
  • Farklılıklara saygı deyip duruyoruz ama bizim çocuklarımızın da farklılıklara saygı konusunda desteklenmesi gerekiyor. Grup seansları bu açıdan oldukça değerli.
  • Birçok beceri bireysel derslerde gözlemlenmezken grup seanslarında gözlemlenebilir. Kimi problem davranışlar ya da psikolojik problemler sadece grup seanslarında ortaya çıkar. Bu fırsatlar yaratılmalı ki çocuklarımızın yararı için oluşturduğumuz program daha kaliteli hale gelsin.
  • Zaten kaynaştırma eğitimi alan çocuklar için grup eğitimine ihtiyaç olmadığı algısı da oldukça yanlış. Çünkü kaynaştırma eğitiminin verildiği sınıf ortamı ile rehabilitasyon merkezlerinde hali hazırda sunulan sınıf ortamları farklıdır. Rehabilitasyon merkezlerinde daha çok yapılandırılmış ve daha yoğun organize edilmiş bir süreç yaşanacağından mutlaka bu seanslardan yararlanılmalıdır.
Peki grup seansı nasıl olmalı?
  • Çocukların bağımsızlaşma düzeylerine göre 4-6-8-10 gibi sayılarda grup kurulabilir. Öğrencilerin performanslarına göre yardımcı öğretmen bulundurmak da güzel bir adım olacaktır.
  • Grupların da bir yıllık amaçları oluşturulmalı ve bu gruplar sık sık değiştirilmemelidir. Bu şekilde grup olma bilinci, bir topluluğa ait olma duygusu da çalışılmış olur.
  • Grup seanları için de ayrıca bir performans kayıt tablosu hazırlanmalıdır. Her seansın sonunda bu tablo doldurulmalı ve çocukların ilerlemeleri kaydedilmelidir.
  • Grup seanslarında farklı yetersizlik türlerinden çocuklar bir arada bulunabilir. Burada önemli olan amacımız ve çocuklarımızın performansıdır. Ben sıklıkla grup üyelerini organize ederken dil ve konuşma becerilerinin homojen olmasına dikkat ediyorum. Böylece iletişim becerileri benzer olduğu için daha hızlı adapte olabiliyorlar.
Grup seansları hakkında gelen sorulara bir bir cevap verdiğim bir yazı oldu. Eğer sizin de eklememi istediğiniz bir nokta olursa bana ulaşabileceğiniz adreslerim sayfanın yukarısında yazılı.
Haftaya görüşmek üzere.

11 Mart 2019 Pazartesi

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Seçerken Dikkat Etmemiz Gerekenler



Merhabalar. Geçen hafta yazdığım yazının ardından, yazdığımı sandığım yazımı aslında yazmadığımı fark ederek hemen kolları sıvadım ve bu yazıyı hazırladım.
Öncelikle belirtmem gerekir ki bu yazıyı hazırlarken kaynakça olarak kendi deneyimlerimi, yaptığım öğretmen ve aile görüşmelerini, yüksek lisans sürecim boyunca görüştüğüm akademisyenlerden aldığım bilgileri gösteriyorum.

Çocuğunun tanı aldığı ilk dönemlerde aileler neyi, nasıl düşüneceklerini, en doğrusunun ne olduğunu belirlemekte biraz zorlanabiliyorlar. Özellikle en önemli karar olan okul seçimi, en çok hata yapılan konu olarak karşımıza çıkıyor. Burada kötü/iyi okul karşılaştırması yapmak amacında değilim. Her okulun olumlu ve olumsuz yanları her birey için farklı olabilir. Her bireyin ihtiyacına cevap verebilecek okul niteliği farklıdır, bu nitelikleri doğru eşleştirmenin sağlanması amacıyla bu yazıyı yazıyorum.

  1. En önemli konu öğretmenler: Çocuğunuz ile sürecin en başından en sonuna dek ilgilenecek olan kişi öğretmeniniz, fizyoterapistiniz, ergoterapistiniz ya da dil ve konuşma terapistiniz olacaktır. Bu nedenle çocuğunuza en önemli katkıyı sağlayacak olan öğretmen en önemli konudur. Mutlaka kurumda çalışan öğretmenlerin mezuniyet derecelerini, alanlarını öğrenerek kaydınızı yaptırmanız gerekir.
    Önlisans ya da lise mezunu bir bireyin seanslara birebir girme hakkı yoktur bu nedenle dikkatli olunması gerekir. Özellikle küçük yaş dönemindeki bireyler için, sertifikalı özel eğitim öğretmeni yerine mutlaka alan mezunu bir özel eğitim öğretmeni ile çalışın. Maalesef özel eğitim sektörünün durumu sebebiyle; sertifikalı öğretmenlerle çalışmayan kurum neredeyse kalmadı ancak alan mezunu özel eğitim öğretmeni olan kurumları seçmekte fayda var.
    Öğretmenlerin mezuniyet yılından çok kurumdaki öğretmen sirkülasyonunu öğrenmeye çalışın. Sık sık öğretmen değişiyor mu bunu öğrenmek önemli. Genç bir öğretmen ya da yaşlı bir öğretmen ayrımı yapmak mantıklı bir adım değildir ancak durmadan değişen öğretmen kadrosunu tercih etmemek doğru bir adımdır.
    Buna ek olarak öğretmeninizle tanışmanız, ondan aldığınız enerjiyi değerlendirmeniz, öğretmenin üslubunun sizin için anlaşılır olup olmaması ve çocuğunuzun öğretmen ile ilk iletişiminin olumlu olması da önemlidir.
  2. Okulun fiziki durumu ve çocuğunuzun ihtiyacının eşleşmesi: Örneğin çocuğunuz büyük yaş grubunda olan ve fiziksel yetersizliğe sahip bir bireyse düz girişi olan, bütün özbakım becerilerini tek başına yapabilmesini sağlayan aparatları, cihazları bulunan bir okul tercih etmeniz çok önemli.
    Özellikle son dönemde sıkça üzerinde durulan güvenlik konusu da dikkat edilmesi gereken bir konu. Okulun kapılarının konumu, kapılarında güvenlik olup olmaması, kapıların emniyetli olup olmaması, pencerelerde önlem alınıp alınmamasına dikkat ederek kurumunuzu seçmeniz gerekir.
  3. Eğitimci bir kurum müdürü: Bu madde yüksek lisans sürecimde hocalarımın üzerinde oldukça sık durdukları bir konuydu, bu nedenle ekliyorum. Yöneticisi eğitimci olan kurumların daha çok eğitsel bakış açısına sahip oldukları, bu kapsamda adımları daha çok attıkları, birey odaklı çalışmalar yaptıkları düşüncesi hakim akademik çevrede. Ben de etrafıma bakınca aynı durumun söz konusu olduğunu söyleyebilirim. Bu nedenle eğitimci  ve her zaman ulaşabileceğiniz bir kurum müdürü olması oldukça önemli.
  4. Kapsamlı bir eğitim sunma kapasitesi: Günümüzde birçok eğitim programı sertifikası neredeyse peynir ekmek gibi dağıtılırken benim vurgulamak istediğim nokta çok program sunan okulları tercih etmemiz değil. Asıl nokta doğru öğretim yöntemlerini ve tekniklerini kullanabilen uzman kadronun kapsamlı eğitim sunması.
    Çoğu aile çocuklarının sadece konuşmasına, yürümesine odaklanabilir. Bu da hatanın en büyüğünü yapmalarına sebep olur: Gelişimi bir bütün olarak desteklememe. Gelişimin bir bütün olarak desteklenmesi önemli bir noktadır çünkü herhangi bir alanın dahi geriden gelmesi bütün alanları olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle bir kuruma gittiğinizde alınan değerlendirmede size her bir beceri alanıyla ilgili dönüt verilmiyorsa dikkatli düşünmekte fayda var.
  5. Aile rehberliği: Kurumlarda psikologlar aile rehberliği yapmak ve bütün bir kurumun psikolojik durumlarını değerlendirmek, desteklemek için bulunurlar. Bu nedenle aile rehberliği veren, desteklerde bulunan psikologların çalıştığı kurumları tercih etmekte fayda var. Açık açık sormak en güzeli "Kurum psikoloğunuz aile rehberliği veriyor mu?" sorunun cevabı evet ise "Bu ay hangi konuyu işliyor?/Hangi konuda rehberlik veriyor?" işte bu sorular sahiden aile rehberliğinin olup olmadığını anlamak için ideal olacaktır.
    Rehberlik almak sizin hakkınız, unutmayın.
  6. Kurumun nüfusu: Maalesef ülkemizde kalabalık okul iyi okuldur algısı mevcut. Ancak kendi yaşadığım süreçler sonrasında gördüm ki ne kadar az o kadar öz. Mahallenizdeki diğer çocuklar o merkeze gidiyor diye kalabalık bir merkeze gidip çocuğunuzun daha az kaliteli bir eğitim almasına sebep olmak doğru bir adım değildir. Şu bir gerçektir ki okulun nüfusu arttıkça kalite düşer, bunun aksini iddia etmek imkansızdır. Şöyle düşünün haftada 10 çocuk gören öğretmen mi daha yeterlidir 50 çocuk gören mi?
    Okulda herkesin birbirini tanıdığı, öğretmenler arası iletişim kurabilecek kadar kalabalık olan, nüfusu az kurumları tercih etmek daha doğru bir adım olacaktır.
  7. Kurumda bulunan diğer yetersizliğe sahip bireylerin profili: Burada sözüm "Sizin çocuğunuzda öğrenme güçlüğü var, otizmli çocuk görmemeli çocuğunuz. Psikolojisi bozulur." diyenlere.
    Farklılıklara saygı küçük yaşlardan edinilen bir beceridir. Bu beceri için en güzel fırsat ise çocuklarımızın yan yana ders almalarıdır. Bu nedenle çocuğunuzun yetersizlik türü ile kurumun ağırlıklı yetersizlik türünün farklı olmasına bakmaksızın, kurum sizin isteklerinizi karşılayan bir kurumsa kayıt yaptırabilirsiniz.
    Burada okulun giderek belirli bir alanda uzmanlaşması ve çocuğunuz için yetersiz kalması durumunu ihmal etmemeli. Örneğin bir okul işitme yetersizliği konusunda uzman kadro ile donatılmıştır ve çocuğunuzun görme yetersizliği vardır, burada kriterlerinizi karşılasa da kayıt yaptırmamanız daha doğru olacaktır.
  8. Kurum şeffaflığı: Şeffaflıktan kastım gelir gider durumu, kurum içi dinamikler vs. değil. Şeffaflık öğretmenlerin özgeçmişlerinin paylaşılması, kurumda uygulanan programların paylaşılması, değerlendirme sonrası bilginin aileye uzun uzun ve ücretsiz verilmesi gibi noktalar. Bu noktalar sağlanmıyorsa, her adımda bir ücret ödemek durumunda bırakılıyorsanız diğer kriterleri yeniden gözden geçirmekte fayda var.
  9. Sosyal etkinlikler: Rehabilitasyon merkezleri genellikle dışarıya kapalı ve sıklıkla sadece sınıflarda ders yapılan kurumlar haline geldi. Bu nedenle sık sosyal etkinlik yapan, sık sık sınıf dışında dersler yapan kurumları tercih etmenizi öneririm. Kast ettiğim şey bir piknik organizasyonu da olabilir bahçede bir seanslık ders de...
  10. Kurum ile eviniz arasındaki mesafe/ulaşım: Ben prensip olarak şundan yanayım: Araba ile çocuğumun okula ulaşımı yarım saatten fazla sürüyorsa oradan aldığı eğitimin işlevsel olamayacağını düşünüyorum. Okula ulaşmak için yol yorgunluğu çekmek, eve ulaşmak için yol yorgunluğu çekmek çok da keyifli değil. Ders öncesi ve sonrası yorulan çocuk, derste kendini hem zihinsel hem fiziksel olarak yormak istemeyecektir. Bu nedenle evinize ne kadar yakın o kadar iyi. Ancak evinize yakın diye diğer kriterleri görmezden gelmemek de önemli.
  11. İlk görüşme: Şimdi minik ipuçları zamanı:
    • Randevu verilmesi önemli. Görüşme esnasında "Gelin bakalım bakarız." gibi bir üslup varsa gitmeyin bile diyebilirim. Bir saat verilmesi ve görüşülecek olan kişinin kim olduğunun net olması önemli.
    • İlk görüşmeyi sizinle kim yapıyor, önemli. Kurum müdürü ise bu olumlu bir durumdur; ancak o seanslık öğretmenin boş olması sebebiyle öğretmen sizinle görüşüyorsa bu sıkıntılı bir durumdur. Bu, şu demektir: Programımız yok, denk geldi, oldu. Bu nedenle kiminle randevulaşıyorsanız onunla görüşmelisiniz.
    • Görüşmede sıklıkla eğitsel konular görüşülüyor mu buna dikkat edin. Daha çok ilaç, diyet, takviye gibi konular konuşuluyorsa siz eğitimle ilgili konulara girin ve bilgi alın.
    • Görüşmeye gitmeden önce okulu internetten, biliyor olabilecek kişilerden araştırın ve sorular hazırlayın.
    • Aklınızdaki her soruyu not alarak gidin, bu soruların her birini ayrı ayrı sorun. Sizin için önemli olan soruların cevaplarını ayrıca not alın. Bunlar karar verme sürecinizde çok önemli.
    • Okulu gezin, tuvaletlerini kullanın, olumsuz bir durum ile karşılaşırsanız sorun  ve nedenini öğrenin. O anlık bir tuvalet kirliliği mi yoksa hep mi böyle bilin. Temiz bir okul çok önemlidir. Bu temizlik özenin ve ilginin göstergesidir.
    • Buna ek olarak sınıflarda ders yapıldığı belli oluyor mu görün.Panolar dolu mu, duvarlarda çocukların ürünleri var mı, "sınıf kokusu" var mı bakın.
    • Okulu gezerken seanslar sürüyorsa sınıflardan gelen seslere dikkat edin. Sinirli, asabi ya da fazla yorulmuş öğretmen sesleri duyarsanız durumu tekrar sorgulayın.
    • "Bedava", "ücretsiz" kelimelerine odaklanmayın. Bedava masaj çocuğunuza hiçbir şey katmayabilir ama "aile rehberliği" size çok şey katar bunu unutmayın.
    • İlk görüşmeye çocuğunuz olmadan gidin, okul içinize sinerse ikinci görüşmeye değerlendirme amaçlı çocuğunuz ile gidin. Değerlendirme sonucuna ve çocuğunuzun kurumdaki durumuna göre kararınızı verin.
Ben bir özel gereksinimli birey annesi olsam mutlaka bu kriterleri ayrı ayrı değerlendirir ve kuruma öyle kayıt yaptırırdım. Çünkü rehabilitasyon merkezleri erken yaşlarda eğitim alabildiğiniz tek kurum olma özelliğinde. İlerleyen dönemde kaynaştırma süreci başlasa dahi, çocuğunuzun destek eğitim aldığı kurum olmaya devam edecek bu kurumlar. İyi bir kurum bulduğunuzda ömürlük bir destek bulduğunuzu düşünebilirsiniz. Çocuğunuz mezun olsa dahi sizi destekleyen bir yerin olması sizce de harika olmaz mı?
Umarım sizler için yararlı bir yazı olmuştur. Fikir veren ve yeni bilgiye ulaşmayı heveslendiren bir yazı olması için elimden geleni yaptım.
Haftaya görüşmek üzere. Sevgilerimle.

21 Ocak 2019 Pazartesi

Kameralı Görüntüleme Sistemi ve Diğer Unsurlar



Merhabalar. Bu hafta hepimizin hayatının bir köşesinde bulunan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ve bu merkezlerin son dönemde yaşadıkları kameralı görüntüleme sistemi sorunları ve avantajları hakkında yazmak istedim. Güncel konular hakkında hep birlikte bir fikir oluşturmalıyız ki özel eğitim daha güzel yerlere gelebilsin.
...
Biliyorsunuz, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri adı kötüye çıkmış merkezler. Yedi senedir bu merkezlerde çalışan biri olarak ne kadar uğraştıysam temizlemenin çok da mümkün olmadığını görüyorum. Nedeni basit. Eğitimden bihaber insanların sadece ticari kaygılarla atıldıkları ve süreci oldukça yozlaştırdıkları merkezler vardı eskiden. Şimdi var mı bilemem ancak hepimizin kulağına şehir efsaneleri geliyor, biliyorum. Vermediği dersin ücretini devletten alan okullar, ailelere çeşitli hediyeler vererek kayıtlar yapan okullar, sosyal hizmet uzmanlarını derslere alan okullar, ailelere "para" veren okullar, çocuklara şiddet uygulanan okullar, farklı uzmanlık alanlarını farklı şekilde tanıtan okullar... Birçok söylenti var. Ne kadarı, kimin için doğru bilemiyorum. İşte bu sebeplerle özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin namı pek kötü. Düzeltmek ise hepimizin elinde!

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri; ülkemizde özel eğitimin lokomotifi görevindeler. Neden mi? Öğrenciye bire bir destek eğitim verilen, RAM'dan öngörülen BEP'inin "doğru düzgün" uygulandığı tek merkezler. Özel gereksinimli bireylerin her türlü ihtiyaçları bu kurumlarda karşılanıyor ve karşılanması öğretiliyor. Ayrıca özel eğitim sürecinin maliyetini bu merkezler devletin sırtından alarak azaltıyor ve ekonomiye büyük bir destek sağlıyor. "Atanamayan öğretmenler" sorunu bu merkezler sayesinde biraz olsun çözülmüş oluyor, soru işaretleri ile dolu olsa da. Ayrıca bu merkezlerde ebeveynlere sağlanan sosyal ve eğitsel haklar ve fırsatlar da oldukça değerli. Bu süreçte böylesi aktif ve büyük rol oynayan merkezlerin namının kötü olması pek acı. Bu merkezlerin asıl varlık sebebini, erdemlerini ve doğrularını hep birlikte anlatmalıyız.

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin namını güzelleştirmek için atılan adımların en büyüğü Milli Eğitim Bakanlığı'ndan geldi. Biz alanda ufak ufak uğraşırken böyle bir adım benim gibi düşünen herkesi mutlu etti.

Son dönemde özellikle devletten yüklü miktarlarda haksız kazanç sağlayan kurumların önüne geçebilmek için kameralı görüntüleme sistemi adı altında bir düzenleme getirildi. Ben bu düzenlemeyi sonuna kadar destekleyen bir öğretmenim. Girdiğim çıktığım ders devletçe takip edilsin, sorun olduğunda benim yerime hesap sorulsun isterim. Ancak burada birçok soru işareti ile karşı karşıyayız.

Birincisi mahremiyet. Benim çalıştığım kurumda sorun olacağını düşünerek ailelerime tek tek sormuştum, ancak bu konuda herhangi bir sorun yaşamamıştım. Sonradan duydum ki, başka okullarda bazı aileler çocuklarının kameralı görüntüleme sistemlerinin önünden geçmesini onaylamamışlar. Bu, kimimize abartılı gelse de mahremiyet açısından saygı duyulması gereken bir düşünce. İşin tuhafı; yetkililer anne ya da babanın kameradan görünmesi değil çocuğun görünmesi şartını arıyorlar. Nasıl çözülecek bu durum bilemiyorum ancak düzenleme getirileceğinden eminim.

Bir diğer sorun ise kamera sistemlerinde oluşan hataların ilkinde para, ikincisinde kurum kapatma cezası olması. Çok gaddarca değil mi? Düşünsenize; bir okula emek verip ayakta tutuyorsunuz ve elinizde olmayan gerekçelerle hatalar oluşuyor ve kurumunuz kapatılıyor. Oradan eğitim alan çocuklar ne olacaklar peki?! Düşünmesi bile beni ürkütüyor. Bununla ilgili düzenleme getirileceğini düşünüyorum.

Öte yandan evde eğitim alan, okula gelemeyen çocuklarımızın durumu var. En, en, en büyük sorun da burada. SMA hastası, makineye bağlı yaşayan ya da evinden ayrılması çeşitli sebeplerle mümkün olmayan çocukların eğitimi bu düzenleme ile rafa kaldırılmış oluyor. Birçok dernek ayaklandı, birçok uzman görüşlerini sundu ancak bu konuda herhangi bir düzenleme yapılmadı. Örneğin benim birkaç öğrencim geçirdikleri rahatsızlıklar sebebiyle hastanede yattılar ve gelemediler. Bu geçici bir durumken bile aileler raporlarının iptal olması tehdidine karşın çocuklarını okula getirdi. Peki ya hiçbir zaman gelemiyor olanlar?
Eski çalıştığım bir kurumda, yakındaki lojmana gidip çocuklarımıza eğitim veriyorduk. Çok da verimli bir süreç oluyordu. Şimdi o çocuklar kamerada görünmedikleri için eğitim alamıyorlar. Ne olacağını çok merak ediyorum. Kaygıyla haberleri, gelişmeleri takip ediyorum. Bu konuda en acilinden düzenleme yapılması gerektiği görüşündeyim.

Geçtiğimiz gün kurum sahiplerinin olduğu bir toplantıya katıldım. Derse, telafiye, telafinin telafisine gelmeyen aileler olduğunu duydum ve şükrettim. Bizim okulumuz küçük bir okul olduğundan her aileyi her uzman tanır ve ona göre programını şekillendirebiliriz ancak daha büyük kurumlarda bu pek mümkün değil. Bu nedenle okulun programına ailelerin daha sert şekilde uymaları gerekebiliyor. Uyulmaması durumunda kurumlar büyük zararlara uğruyor. Normalde randevu sistemi ile çalışılan yerlerde randevuya gelinmese dahi o seansın ücretinin 1/3'i alınır, rehabilitasyon merkezlerinde o seansta öğretmen bomboş beklese dahi hiçbir ücret alınmıyor. Burada aile ile kurum karşı karşıya gelmiş oluyor. Hatta şu an benim öngöremediğimden daha fazla sorun yaşanıyor bile olabilir.

Öte yandan artık derse gelmeyen çocukların üzerinden fatura kesmeler, ücret almalar kalmadı. (Yani en azından öyle umuyorum.) Misler gibi, tertemiz bir sistem oldu. Bu, bence harika bir şey. Sistemin problemleri olduğu gibi; asıl hedefi olan usulsüzlüklere de engel olma durumu başarılı oldu diyebiliriz, ne dersiniz?!

Bir de açık konuşmak gerekirse, okulun girişine koyulan kamera dersin yapılıp yapılmadığını nasıl kanıtlasın? Değil mi? Gerçek erdem ve ahlak sahibi insan o kameraya ihtiyaç duymadan aldığı ücretin hakkını verir zaten. Ben bu görüşten yanayım.

Değerli uzmanlar, anneler ve babalar; sizler bu süreci nasıl yaşıyorsunuz? Sizin başınıza neler geliyor? Yorum bölümüne yazarsanız çok sevinirim.

Umarım olumlu hedeflerle atılan bu adımlar yerli yerine oturur ve herkesi memnun eden bir sisteme evrilir. Böylece çocuklarımız daha kaliteli ve daha sağlıklı bir eğitim alabilirler özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden. Umarım.

Haftaya görüşmek üzere, sevgilerimle.