doç. dr. onur kurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doç. dr. onur kurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2017 Pazartesi

Zihin Kuramı nedir?



1978 yılında Premack ve Woodruff’un ortaya koyduğu “zihin kuramı” ile ilgili yazımdan herkese merhaba. Bu yazımın kaynak semineri yine GeYeSe-2017’de sunum yapan değerli hocalarımız Yrd. Doç. Dr. Oktay Taymaz Sarı ve Doç. Dr. Onur Özdemir’in sunumlardır. En verimli ve ilgimi çeken seminer bu seminerdi, itiraf etmeden geçemeyeceğim. Biz özel eğitimcilerin her zaman bildiği, cebinde duran ancak nasıl çalışması gerektiğini bilmediği bir beceri “zihin kuramı”. Umarım bu yazımda sizlere zihin kuramını tanıtabilirim.
Yukarıda da bahsettiğim gibi yeni bir tarihte ortaya konan bir beceri değil aslında bu. Tam 39 yıl önce ortaya konmuş ve üzerinde çalışmalar yapılmış. Peki “zihin kuramı” nedir? Temel olarak “kendine ve başkasına zihinsel durumlarla ilgili atıfta bulunmak” denebilir. Örneğin ben annemin beni sevdiğini biliyorum. Yine ben annemin kardeşimi sevdiğini biliyorum. Kardeşim, benim, annemin onu sevdiğini bildiğimi biliyor. Bunun gibi akıl yürütme becerilerine biz “zihin kuramı” diyoruz. Artık zihin kuramını tırnak işaretinin içinden çıkarmanın vakti geldi. Kısaca başkalarının düşüncelerine dair kuramlar, sayıltılar, ihtimaller ve düşünceler diyebiliriz.

Zihin kuramının gelişiminden bahsedelim şimdi de.
Dil gelişimi ile beraber başkasının bakış açısını anlama becerisi edinilir. İki yaş civarında duygularını ve arzularını anlamaya başlar insanlar. Yine bu yaş döneminde rol yapma, hayal etme ve mış gibi oyunları edinilir. Üç yaşa doğru planlı aldatmaca öğrenilirken üç yaş sonrasında artık “düşünmek” ve “inanmak” gibi kelimeleri anlayarak kullanmaya başlar.
Zihin kuramı da tıpkı diğer gelişim alanları gibi belirli bir yaştan sonra gelişmeye başlayan ve her bireyde farklı hızda ilerleyen bir gelişim alanı. Aynı yaştaki bireylerde farklı zihin kuramı algıları olabilmekte, bu da gelişimin doğası gereği olan bir şey. Gelişim ilerledikçe düşünülen nesneler ve düşünceler farklılıklar göstermekte. Zihnimizdekilerin, düşündüklerimizin birbirinden farklı olduğu algısı zamanla edindiğimiz ve öğrendiğimiz bir beceri aslında. Yine gerçeklerle inançların farklı olduğu algısı zihin kuramının bir parçası. Plan ve uygulamaların arasındaki fark da yine bu beceri ile ilgili. Empatik olmayan ve katı kişilerde bu becerinin gelişmediğini yani zihinsel durumların bireyden bireye farklılık gösterdiği algısının olmadığını söyleyebiliriz.

Zihin kuramının birleşenleri nelerdir?
  1. Bir şeye ilgi duyma
  2. Seçim yapabilme
  3. Deneyim aktarma
  4. Tahmin edebilme
  5. Özetleme ve anlam çıkarma
  6. Problem çözme
  7. Kategori yapabilme
  8. Benzerlik ve farklılıkları fark edebilme
  9. Duyguların ve düşüncelerin farkında olma
  10. Ana fikri ayırt edebilme
  11. Başkalarının duygu ve düşüncelerinin farkında olma
  12. Mecazları ve belirsiz ifadeleri anlayabilme
  13. İmaları anlama
  14. Bilginin doğruluğunu değerlendirebilme
  15. Kendi yetilerinin ve düşüncelerinin farkında olma
  16. Başkalarının duygu ve düşüncelerinin farkında olma


Zihin kuramı için önkoşul beceriler nelerdir?
  • Kendinin farkında olma
  • Bedeninin nerede başlayıp bittiğini fark etme
  • Arkasının farkında olma
  • İsmine tepki verme
  • Yakın çevresinin farkında olma
  • İhtiyacı olduğunda yardım isteme
  • Ortak dikkat
  • İlgi duyma (Aktiviteye, nesneye, kişiye, konuşan kişiye)


Otizm – Zihin Kuramı İlişkisine bakalım şimdi de.
Otizm tanısı almış bireyler, bilgileri dahilinde olan bir şeyin herkes tarafından bilindiğini sanırlar. Yani kendileri için gerçek olana herkesin inandığını düşünürler. Ancak yukarıda da değindiğim gibi herkesin zihnindeki gerçek farklıdır ve otizmli bireyler bunu ayırt edemezler.
Yapılan çalışmalarda zeka bölümü otizmli çocukların çok gerisinde olan down sendromlu bireylerin zihin kuramı sorularında gayet başarılı olduğu ancak otizmli çocukların çok geride kaldıkları görülmüştür. Buradan zihin kuramının zeka puanı ile ilgili olmadığı sonucunu çıkarabilir miyiz, ne dersiniz?
Sosyal girdiyi giriş sistemleri ve üst düzey mekanizmalar sağlar. Otizmli bireyler üst düzey mekanizmaları bilişsel olarak kullanamıyorlar. Giriş sistemleri daha başarılı. Giriş sistemindeki beceriler göz takibi, yüzü tanıma gibi belirli uyarıcılara duyarlı becerilerdir. Bunun bir üstünde ise ortak dikkat, göz teması, çalışan hafıza gibi üst düzey mekanizmalar vardır ve otizmli bireyler bu becerilerde zorlanmaktadırlar. Üst düzey mekanizmalarında sıkıntısının olmasının sebebi ise zihin kuramı. Zihin kuramı gelişimi yetersiz olduğundan ve desteklenmediğinden üst düzey bilişsel mekanizmalar yetersiz kalıyor.
Görsel-uzaysal ilişkiye kendi vücudunu da ekliyorlar. Yani bireysel olarak kendi vücutlarını ayrı bir parça olarak değerlendiremiyorlar.
Otizmli bireyler başkalarının davranışlarının sebebini onların gözünden göremediklerinden bu davranışları anlamlandıramamakta ya da yanlış anlamlandırarak yanlış tepkiler vermektedirler. Örneğin siz sıcak tencereye dokununca sertçe elinizi çekip soğutmak için ağzınıza aldığınızda otizmli bir birey bunu tencereyi tuttuktan sonra yapılması gereken bir ritüel gibi algılayabilir. Tencerenin sıcak olduğu ve sizin sıcaktan elinizin yandığı bilgisini vermeniz gerekebilir. Yani otizmli bireyler diğer insanların kendilerinden farklı görüş ve düşünceleri olabileceğini fark edememektedirler. Sosyal anlamda farklı gelen davranışları aslında zihin kuramından. Herkesin kendi gibi düşündüğünü sanan otizmli birey sosyal kuralların çok uzağında davranabiliyor. İşte bu nedenle otizmli bireylerde zihin kuramı en çok desteklenmesi gereken konu.


Bir sonraki yazımda da zihin kuramını desteklemek için bu yazıyı temel alan etkinlikler önereceğim. Umarım zihin kuramının ne olduğu,  aslında hangi çocuklar için dikkat etmemiz ve desteklememiz gerektiği ile ilgili bilgi veren kullanışlı bir yazı olmuştur. Şimdiden kolaylıklar diliyorum, sevgiler.

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Bir Alternatif ve Destekleyici İletişim Mobil Uygulaması: Dokun Konuş



Merhabalar. Gelişim Yetersizliği Sempozyumu süresince edindiğim bilgileri paylaşmaya devam ediyorum. Bu haftaki kaynak seminerim Doç. Dr. Onur Kurt ve Dr. Derya Genç Tosun’un beraber sundukları “Bir Alternatif ve Destekleyici İletişim Mobil Uygulaması Dokun Konuş”.

Hocalarımız sunumlarına otizmin tanısını yaparak başladılar ve önemli iki noktanın altını çizdiler. Birincisi otizmin tanı kriterlerinden olan “dil ve konuşma becerilerinde güçlük” ifadesi artık tanı kriteri olmaktan çıkarıldı. Ancak “sosyal becerilerde yetersizlik” tanı kriteri olmaya devam ediyor. Bu beceri ise tamamen dille ilgili. Bu önemli bir bilgiydi. İkinci bir bilgi ise otizmli bireylerin %25-30 civarındaki kısmı etkili ve yeterli eğitim almalarına rağmen konuşma becerilerinde ilerleme kaydedemiyorlar ve konuşmuyorlar. Bu ilkinden daha da önemli bir bilgi. (Ancak otizmli bireylerin velileri bu yazıyı okuyup umutsuzluğa kapılmamalı. Nedeni ise şu: Her birey farklıdır ve konuşma oldukça göreceli bir ifadedir.)

İşte bu %25-30 gibi aslında ciddi bir kesimin ihtiyacı olan şey alternatif ve destekleyici iletişim olabilir. Bu iletişim yöntemlerine hepimizin bildiği işaret dilini örnek olarak verebilirim. Bu seminerde ise bize “Dokun Konuş” isimli bir mobil uygulama tanıtıldı.

Peki nedir bu Dokun Konuş? Bir mobil uygulama. Çocuğunuzun kullanmasını istediğiniz kelimelerin fotoğraflarını yükleyerek ve isimlerini kaydederek, çocuğunuzun örneğin “Su istiyorum.” resimlerine tıklaması ile kendisini ifade etmesine dayanan bir uygulamadır. Örneğin çocuğunuz makarnayı çok seviyor ve siz de mobil uygulamaya bununla ilgili bütün kelime, resim ve sesleri yüklediniz. Çocuğunuz yemek kategorisine girip makarnayı seçerek mobil cihazın sesli şekilde “Makarna yemek istiyorum.” demesini sağlar ve siz de ona makarnasını verirsiniz. Ya da başka bir örnek; basketbol oynamayı çok seven bir çocuğunuz var ve bunu sözel olarak ifade edemiyor. Uygun kategoriden basketbol resmini bulup üzerine dokunduğunda “Basketbol.” kelimesi sesletilir ve siz de çocuğunuza basketbol oynaması konusunda yardımcı olabilirsiniz. Bu örnekler saymakla bitmez. Kısaca dil ve konuşma becerilerini ne yapılırsa yapılsın edinememiş bireylerin bizimle iletişim kurması için oluşturulmuş bir mobil sistem karşınızda.

Dokun Konuş isimli uygulamanın özellikleri ise şöyle:
  • Bireyselleştirilmeye açık. Yazılımı; yetişkin, kendi düzenlediği için özel gereksinimli bireyin özelliklerine göre yapılandırmak mümkün.
  • Birden fazla çocuk için tek cihaz kullanımını destekliyor. Bu da demek oluyor ki okullarda, grup seanslarında bu uygulama kullanılabilir.
  • Kategoriler, fotoğraflar, ses kayıtları eklenebilir ve bunlar çocuğunuzun beğenilerine göre şekillendirilebilir.
  • Ayrıca özel gereksinimli bireyin uygulamadan çıkmasını engelleyen bir kilit sistemi de mevcuttur. Çocuğunuzun uygulamadan çıkıp cihazın istemediğiniz bölümlerine ulaşmasını engeller.
  • Sadece otizmde değil diğer farklı yetersizlik alanlarında da eğer bireylerin ihtiyacı varsa kullanılabilir.

Dokun Konuş uygulamaları sonucunda %80 başarı elde edilmiş. Üç ay içerisinde de bu mobil uygulama ile iletişim becerileri öğretilen çocukların iletişim davranışları kalıcı hale gelmiş. "Miş" diyorum ama hocalarımız uyguladıkları deneyimlerini birinci ağızdan bize sundular ve bu müthiş bir başarı.

Şimdi aklınıza gelen soru şu olabilir: Eğer ilerde çocuğum konuşacaksa bu engel olur mu? Hocalarımızın cevabı net bir şekilde “Hayır.”. Çünkü yapılan araştırmalarda bu uygulama ve benzeri uygulamaları kullanan bireylerde dil ve konuşma becerilerinde de bir ilerleme olduğu gözlemlenmiştir.

Burada vurgulamam gereken önemli nokta var: Böyle bir alternatif ve destekleyici iletişim yönteminin uygulanmasına aile ve öğretmen beraber karar vermelidir. Öğretmenin haberi olmaksızın birkaç yazı okuyarak ve uygulamayı indirerek, ailelerin bu uygulamayı kullanmaya başlaması yararlı olmayacaktır. Çocuğunuzun yaşamının her alanında, kayıtlar tutularak, öğrenimin gerçekleşip gerçekleşmediğini görerek uygulamak mühim. Birbirinden bağımsız olarak kullanan yetişkinler kalıcı sonuçlar elde edemezler. Bu bilgiyi ihmal etmemek gerek.

Umarım sizler için anlamlı ve kullanışlı bir yazı olmuştur. Soru, öneri ve görüşlerinizi her zaman bekliyorum. Şimdiden kolaylıklar. Sevgiler.