evde eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evde eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2024 Salı

RemAutism




Merhaba. Geçtiğimiz hafta 22 Kasım 2024 tarihinde Ankara Üniversitesi tarafından organize edilen bir projenin tanıtım toplantısına katıldım. Beni heveslendiren ve ilgimi çeken bir platform ile tanışınca sizinle de tanıştırmak istedim. Yazımda; önce projeyi size tanıtmayı, ardından aldığım notları ve bu projede olumlu ve olumsuz bulduğum özellikleri sizinle paylaşmayı planlıyorum. Hadi başlayalım.

RemAutism Nedir?

RemAutism özellikle yetişkin otizmli bireylerin evde eğitimini desteklemek için oluşturulmuş bir platform. Bu platformda hem evde eğitim desteği verebilmek adına aileler bilgilendirilirken hem de öğretmenler dijital platformları kullanma konusunda destekleniyor. Çok yönlü bir platform olduğu için de hem profesyoneller, hem profesyonel adayları hem de aileler bu platformdan yararlanabiliyor.

Toplantıda yapılan kısa tanıtım oturumunda gördüğüm kadarıyla blog yazıları ile bilgiler tazelenirken bir yandan da forumlar sayesinde karşılıklı etkileşim de destekleniyor. Eğitici videolarla hem ailelere hem de öğretmenlere uygulamaları nasıl yapacakları konusunda model de olunuyor. Sadece yazılar üzerinden değil videolar üzerinden de bir “öğretme” süreci mevcut.

Bunun yanında psikolojik destek alanı mevcut. Bu alanın rehber öğretmenler aracılığıyla yapılmış olması da burada eklenmesi gereken bir bilgi.

Kısaca bu platform özel eğitim camiası tarafından kullanılabilecek bir Facebook gibi. Kendi profilinizi oluşturup bu profil üzerinden blog yazıları okuyarak, forumlarda fikirlerinizi belirterek ve yeni bilgiler öğrenerek, videolardan öğretmenlik ya da olumlu ebeveynlik becerilerinizi geliştirebileceğiniz bir platform.

İlginizi çektiyse şuradan üyeliğinizi oluşturabilirsiniz: https://remautismplatform.com/

 

Toplantıdan aldığım notlar:

Öğretmenlerde, özellikle meslekteki deneyimi arttıkça dijitalleşmenin azaldığını öğrenmek beni kaygılandırdı. Bunu kendi mesleki yaşantımda da deneyimlediğim için kulağıma küpe edindiğim bir cümle oldu. Yeni mezun öğretmen arkadaşlar dijital içerikleri daha rahat üretip uygularken bizim gibi birkaç yıl deneyime sahip uzmanların bu konuda desteğe ihtiyacı olduğunu öğrendim. O toplantıdan bu yana buna kafa yoruyorum.

Duyu bütünleme bizim mezun olduğumuz dönemde kanıt temelli bir yöntem olarak sunulmaz iken artık birçok çalışma ile geçerliği, güvenirliği defalarca ortaya konduğundan kanıt temelli bir yöntem olarak sunulmakta. Kendi okulumda bu hizmeti sunduğum için ayrıca mutlu oldum. Günümüzde çoğu merkez bu hizmeti verirken özel eğitim uygulama okullarında bu alan için hazırlanan sınıf uygulamaları da başlamıştı. Bu birbirini destekleyen süreçler ne harika değil mi?!

Dil ve iletişim becerilerinde hedefimiz davranış düzenleme yani istek belirtme, sosyal etkileşim yani ilgi paylaşımı ve ortak dikkat yani yorumlama olmalı. Sıklıkla bizim yaptığımız şey davranış düzenleme olmaktaymış. Sahiden de dönüp baktığımda dil ve iletişim becerilerini desteklerken sıklıkla sadece istek ifadesi çalışıldığını ve modüllerin de bize bunu önerdiğini gördüm. İlgi ve yorumu işin içine kattığımızda özellikle otizmli bireylerin daha yetkin şekilde dili kullanacağı bilimsel şekilde kanıtlanmış. Kendi ders içeriklerimi bu bilgi ışığında yenilemeye karar verdi.

Ortalama gelişim gösteren bireylerde alıcı sözcük dağarcığı altmışken, ifade edici sözcük dağarcığı bir olarak ölçülüyormuş. Bu sayılar net olmasa da çarpıcı olması açısından bence fikir verici. Ancak otizmli bireylerde bir olan alıcı sözcük dağarcığına karşılık bir kelimelik ifade edici sözcük dağarcığı görülüyormuş. Bu bilgi otizmli bireylerin alıcı dil becerilerini desteklemenin ifade edici dil becerilerini nasıl etkilediği konusunda fikir sahibi olmamızı sağlıyor.

RemAutism'in bana göre desteklenmesi gereken yanları:

Toplantıya bu platformu daha iyi getirmek için bizlerden görüş almak amacıyla davet edildiğimi düşündüğümden toplantı boyunca olumlu ve olumsuz görüşlerimi ayrıca not aldım. Toplantının sonunda paylaştığım görüşlerimden sonra benim dışımda kimsenin eleştirel bakmadığını, sadece “Çok iyi oldu.”larla dönüş yaptıklarını gördüm. Ortaya konan ürünlerin eleştirilmesi konusu ben mezun olduğumda da bu şekildeydi, şimdi de bu şekilde imiş. 13 yıldır değişmeyen eleştiri kültürü beni biraz üzdü. Ancak kullanıcı adaylarına fikir vermesi ve ilerleyen dönemde bu platformu güncelleme fikri olan uzmanlara benim görüşlerimi hatırlatması açısından buraya da not almak istiyorum.

Platformun dili İngilizce ve otomatik çeviride maalesef çeviri aksaklıkları söz konusu. Ailelerin ya da İngilizcesi yeterli olmayan uzmanların bu konuda zorlanabileceğini düşünmekteyim.

Yüklenen videoların tamamını izlemedim ancak izlettirilen videolarda çok eski öğretmenlik becerilerinin sergilendiğini görmem sebebiyle videoların yeterli olmadığını düşündüm. Günümüz uygulamaları artık çok başka noktalarda diye düşünüyorum.

Bu platform 8 aile ve 32 öğretmen ile yapılan çalışmalar sonucunda oluşturulmuş. Burada, yola çıkarken hedeflenen sayıların çok üzerinde olunduğu için olumlu bir durum olduğu söylense de bu sayıların az olduğu fikri oluştu bende. Çünkü 8 aile bir platformu geliştirmek için az bir sayıdır ve örnekleri sağlıklı şekilde yansıtmaz diye düşünüyorum.

Bilişsel becerileri yeterli olmayan aileler için platformun uygulanabilirliğinden çok emin olamadım. Bu nedenle bu platformu kullanırken daha çok PDF paylaşma, video paylaşma gibi ödevlendirmeleri kullanılabileceğini düşündüm.


RemAutism'in bana göre olumlu yanları

Karmaşık bilgiyi sade bir şekilde sunma çabası çok kıymetliydi. Özel eğitimle ilgili hepimiz bildiklerimizi bu platformda paylaşırsak çok kıymetli bir platform haline geleceği ortada. Sadece bu bilgi bile bu platformun değerini kat kat arttırmakta.

İçerisinde psikolojik destek süreçlerini de içeren bilgilerin olması ayrıca önemli. Çünkü halihazırda hem ailelerin hem de özel gereksinimli bireylerin psikolojik süreçleri konusunda yapılan çalışmaların sınırlığını hepimiz biliyoruz.

Son dönemde sorguladığımız özel gereksinimli bireylerin motivasyonunu sağlama konusunda evin destek olması kısmında bu platformun destek olacağı şüphesiz. Ailelere vereceğimiz eğitim ve desteklerle bireylerin motivasyonunu artırmak daha kolay olacaktır.

Bilimsel bilginin uygulamaya bu şekilde dönmesi ayrıca takdir edilesi. Biz uygulayıcılar üniversitelerin yaptığı çalışmalardan ya çok geç haberdar oluyoruz ya da hiç haberdar olamıyoruz. Bu platform sayesinde hem hızlıca haberdar olacağız hem de üniversitelerin bizlerle bağlantı kurması daha da kolay hale gelmiş olacak. Bu çok keyifli!

Genel olarak bu olumlu özellikleri ile bu platform beni çok heveslendirdi ve heyecanlandırdı. Ben de hem blog yazılarımı ekleyerek hem de ailelerimizle oradaki yazıları paylaşarak bu platformun büyümesine ve hak ettiği yere gelmesine destek olmayı planlıyorum. Yukarıda bahsettiğim olumsuzluklar da zamanla onarılacağından bugünkünden çok daha işlevsel bir platform haline geleceğine eminim. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Umarım sizin için faydalı ve fikir veren bir yazı olmuştur. Sonraki yazımda görüşmek üzere.


4 Haziran 2018 Pazartesi

Yaz Tatilinde Çocuğumuz Fark Etmeden Ders Yapalım ama Nasıl?




Herkese merhabalar. Okulların kapandığı ve koskoca üç aylık tatilin başladığı şu dönemde, rehabilitasyon merkezlerinde çalışan biz öğretmenler için acıklı günler geldi sanabilirsiniz. Ancak biz bu yaz tatillerinin gelmesini farklı algılayan öğretmenler olarak kendimizi şanslı görüyor ve çocuklarımızla kesintisiz eğitimin tadını çıkarıyoruz. Kesintisiz eğitim olunca neler mi oluyor? Hadi madde madde sayayım size:

  • Herhangi bir kesinti olmadığı için alışma günleri ya da ayları olmuyor. Böylece boşa giden bir süreç hiç olmuyor.
  • Öğrenci unutmuyor, unutmadığı bilgilerin üzerine sürekli yenisini ekliyor.
  • Uygulamaların yapıldığı süre uzadığı için edinilen beceriler de artıyor ve kalıcılık daha iyi sağlanmış oluyor.
  • Her dönem okulda geçmiş olduğu için yaz ile ilgili, kış ile ilgili her konuda etkinlikler yapılabiliyor.
  • Özbakım becerileri her bir mevsim için rahatlıkla çalışılabiliyor.
Daha onlarca sayabilirim ancak konumuz bu olmadığı için dönelim konumuza.

Bu kadar uzun uzun saydım, sürekli eğitimin yararları ve gerekliliği artık özel eğitimde tartışma konusu bile değil. Herkes hemfikir ve sürekli bir eğitimin içinde. Eğitim uygulama okullarına, kaynaştırmaya giden çocuklarımızın hayatlarının büyük bir bölümünü okula geçirdiğini düşünürsek yaz ayları büyük bir boşluk oluşan ve uyaranların azaldığı bir dönemdir. Bu dönemi en verimli şekilde geçirmek ise rehabilitasyon merkezleri rehberliğinde ailelerin sorumluluğu. Verimli geçirmek için ise aileler ne yapacaklarını bilmiyorlar. Benim ise en güzel önerim: gömülü öğretim ve oyun temelli öğretim.

Gömülü öğretim; hedeflerin, çocuklarımıza fark ettirmeden çalışıldığı, oyun içerisinde öğretimin yapıldığı süreçlerin tamamıdır. Örneğin bahçede ayrık otlarını toplama çalışırken el-göz koordinasyonu çalışmak, evcilik oynarken ev eşyalarını ayırt etme çalışmak, sohbet ederken iletişim sürdürme çalışmak gömülü öğretimdir.

Oyun temelli öğretim ise oyunu temel alan, oyun içerisinde öğretim oturumları sunan bir öğretim yöntemidir. Sıklıkla okul öncesi öğretmenleri kullanırlar ancak biz özel eğitim öğretmenleri de gömülü öğretim başlığı altında sık sık bu yöntemi kullanıyoruz. Bu öğretim yönteminde de çocuğumuzun öğretimi fark etmiyor olması önemli. Bu öğretim yönteminde, tek bir etkinlik içinde birden çok gelişim alanı desteklenir ve çocuklarımız eğlenerek farkında olmadan öğrenirler de.
Oyun temelli öğretimi (OTÖ'yü) herkes rahatlıkla kullanabilir çünkü oyun içerisinde hedefi gömdükten sonra sadece oyun oynamak ve oyun esnasında hedef becerinin edinimini sağlamak yeterlidir.

Biz özel eğitimde sıklıkla OTÖ'yü edindilen becerilerin genelleme ve kalıcılık basamaklarını çalışırken kullanıyoruz. Örneğin sağ-sol kavramlarını edindikten sonra kalıcılık oturumlarını oyun organize ederek alıyoruz. Buna dayanarak yaz tatili boyunca, okulda öğrenilen becerilerin evde oyunlarla desteklenmesi ve hatırlatılması oldukça kolay ve rahat olduğunu söyleyebilirim.

OTÖ'yü evde uygulamaya karar verdiniz. İşte size uygulama ipuçları:
  • Bence evde ebeveynler, kardeşler ve akrabalar yeni beceriler öğretmek yerine var olan becerilerin kalıcılığını çalışmalıdırlar. Çünkü ev informal bir alan olduğu için bireylerin burada öğrenmeye açık olmasını beklemek doğru olmayacaktır. İlk hedefiniz, OTÖ ile çalışacağınız becerilerin önceden öğrenilen becerilerin kalıcılığını sağlamak olmalı.
  • Oyunu çocuğunuz kursa da oyun aslında sizin belirlediğiniz sınırlarda gitmeli. Bu, "Oyunu yönetin, şekil verini, oyun esnasında çocuğunuza yönergeler yağdırın." demek değil. Çocuğunuz oyun oynuyor, unutmayın. Yapacağınız küçük dokunuşlarla çocuğunuzun istediğiniz hedefe gelmesini sağlayın.
  • Çocuğunuz sizinle oyun oynamaya, evdeki kurallar çerçevesinde ayak uydurduktan sonra yavaş yavaş oyun başlatmalarını siz de yapabilirsiniz. Bir anda balkona bir leğen su ile dalmak gibi, yemek esnasında her kaşıktan sonra "Oh mis!" diyerek yansıma ses taklidi fırsatları sunmak gibi...
  • İlerleyen dönemlerde, artık OTÖ'nün prensiplerini edindikten sonra yeni beceriler hedeflenebilir ancak ben evde yeni becerilerin sadece özbakım ve günlük yaşa becerilerinde öğretilmesi gerektiği taraftarıyım. Bu beceri alanlarında yeni yeni hedefler çalışabilirsiniz.
Nasıl uygulamalıyım sorusunun cevabı için ise sizlere yine minik minik önerilerim var:
  • Tatil bitmiş olsa da çocuğunuzun hâlâ okulda olan öğretmeninin yanına uğrayın ve bu sene çocuğunuzun edindiği becerilerin bir listesini isteyin. Bu isteği aynı zamanda rehabilitasyon merkezinde öğretmeninden de isteyebilirsiniz.
  • Bu listedeki becerileri haftalara bölün. Çocuğunuz, yaz tatili bitene dek edinilen her beceriyi bir hafta oyun esnasında deneyimlemiş olsun.
  • Oyunları bir hafta önceden planlayın. Zaten ilerleyen dönemlerde o haftaki amacınızı bildikten sonra çocuğunuzun halihazırda oynadığı oyunlara bu oyunları gömebildiğinizi fark edeceksiniz.
  • Oyunlarınıza katılma ihtimali olan kişilerle önceden bu konuyu konuşun ve bu kişileri süreçten haberdar edin. Bir anda bütün organizasyonunuz boşa gidebilir.
  • Oyun oynadığınızı unutmayın ve aksiliklerde sinirlendiğinizi, kızgınlık duyduğunuzu fark ettiğiniz anda oyundan çıkın ve çocuğunuzun oyununa müdahale etmeyin. En önemli uyarım bu olabilir.
  • Her ortamda oyuna becerileri gömebileceğinizi unutmayın. Aman tatile giidyoruz diyerek bütün bir hafta çocuğunuzun yalnız kalmasına göz yummayın, tatillerde dahi bol bol birlikte oyun oynayın, göreceksiniz tatil daha keyiflik geçecek.
  • Sık sık özbakım fırsatları sunun. Bunları el yıkama, tişört değiştirme, yemek yeme bile olabilir. Bu yaz, çocuğunuz bir miktar bağımsızlaşsın, ne dersiniz?
Umarım sizler için yazınızı şekillendirecek değerli bir yazı olmuştur. Uygulama konusunda yardıma ihtiyacı olan herkes ekranın en üstündeki iletişim bilgilerinden bana kolaylıkla ulaşabilirler.
Haftaya görüşmek üzere, sevgiler.

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Özel Gereksinimli Bireyler için Özbakım Becerilerinin Evde Desteklenmesi



Özbakım; çoğu özel eğitim merkezinde çalışılması ihmal edilen, bazı hevesli öğretmenlerin de yoğunluktan sadece ailelere yönlendirme vererek çalışmak için çabaladığı bir alan. (İtiraf ediyorum, eskiden ben de bu hevesli öğretmen tayfasındandım. Çalışmaya vakit ve ortam bulamadığımdan aileleri yönlendiriyordum.) Özel eğitimin ana hedefi olan bağımsızlaşma için en önemli alanlardan biri olmasına rağmen çoğu aile de çocuklarının 10 yaşında tuvalet eğitimi olmamasına kafa yormazken neden eldeli toplama işlemi yapamıyor diye düşünmekteler. Bu talep sebebiyle de çoğu eğitimci bu alanı ihmal etmekte.
Öğretmenler, uzmanlar ihmal edebilirler ancak anne ve babalar bu alanı ihmal etmemelidirler.  İşin aslı; kimse ihmal etmemeli! Çocuğunuzun bağımsız yaşaması hem sizin hayat kalitenizi arttıracağı gibi hem de çocuğunuza özgüven vererek daha keyifli bir yaşam sürmesine yardımcı olur.
Burada özbakım becerilerinin tanımı ile başlayalım. Özbakım becerileri; bireylerin yaşlarına göre uygulamaları ve bağımsız olarak yapmaları beklenen, kişisel bakım ve temizliği içine alan beceriler bütünüdür.
Tanımdan da anlaşılacağı gibi özbakım becerileri gelişimsel görevlere ek olarak zihnimiz ve vücudumuz geliştikçe yapabilme becerisine sahip olduğumuz ve bağımsız yaşamımıza ve sağlıklı olmamıza yardımcı olan becerilerdir.
Örnek verelim: Diş fırçalama, tırnak kesme, çatal ve kaşık kullanarak yemek yeme, fermuar kapatma, yemek sonrası temizlik becerilerini yerine getirme, ped değiştirme, tıraş olma gibi.

Peki özbakım becerilerinin önemi nedir?
·         Özbakım becerileri gelişimsel bir görevdir. Gelişimsel görevler yaşlar ilerledikçe yaşadığımız gelişim dönemlerinin gereği olarak sahip olmamız gereken özellik ve becerilerdir. Dört yaşındaki bir çocuk artık tuvalete bağımsız olarak gitme becerisini edinmiş olmalıdır. On sekiz yaşındaki bir genç bağımsız tıraş olma becerisini başarıyla yerine getirmelidir. Yirmi dört yaşında bir genç yetişkin bankamatikten bağımsız para çekme ya da fatura yatırma becerisini yerine getirmelidir. Bu nedenle yaşının gereği becerileri yerine getiren birey ruhsal denge, psikolojik doyum açısından tamamlanmış ve güvende hisseden bir birey olacaktır.
·         Özbakım becerileri, bu bakımı dışarıdan bireye veren kişiler açısından oldukça yorucu ve ruhsal açıdan zorlayıcı becerilerdir. Özellikle anneler bu bakımı sağladıkları için kendi bireysel hayatlarını ihmal etmekte ve bu nedenle yetersizlik, doyumsuzluk duygudurumları ile yaşamaktadırlar. Bakım veren kişilerin sağlığı için de özbakım becerilerini bireylerin edinmeleri oldukça önemlidir.
·            Bakım veren kişinin psikolojik durumuna biraz yakından bakacak olursak bazı ebeveynlerde kendini çocuğu üzerinden tanımlama, hayatının anlamını çocuğu üzerinden belirtme görülmektedir. Bu durum çocuğun bağımsızlaşması, kendi yaşamını yaşaması açısından oldukça zararlı bir durumdur. Anne/baba çocuğunun bağımsızlaşabileceği durumları ihmal ederek çocuğunu farkında olarak/olmayarak kendine bağımlı hale getirmektedir. Ailede bunu tespit eden öğretmenler, ailenin psikolojik yardım almaları konusunda acilen adımlar atmalıdır.
·         Özbakım becerileri kapsamında yer alan temizlik alışkanlıkları sebebiyle özbakım becerilerinin edinilip edinilmemesi bireylerin toplumsal olarak kabullenmelerini etkilemektedir. Bu etki sosyal yalıtım, dışlanma, toplumdan ayrı hissetme gibi olumsuz durumlara kadar varabileceği gibi daha farklı psikolojik durumlara dahi sebebiyet vermektedir. Özbakım becerilerini yaşına uygun şekilde öğrenen bireyler bu konuda herhangi bir sorun yaşamamakta ve sosyal olarak kabul görmektedirler.
·         Özbakım becerileri bireylerin sağlık durumlarını da etkileyen önemli bir unsurdur. Kişisel temizlik ve bakım bireyin sağlık koşullarını da etkilediğinden grip, nezle gibi bulaşıcı mevsim hastalıkları; AIDS, HIV gibi daha ileri düzeyde sorunlar yaratan bulaşıcı hastalıklar bireye daha kolay bir şekilde bulaşmaktadır. Bu nedenle sağlıklı olma halinin devamı için özbakım becerilerinin edinilmiş olması büyük bir önem taşımaktadır.

Evde özbakım becerilerinin çalışılması
Hedeflenen davranışın çocuğunuzun gelişim dönemine uygun olup olmadığı ile ilgili öğretmeninizden ya da varsa çocuk gelişimcinizden yardım alın.
·         Hedef davranışı öğretmeninize önermeden önce şu soruları kendinize sorun:
o   Bu davranış çocuğumun şu an ihtiyacı olan bir davranış mı?
o   Bu beceri çocuğumun bağımsızlaşmasına ne kadar katkıda bulunacak?
o   Bu beceri yerine başka bir beceri çalışmak zaman yönetimi açısından daha mı uygun?
o   Bu beceri çocuğumda olmasını istediğim ancak çocuğumun hazır olmadığı bir beceri mi?

Öğretmeninizin sizi yönlendirdiği özbakım becerisini çalışmak üzere kolları sıvadığınızda ilk yapmanız gereken beceri analizi. Beceri analizi bir beceriyi en ince ayrıntısına kadar basamaklandırma işlemidir. (Bununla ilgili ayrıntılı bir yazı haftaya geliyor.)

·         Beceri analizinden sonra nasıl çalışacağınız konusunda öğretmeninizden gerekli yardımı talep edin. Ancak öğretmenlerimizin iş yükü ve çalışma şartları sebebiyle bu konuda yardımcı olamazlarsa iki noktada karar vermeniz gerekli. Çalışırken son basamaktan mı başlamalı ilk basamaktan mı?
o   Son basamaktan başlarsanız (Biz buna geriye doğru zincirleme diyoruz.) diyelim ki dokuz basamaklı bir analiz yaptınız, ilk sekiz basamağı beraber yaptıktan sonra son basamağı çocuğunuz ile çalışıyorsunuz. Dokuzuncu basamak edinilince sekizinci basamağa ardından yedi, altı… Bu şekilde ilk basamağa geldiğinizde bütün bir beceriyi tek başına yapabilen bir çocuğunuz oluyor.
o   İlk basamaktan başlarsanız (Biz buna ileriye doğru zincirleme diyoruz.) yine yukarıdaki dokuz basamaklı beceri örneğinden devam edelim; ilk basamağı öğretip ikinci basamağa geçiyorsunuz. Üç, dört, beş… Son basamağa geldiğinizde bütün basamakları tek başına yapabilir durumda oluyor çocuğunuz.

·         Beceriyi çalışmayı planlamak bu şekilde. Peki çalışırken yardımları nasıl vermelisiniz? Ben size yardımı azaltarak çalışmayı tavsiye edeceğim. Musluk açma becerisinin “Musluğu tutar.” basamağında olduğumuzu varsayalım ve onun üzerinden gidelim.
o   Musluğu tutması için öncelikle çocuğunuza bunu istediğinizi söylemeniz ve beklemeniz gerekiyor. Çocuğunuzun tepkisine göre bu basamağı çalışıp çalışmayacağınıza karar vermelisiniz.
o   Çocuğunuz basamağı başarılı şekilde yaptıysa diğer basamağa geçebilirsiniz.
o   Ancak çocuğunuz tepki vermediyse öncelikle fiziksel yardım kullanmalısınız. Musluğu nasıl tutacağını da anlatarak, elinden tutarak musluğu tutmasını sağlayabilirsiniz.
o   Zamanla, musluğu tutmasını istediğinizde elini götürüp bekleyebilir, musluğa elini koyup durabilir ya da başka bir davranış gösterebilir. Burada kısmi fiziksel yardımı kullanabilirsiniz. Yani elini musluğa uzatmayan çocuğunuzun elini hafifçe musluğa doğru yönlendirebilir ya da musluğu sıkmayan parmaklarına hafifçe dokunabilirsiniz.
o   Diyelim ki artık hem fiziksel hem de kısmi fiziksel yardım ile bağımsız yapıyor. Artık isterseniz önce yönergeyi verip “Musluğu tut.” sonra ona model olabilir ya da sözel ipucu ile “Buradan tutmanı istiyorum.” Diyebilirsiniz.
o   Burada hedefimiz yardımı azaltarak tamamen bağımsız olarak beceriyi yapmasını sağlamak.
o   Dikkat edilmesi gereken hangi yardıma ihtiyacı olduğunu belirlemek ve yardımı azaltma ya da arttırma zamanlarını iyi saptamak.

Peki çalışırken önemli püf noktalar nelerdir?
o   Paralel konuşma: Çalışılan beceri, yapılan hareketler ile ilgili bol bol konuşma yapılmalıdır. “Şu an ellerimizi yıkıyoruz. Parmak aralarımıza da sabunu sürüyoruz. Mis gibi kokuyor.” gibi.
o   Pekiştirme: İllaki bir yiyecek ya da büyük bir ödül gerekmiyor. Başını okşamak, tebrik etmek, bundan mutlu olduğunu belli etmek de bir pekiştirmedir. Daha önce büyük ödüllere ve rüşvete alışmamış bir çocuk bu küçük ödüllerle mutlu olacaktır. “Bugün tek başına tuvalete gittin ve harikasın. / Dişlerin güzel görünüyor. / Bugün masayı harika topladın.” gibi.
o   Öğretilen becerilerin fırsatlarını sunmayı ihmal etmeyin. Dışarı çıkma, akraba ziyareti gibi randevularınızı çocuğunuzun özbakım becerilerindeki hızına göre ayarlayın. Günlük rutininizde öğrenilen becerilere zaman ayırın.
o   Çocuğunuz öğrendiği beceriyi kullanmadığını fark ederse, zaten öğrenmiş olduğu bir beceriyi sizin ona bakım olarak verdiğinizi fark ederse bu beceriyi unutur ve diğer beceri öğrenmelerinde de başarı oranı azalır.

o   Beceri öğreniminde zorlandığında söylenmeyin ve diğer insanların (akraba, çok yakın dost bile olsa) yanında çocuğunuzu rencide edici şekilde bu konudan konuşmayın. Çocuğunuzun anlamayacağını, duymadığını düşünmeyin. Bunu prensip haline getirin.

Umarım sizler için bilgilendirici ve yeni bilgiler için merak uyandırıcı bir yazı olmuştur. Şimdiden herkese çifte bayramı yaşadığımız bu haftanın güzel geçmesini ve her iki bayramın da anlamına vararak geçirdiğiniz özel günleriniz olmasını diliyorum. Sevgiler.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?


Merhabalar. Gelişim Yetersizliği Sempozyumu süresince edindiğim bilgileri paylaşmaya devam ediyorum. Bu hafta da Prof. Dr. İbrahim Diken Hoca’mın her fırsatta kitaplarını her yerde paylaştığım, velilerime her fırsatta önerdiğim konusu ”Doğal Öğretim” olan semineri “2N Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?”yı anlatacağım sizlere.

Instagram’daki @nihan_atlan hesabından ilk paylaştığım kitap İbrahim Hoca’nın bu konudaki kitabıydı. Mutlaka her öğretmenin ve ebeveynin alıp ezberlemesi gereken bir kitap, mutlaka hem de!
Harvard’a göre bir bebeğin ilk beş yıl boyunca beyninde her gün 700 nöral bağlantı gerçekleşiyor, yani yeni şeyler öğreniyor. Bu harika bilgi sebebiyle bu süreçte verilecek eğitim ve ailenin desteği oldukça önem taşıyor. Bu yıllarda çocuğun uyanık olduğu her an değerli ve bir fırsat olarak görülmeli. Bu prensiplerden yola çıkarak da çocuğun uyanık olduğu anlarda en çok etkileşime girdiği kişi önem kazanıyor: Anne, baba, bakıcı ya da öğretmen. Bu kişilerin çocukla nasıl etkileşime girdiği, onunla nasıl vakit geçirdiği önemli.

Doğal öğretim; yaşamın her anında çocuğun farkında olmadığı öğretim seansları yapmak olarak özetlenebilir. Peki bu doğal öğretim nasıl yapılabilir? Örneklerle madde madde gidelim isterseniz.
  • (Ben yazı boyunca “anne” diyeceğim ama sizin çocuğunuzla en çok kim etkileşime giriyorsa siz onu düşünerek okuyabilirsiniz.) Evde oyunlar oynarken anne, çocuğun liderliğini ve ilgilerini takip etmeli. Zorla kendi istediği ve ilgisini çeken ya da öğretmek istediği hedefe göre oyunlar oynatmaya çalışmamalı. Çocuk böylece kendisi yeni şeyler deneyimlerken bir yandan da model almayı öğrenecek ve yanındaki yetişkinden de birçok şey öğrenebilecektir.
  • Anne; oyun oynanmıyorken, örneğin yemek yerken ya da bezini değiştirirken cümleleri ile çocuğun yaşantılarını anlamlı hale getirmeli. “Şimdi içinde kaka olan bezi aldım. Hııı, pis de kokuyor. Bunu hemen çöpe attım ve şimdi tertemiz bir bez getirdim. Bak bu ne kadar temiz.” gibi cümlelerle daha konuşmayan ancak sizi takip eden çocuğunuz için hareketlerinizi anlamlı hale getirebilirsiniz. Burada çocuğun yaptığı davranışları da betimleyebilirsiniz. Biz buna paralel konuşma diyoruz. Örneğin: “Oh oh ne güzel tencereyi aldın. İçine yiyecekleri koydun. Hızlı hızlı karıştırdın. Harika bir yemek hazırlıyorsun.” gibi.
  • Arada sırada çocuğunuzu taklit ederseniz, onun ilgisine göre adımlar atarsanız göreceksiniz ki çocuğunuz da sizi taklit ediyor ve sizi izliyor. Bu, sürecin daha kaliteli ve keyifli olmasını sağlayacaktır. Böylece hedeflediğiniz her davranışı farkında olmadan çalışmış olacaksınız.
  • Çocuğunuzun çıkardığı her ses önemli. Çıkarılan her sese uygun ve içten tepkiler vermek de önemli. Henüz konuşmayan ya da tek tük kelimelerle konuşan çocuğunuza verdiğiniz tepkilerle “Seni dinliyorum. Seni önemsiyorum.” mesajı verirsiniz ve çocuğunuz konuşmak için heves duyar. Burada tutarlı olmak ve her fırsatı kullanmak önemli.
  • Doğal öğretimi benimseyen her yetişkin; sesinin, ses tonunun, mimiğinin, hareketlerinin önemini unutmamalı. Vereceğiniz en ufak tepkiler birçok güzel sonuç oluşturabilir. Bu nedenle bebeğinizle/çocuğunuzla etkileşimde bunları kullanmayı unutmayın.
  • Bol bol yüz yüze oyun oynamak hem size hem bebeğinize oldukça güzel deneyimler sunacaktır. Parmak oyunları, şarkılar, şakalar buna örnek olarak verilebilir. Şarkıları eksik bırakıp çocuğunuzdan bir tepki bekleme, her zaman söylediğiniz bir tekerlemenin bir yerinde durup sözü çocuğunuza verme gibi birçok değişik yöntemle dil ve iletişim becerilerini geliştirebilirsiniz.
  • Çocuğunuzla oyun oynarken, artık yavaş yavaş konuşmaya başlayan çocuğunuza fırsat vermek için daha az konuşabilir ya da onun konuşmasını gerektirici ortamlar hazırlayabilirsiniz. Her örneği dil becerileri için verdim ancak bunu her beceri alanında kullanabilirsiniz.
  • Yukarıda bahsedilen bütün bu etkinlikleri, önerileri yaparken çocuğunuzun gelişim dönemini, gelişim özelliklerini iyi bilmeniz önemli. Henüz tek kelime çıkarabilen çocuğunuza üç kelimelik cümle çıktısı vermesi gereken oyunlarla eşlik etmek çocuğunuz için pek keyifli olmayabilir. Bu konuda da bir çocuk gelişimi uzmanından yardım alarak çocuğunuzun gelişim takibini yapabilirsiniz.

Umarım sizler için anlamlı ve kullanışlı bir yazı olmuştur. Soru, öneri ve görüşlerinizi her zaman bekliyorum. Şimdiden kolaylıklar. Sevgiler.