ailelerin soruları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ailelerin soruları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2019 Pazartesi

Kameralı Görüntüleme Sistemi ve Diğer Unsurlar



Merhabalar. Bu hafta hepimizin hayatının bir köşesinde bulunan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ve bu merkezlerin son dönemde yaşadıkları kameralı görüntüleme sistemi sorunları ve avantajları hakkında yazmak istedim. Güncel konular hakkında hep birlikte bir fikir oluşturmalıyız ki özel eğitim daha güzel yerlere gelebilsin.
...
Biliyorsunuz, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri adı kötüye çıkmış merkezler. Yedi senedir bu merkezlerde çalışan biri olarak ne kadar uğraştıysam temizlemenin çok da mümkün olmadığını görüyorum. Nedeni basit. Eğitimden bihaber insanların sadece ticari kaygılarla atıldıkları ve süreci oldukça yozlaştırdıkları merkezler vardı eskiden. Şimdi var mı bilemem ancak hepimizin kulağına şehir efsaneleri geliyor, biliyorum. Vermediği dersin ücretini devletten alan okullar, ailelere çeşitli hediyeler vererek kayıtlar yapan okullar, sosyal hizmet uzmanlarını derslere alan okullar, ailelere "para" veren okullar, çocuklara şiddet uygulanan okullar, farklı uzmanlık alanlarını farklı şekilde tanıtan okullar... Birçok söylenti var. Ne kadarı, kimin için doğru bilemiyorum. İşte bu sebeplerle özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin namı pek kötü. Düzeltmek ise hepimizin elinde!

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri; ülkemizde özel eğitimin lokomotifi görevindeler. Neden mi? Öğrenciye bire bir destek eğitim verilen, RAM'dan öngörülen BEP'inin "doğru düzgün" uygulandığı tek merkezler. Özel gereksinimli bireylerin her türlü ihtiyaçları bu kurumlarda karşılanıyor ve karşılanması öğretiliyor. Ayrıca özel eğitim sürecinin maliyetini bu merkezler devletin sırtından alarak azaltıyor ve ekonomiye büyük bir destek sağlıyor. "Atanamayan öğretmenler" sorunu bu merkezler sayesinde biraz olsun çözülmüş oluyor, soru işaretleri ile dolu olsa da. Ayrıca bu merkezlerde ebeveynlere sağlanan sosyal ve eğitsel haklar ve fırsatlar da oldukça değerli. Bu süreçte böylesi aktif ve büyük rol oynayan merkezlerin namının kötü olması pek acı. Bu merkezlerin asıl varlık sebebini, erdemlerini ve doğrularını hep birlikte anlatmalıyız.

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin namını güzelleştirmek için atılan adımların en büyüğü Milli Eğitim Bakanlığı'ndan geldi. Biz alanda ufak ufak uğraşırken böyle bir adım benim gibi düşünen herkesi mutlu etti.

Son dönemde özellikle devletten yüklü miktarlarda haksız kazanç sağlayan kurumların önüne geçebilmek için kameralı görüntüleme sistemi adı altında bir düzenleme getirildi. Ben bu düzenlemeyi sonuna kadar destekleyen bir öğretmenim. Girdiğim çıktığım ders devletçe takip edilsin, sorun olduğunda benim yerime hesap sorulsun isterim. Ancak burada birçok soru işareti ile karşı karşıyayız.

Birincisi mahremiyet. Benim çalıştığım kurumda sorun olacağını düşünerek ailelerime tek tek sormuştum, ancak bu konuda herhangi bir sorun yaşamamıştım. Sonradan duydum ki, başka okullarda bazı aileler çocuklarının kameralı görüntüleme sistemlerinin önünden geçmesini onaylamamışlar. Bu, kimimize abartılı gelse de mahremiyet açısından saygı duyulması gereken bir düşünce. İşin tuhafı; yetkililer anne ya da babanın kameradan görünmesi değil çocuğun görünmesi şartını arıyorlar. Nasıl çözülecek bu durum bilemiyorum ancak düzenleme getirileceğinden eminim.

Bir diğer sorun ise kamera sistemlerinde oluşan hataların ilkinde para, ikincisinde kurum kapatma cezası olması. Çok gaddarca değil mi? Düşünsenize; bir okula emek verip ayakta tutuyorsunuz ve elinizde olmayan gerekçelerle hatalar oluşuyor ve kurumunuz kapatılıyor. Oradan eğitim alan çocuklar ne olacaklar peki?! Düşünmesi bile beni ürkütüyor. Bununla ilgili düzenleme getirileceğini düşünüyorum.

Öte yandan evde eğitim alan, okula gelemeyen çocuklarımızın durumu var. En, en, en büyük sorun da burada. SMA hastası, makineye bağlı yaşayan ya da evinden ayrılması çeşitli sebeplerle mümkün olmayan çocukların eğitimi bu düzenleme ile rafa kaldırılmış oluyor. Birçok dernek ayaklandı, birçok uzman görüşlerini sundu ancak bu konuda herhangi bir düzenleme yapılmadı. Örneğin benim birkaç öğrencim geçirdikleri rahatsızlıklar sebebiyle hastanede yattılar ve gelemediler. Bu geçici bir durumken bile aileler raporlarının iptal olması tehdidine karşın çocuklarını okula getirdi. Peki ya hiçbir zaman gelemiyor olanlar?
Eski çalıştığım bir kurumda, yakındaki lojmana gidip çocuklarımıza eğitim veriyorduk. Çok da verimli bir süreç oluyordu. Şimdi o çocuklar kamerada görünmedikleri için eğitim alamıyorlar. Ne olacağını çok merak ediyorum. Kaygıyla haberleri, gelişmeleri takip ediyorum. Bu konuda en acilinden düzenleme yapılması gerektiği görüşündeyim.

Geçtiğimiz gün kurum sahiplerinin olduğu bir toplantıya katıldım. Derse, telafiye, telafinin telafisine gelmeyen aileler olduğunu duydum ve şükrettim. Bizim okulumuz küçük bir okul olduğundan her aileyi her uzman tanır ve ona göre programını şekillendirebiliriz ancak daha büyük kurumlarda bu pek mümkün değil. Bu nedenle okulun programına ailelerin daha sert şekilde uymaları gerekebiliyor. Uyulmaması durumunda kurumlar büyük zararlara uğruyor. Normalde randevu sistemi ile çalışılan yerlerde randevuya gelinmese dahi o seansın ücretinin 1/3'i alınır, rehabilitasyon merkezlerinde o seansta öğretmen bomboş beklese dahi hiçbir ücret alınmıyor. Burada aile ile kurum karşı karşıya gelmiş oluyor. Hatta şu an benim öngöremediğimden daha fazla sorun yaşanıyor bile olabilir.

Öte yandan artık derse gelmeyen çocukların üzerinden fatura kesmeler, ücret almalar kalmadı. (Yani en azından öyle umuyorum.) Misler gibi, tertemiz bir sistem oldu. Bu, bence harika bir şey. Sistemin problemleri olduğu gibi; asıl hedefi olan usulsüzlüklere de engel olma durumu başarılı oldu diyebiliriz, ne dersiniz?!

Bir de açık konuşmak gerekirse, okulun girişine koyulan kamera dersin yapılıp yapılmadığını nasıl kanıtlasın? Değil mi? Gerçek erdem ve ahlak sahibi insan o kameraya ihtiyaç duymadan aldığı ücretin hakkını verir zaten. Ben bu görüşten yanayım.

Değerli uzmanlar, anneler ve babalar; sizler bu süreci nasıl yaşıyorsunuz? Sizin başınıza neler geliyor? Yorum bölümüne yazarsanız çok sevinirim.

Umarım olumlu hedeflerle atılan bu adımlar yerli yerine oturur ve herkesi memnun eden bir sisteme evrilir. Böylece çocuklarımız daha kaliteli ve daha sağlıklı bir eğitim alabilirler özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden. Umarım.

Haftaya görüşmek üzere, sevgilerimle.

5 Kasım 2018 Pazartesi

Ailelerin Korkuları ve Çözüm Önerileri

Hemdem Özel Eğitim'in Ergoterapi Salonu'ndan Bir Kare.
Merhabalar. Birkaç haftadır üzerinde okumalar yaptığım ve sık gelen soruların başında gelen bir konuya açıklık getirmek için derlemelerde bulunduğum bir yazı ile buradayım bu hafta: Özellikle otizmli çocuklarda söz konusu olan korkmama, kendini korumama gibi durumlar ve bu durumlarda ailelerin yapması gerekenler.
Otizm özelinde konuşmak yerine bütün özel gereksinim alanlarını ele almayı tercih ediyorum ancak sıklıkla otizm kelimesini kullanacak olabilirim, soruları soran ailelerimizin yoğunluğu otizmden yana. Bu durum böyle olsa da yazdıklarımı her özel gereksinim için de kabul edebilirsiniz.
...
Bu soruları soran ailelere ilk sorduğum soru "Çocuğunuz tanı aldıktan sonra otizm ile ilgili bir rehberlik aldınız mı?", ikinci soru "Çocuğunuz tanı aldıktan sonra otizm hakkında kitap okudunuz mu?" oluyor. Henüz tanı alan bireylerin aileleri iyi bir rehberlik sürecinden geçerlerse, ilerleyen dönemde yaşama ihtimalleri olan durumları uzmanlar yardımıyla erkenden yordayabilir ve önleyebilir. Bu bilgi bu nedenle benim için önemli. Maalesef ülkemizde henüz tanı alan çocukların aileleri için bir çalışma yok. Halbuki çocuklarımız tanı aldıklarında birçok psikolojik süreçten geçen ailelerin desteğe ve rehberliğe çok fazla ihtiyaçları var. Ailelere bu konuda biz uzmanlar rehberlik etmeli ve destek almalarını sağlamalıyız.

Bu sorulara aldığım cevabın ardından koyuluyorum yola. Otizm hakkında bilgisi olmayan aileler de, diğer aileler gibi çocuklarını yakından tanıyorlar. Bu tanıma; özel gereksinimli olma durumunu çok ön plana alan ya da fazla yadsıyan şeklinde olabiliyor. Burada ailelerimize özellikle bir önerim var: Her davranışın sebebi çocuğunuzun özel gereksinimi olmayabilir. Bazı davranışları çocuğunuzun karakteristik özelliği ya da o an olan duruma psikolojik bir tepkisi olabilir. Bunun ayrımını iyi yapmanız gerekmektedir. (Örneğin gürültülü bir ortamdan hoşlanmayan görme engelli bir çocuğunuz olabilir, bu görme engelinden kaynaklanmak zorunda değildir.)

Otizmi bilen, bu konu hakkında kitaplar okuyan bir aile otizmin duyusal sınırlılıklara yol açan bir farklılık olduğunu zaten bilir ve bana "Çocuğum yüksekten atlıyor, hiç korkmuyor. Neden?" diye sormaz. İşte bu tam olarak otizm ile ilgili bir durumdur (ya da özel gereksinim alanı neyse ona özgüdür). Bir tehlikeyi sezme, tehlikeden kaçınma, kendini koruma gibi beceriler çeşitli üst biliş ve duyusal beceriler gerektirmektedir. Hadi bu becerileri bir listeleyelim:
  1. En başa, olmazsa olmazımız zihin kuramını ekleyelim;
  2. Beden farkındalığı,
  3. Duyusal modülasyon, yani bütün duyuları dengeli bir şekilde kullanma;
  4. Kavram bilgisi,
  5. Alıcı dil becerileri,
  6. Biraz da ifade edici dil becerilerini eklediğimizde liste tamam.
Peki bu becerileri aileler evde nasıl çalışacaklar?
  • Öncelikle çocuklarının ayrıntılı bir değerlendirme almalarını sağlayacaklar. (Örneğin Anadolu Üniversitesi'ndeki değerli hocalarımız tarafından geliştirilen IVO-ODS kapsamlı ve bilimsel bir değerlendirme sunuyor, haftaya bu seti sizlere anlatmayı planlıyorum.)
  • Bu değerlendirme sonrası doğru uzmandan, doğru eğitimler ve terapiler alacaklar. Zihin kuramı için alan mezunu bir özel eğitim öğretmeni, duyusal modülasyon için kendi alanından mezun bir ergoterapist, psikolojik destek için özel gereksinimli çocuklarla çalışmaya gönüllü psikolog, dil ve konuşma becerileri için özel gereksinimli olup olmadığına göre çocuk seçmeyen bir terapist... Doğru uzman her şeydir!
  • Daha sonra bu uzmanların ev için verdikleri ödevlerini harfiyen evlerinde uygulayacaklar. Ödevlerin önemsiz gelmesi, sizin için kolay olması önemli değil.Uzmanınız bu ödevi uygun gördüyse uygulamanız gerekmekte.
  • Daha sonra süreç boyunca uzmanların değerlendirmelerine göre süreçte karar veren ve sürecin koordineli gitmesini sağlayan merci aile olmalı. İşte bu kadar kolay.

Hadi bir vaka örneği sunalım:
Çocuğumuzun adı Sekiz olsun. Sekiz 4 yaşında, otizm tanılı, 2 yıldır eğitim alan bir çocuğumuz olsun. Sekiz, sıcak nesnelerin tehlikeli olup olmadığına aldırmadan onlara dokunmakta ve elinin yandığını hissetmemekte olsun.
Burada aile ne yapmalı? Önce bir doktor muayenesi ile çocuklarının ellerindeki nöronların çalışıp çalışmadığından emin olmalı. Nöronlarla, sinir sistemi ile ilgili bir durum olmadığı ortaya konunca mutlaka bir ergoterapistten değerlendirme talep etmeleri lazım. Ergoterapistin vereceği cevap çocuklarının duyusal moderasyonunun olmadığı ve duyusal bütünleme uygulanması gerektiği olacaktır. Sekiz'in özel eğitim öğretmeni kavram öğretimi yaparken; ergoterapisti duyusal bütünleme yapar, psikoloğu beden kavramını çalışır, çocuk gelişimcisi ise onun gelişimini takip eder. Disiplinler arası bir süreçle Sekiz, ilerleyen dönemde sıcak nesnelerin sıcak olduğunu algılamayı ve kendini korumayı, sıcak-soğuk kavramlarını öğrenir ve ailenin problemi ortadan kalkmış olur.

Umarım sizler için fikir veren ve yardımcı olan bir yazı olmuştur. Buradan birçok soruyu topluca cevaplayabilmek harika.
Haftaya görüşmek üzere.

Kaynaklarım:
SİDAR, E. A., & ÖZTOP, D. B. (2017). Duyu Bütünleme Terapisi. Turkiye Klinikleri Journal of Child Psychiatry-Special Topics3(2), 153-162.
Mukaddes, N. M., Çocuk, İ., & Psikiyatrisi, E. (2014). Otizm spektrum bozuklukları. İstanbul. Nobel Tıp Kitabevleri.
Kashefimehr, B. (2014). Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklarda Moho Modeline Göre Duyu Algı Bütünleme Tedavisinin İncelenmesi.
Bilgiç, A. (2009). Otistik spektrum bozukluklarinda tamamlayici ve alternatif tedavi uygulamalari/Complementary and alternative medicine in autistic spectrum disorders. Anadolu Psikiyatri Dergisi10, S22.
AKDEM, F., & AKEL, B. S. (2014). Otizmli Bireylerin Bakım Verenlerinin Yaşam Kalitesi ve Zaman Yönetimini Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi. Ergoterapi ve Rehabilitasyon Dergisi2(3), 121-129.