duyu bütünleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duyu bütünleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2018 Pazartesi

Ailelerin Korkuları ve Çözüm Önerileri

Hemdem Özel Eğitim'in Ergoterapi Salonu'ndan Bir Kare.
Merhabalar. Birkaç haftadır üzerinde okumalar yaptığım ve sık gelen soruların başında gelen bir konuya açıklık getirmek için derlemelerde bulunduğum bir yazı ile buradayım bu hafta: Özellikle otizmli çocuklarda söz konusu olan korkmama, kendini korumama gibi durumlar ve bu durumlarda ailelerin yapması gerekenler.
Otizm özelinde konuşmak yerine bütün özel gereksinim alanlarını ele almayı tercih ediyorum ancak sıklıkla otizm kelimesini kullanacak olabilirim, soruları soran ailelerimizin yoğunluğu otizmden yana. Bu durum böyle olsa da yazdıklarımı her özel gereksinim için de kabul edebilirsiniz.
...
Bu soruları soran ailelere ilk sorduğum soru "Çocuğunuz tanı aldıktan sonra otizm ile ilgili bir rehberlik aldınız mı?", ikinci soru "Çocuğunuz tanı aldıktan sonra otizm hakkında kitap okudunuz mu?" oluyor. Henüz tanı alan bireylerin aileleri iyi bir rehberlik sürecinden geçerlerse, ilerleyen dönemde yaşama ihtimalleri olan durumları uzmanlar yardımıyla erkenden yordayabilir ve önleyebilir. Bu bilgi bu nedenle benim için önemli. Maalesef ülkemizde henüz tanı alan çocukların aileleri için bir çalışma yok. Halbuki çocuklarımız tanı aldıklarında birçok psikolojik süreçten geçen ailelerin desteğe ve rehberliğe çok fazla ihtiyaçları var. Ailelere bu konuda biz uzmanlar rehberlik etmeli ve destek almalarını sağlamalıyız.

Bu sorulara aldığım cevabın ardından koyuluyorum yola. Otizm hakkında bilgisi olmayan aileler de, diğer aileler gibi çocuklarını yakından tanıyorlar. Bu tanıma; özel gereksinimli olma durumunu çok ön plana alan ya da fazla yadsıyan şeklinde olabiliyor. Burada ailelerimize özellikle bir önerim var: Her davranışın sebebi çocuğunuzun özel gereksinimi olmayabilir. Bazı davranışları çocuğunuzun karakteristik özelliği ya da o an olan duruma psikolojik bir tepkisi olabilir. Bunun ayrımını iyi yapmanız gerekmektedir. (Örneğin gürültülü bir ortamdan hoşlanmayan görme engelli bir çocuğunuz olabilir, bu görme engelinden kaynaklanmak zorunda değildir.)

Otizmi bilen, bu konu hakkında kitaplar okuyan bir aile otizmin duyusal sınırlılıklara yol açan bir farklılık olduğunu zaten bilir ve bana "Çocuğum yüksekten atlıyor, hiç korkmuyor. Neden?" diye sormaz. İşte bu tam olarak otizm ile ilgili bir durumdur (ya da özel gereksinim alanı neyse ona özgüdür). Bir tehlikeyi sezme, tehlikeden kaçınma, kendini koruma gibi beceriler çeşitli üst biliş ve duyusal beceriler gerektirmektedir. Hadi bu becerileri bir listeleyelim:
  1. En başa, olmazsa olmazımız zihin kuramını ekleyelim;
  2. Beden farkındalığı,
  3. Duyusal modülasyon, yani bütün duyuları dengeli bir şekilde kullanma;
  4. Kavram bilgisi,
  5. Alıcı dil becerileri,
  6. Biraz da ifade edici dil becerilerini eklediğimizde liste tamam.
Peki bu becerileri aileler evde nasıl çalışacaklar?
  • Öncelikle çocuklarının ayrıntılı bir değerlendirme almalarını sağlayacaklar. (Örneğin Anadolu Üniversitesi'ndeki değerli hocalarımız tarafından geliştirilen IVO-ODS kapsamlı ve bilimsel bir değerlendirme sunuyor, haftaya bu seti sizlere anlatmayı planlıyorum.)
  • Bu değerlendirme sonrası doğru uzmandan, doğru eğitimler ve terapiler alacaklar. Zihin kuramı için alan mezunu bir özel eğitim öğretmeni, duyusal modülasyon için kendi alanından mezun bir ergoterapist, psikolojik destek için özel gereksinimli çocuklarla çalışmaya gönüllü psikolog, dil ve konuşma becerileri için özel gereksinimli olup olmadığına göre çocuk seçmeyen bir terapist... Doğru uzman her şeydir!
  • Daha sonra bu uzmanların ev için verdikleri ödevlerini harfiyen evlerinde uygulayacaklar. Ödevlerin önemsiz gelmesi, sizin için kolay olması önemli değil.Uzmanınız bu ödevi uygun gördüyse uygulamanız gerekmekte.
  • Daha sonra süreç boyunca uzmanların değerlendirmelerine göre süreçte karar veren ve sürecin koordineli gitmesini sağlayan merci aile olmalı. İşte bu kadar kolay.

Hadi bir vaka örneği sunalım:
Çocuğumuzun adı Sekiz olsun. Sekiz 4 yaşında, otizm tanılı, 2 yıldır eğitim alan bir çocuğumuz olsun. Sekiz, sıcak nesnelerin tehlikeli olup olmadığına aldırmadan onlara dokunmakta ve elinin yandığını hissetmemekte olsun.
Burada aile ne yapmalı? Önce bir doktor muayenesi ile çocuklarının ellerindeki nöronların çalışıp çalışmadığından emin olmalı. Nöronlarla, sinir sistemi ile ilgili bir durum olmadığı ortaya konunca mutlaka bir ergoterapistten değerlendirme talep etmeleri lazım. Ergoterapistin vereceği cevap çocuklarının duyusal moderasyonunun olmadığı ve duyusal bütünleme uygulanması gerektiği olacaktır. Sekiz'in özel eğitim öğretmeni kavram öğretimi yaparken; ergoterapisti duyusal bütünleme yapar, psikoloğu beden kavramını çalışır, çocuk gelişimcisi ise onun gelişimini takip eder. Disiplinler arası bir süreçle Sekiz, ilerleyen dönemde sıcak nesnelerin sıcak olduğunu algılamayı ve kendini korumayı, sıcak-soğuk kavramlarını öğrenir ve ailenin problemi ortadan kalkmış olur.

Umarım sizler için fikir veren ve yardımcı olan bir yazı olmuştur. Buradan birçok soruyu topluca cevaplayabilmek harika.
Haftaya görüşmek üzere.

Kaynaklarım:
SİDAR, E. A., & ÖZTOP, D. B. (2017). Duyu Bütünleme Terapisi. Turkiye Klinikleri Journal of Child Psychiatry-Special Topics3(2), 153-162.
Mukaddes, N. M., Çocuk, İ., & Psikiyatrisi, E. (2014). Otizm spektrum bozuklukları. İstanbul. Nobel Tıp Kitabevleri.
Kashefimehr, B. (2014). Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklarda Moho Modeline Göre Duyu Algı Bütünleme Tedavisinin İncelenmesi.
Bilgiç, A. (2009). Otistik spektrum bozukluklarinda tamamlayici ve alternatif tedavi uygulamalari/Complementary and alternative medicine in autistic spectrum disorders. Anadolu Psikiyatri Dergisi10, S22.
AKDEM, F., & AKEL, B. S. (2014). Otizmli Bireylerin Bakım Verenlerinin Yaşam Kalitesi ve Zaman Yönetimini Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi. Ergoterapi ve Rehabilitasyon Dergisi2(3), 121-129.

11 Eylül 2017 Pazartesi

Takıntılar ve Çözümleri



Herkese güzel bir eylül sabahından merhabalar. Sizler isteklerde bulunuyorsunuz ve ben elimden geldiğince sizler için araştırma yaparak yazıları hazırlıyorum, sorularınızı uzunca cevaplamış oluyorum.
Geçtiğimiz günlerde değerli bir öğrenci velimiz takıntı davranışları ve çare yolları ile ilgili bir soru sormuştu. İşte bu yazının tamamında "takıntı" kavramını inceleyeceğiz. Buyurun başlayalım.
...
İsterseniz öncelikle takıntı ve stereotipi arasındaki farkı ortaya koyalım. Takıntı psikolojik bir sorun olarak ortaya çıkar ve çeşitli madde, eylem, hareket vs.'nin çok fazla dokunulması, yapılması, yenilmesi, tutulması vs. gibi hareketlere dayanır. Örneğin tırnak yeme takıntısı, parfüm sıkma takıntısı, uyurken yorganı emme takıntısı gibi. Stereotipiler ise özel bireylerde, özellikle otizmli bireylerde ortaya çıkan, tekrar eden törensel hareketlerdir. Törenseli ısrarla yazıyorum çünkü bu davranışlar bir ritüel gibi belirli an ve yerlerde ya da belirli durumlar sonrasında yapılmaktadır. Örneğin durmaksızın yerinde sallanmak, ellerini belirli bir hizada tutup izlemek, gözlerini kapatıp açmak gibi davranışlar stereotip davranışlardır.
...
Bu ikisi arasındaki farkı ayırt ettiysek şimdi stereotip davranışların söndürülmesi konusuna geçelim. Özel eğitimcileri ilgilendiren kısmı bu, ancak bir sonraki yazımda psikolojik danışmanlık ve psikologları ilgilendiren kısmına da ilgi olursa girebilirim.

Stereotip hareketlerin söndürülmesi:

Stereotip hareketlerin ne olduğunu tanımladık. Amaçlarının ne olduğunu bilmek, bu davranışları söndürmek için nasıl bir yol izlememiz gerektiği ile ilgili fikir verebilir:
  • Stereotipiler genellikle uyaran kontrolünü sağlamak ve rahatlamak için kullanılır. Otizmli bireyler bizim algıladığımız dünyadan oldukça farklı bir dünya algılar. Biz bir uyaran algılarken onlar on uyaran ile baş etmek zorunda kalıyorlar. Bu da onlara stres ve gerginlik veriyor. Bu stresten kurtulmak için stereotipilerle rahatlama yoluna gidebiliyorlar.
  • Stereotipiler özel gereksinimli bireyin zihnini düzenlemesine yardımcı olur. Yeni öğrendiği bilgiyi eski bilgilerle harmanlama, bağ kurma gibi becerileri gösterirken buna eşlik eden stereotipiler söz konusu olabilir. Örneğin benim bir çocuğum düşünme davranışı gösterirken bir yandan da kollarını çırpardı, bir süre bu davranışa izin vermemin ardından zamanla bu davranışın sönmesi için müdahaleye başlamıştım ve çocuğum, ilerleyen dönemde kollarını çırpmadan düşünmeyi öğrenmişti. (Hatırlayıp duygulanmak ne güzel!)
  • Çoğunlukla bireylerin kendini uyarmasına yönelik de olabilmektedirler. Bütün bir ders zorla masada oturtulan bir birey ders sonrası yerinde zıplama davranışı göstererek kendini uyarabilir. 
Stereotip davranışların amacı genelde bunlar olduğuna göre davranışı söndürmeyi hedeflerken öncelikle şunlara dikkat edilmeli:
  1. Çocuğumunda bu davranış neden oluşuyor?
  2. Çocuğum hangi uyarandan kaçmak için bu davranışı gösteriyor?
  3. Çocuğum hangi pekiştireci almak için bu davranışı gösteriyor?
  4. Çocuğum bu stereotipi durdurursa yerine herhangi bir davranış koyabilir mi?
  5. Bu davranışa neden ihtiyaç duyuyor?
  6. Bu stereotip davranış çocuğuma zarar veriyor mu? Öğrenmesine engel oluyor mu? Çevresine zarar veriyor mu? (Problem davranışı belirlerken de ayı soruları soruyorduk hatırlarsınız.)
Soruları cevapladınız ve gördünüz ki bu davranış söndürülmesi gereken bir davranış. Şok, hata düzeltme, mola, aşırı düzeltme ve fiziksel egzersiz gibi artık günümüzde kullanılmaması gereken ve ceza odaklı uygulamalar hâlâ ülkemizde yapılıyor, malesef. Ancak bunların hiçbir işe yaramadığı da çok açık ortada. Bunun yerine daha işlevsel ve kalıcı bir adım atılmalı. Ben ise sıklıkla kullandığım olumlu davranış desteğini önereceğim yine: Yeni bir davranış öğretin, diyeceğim.
...
Örnekler verelim:
Vokal stereotipi --- Her uyarana tepki verdikten sonra "Harika" deme davranışı --- Her uyarana tepki sonrası ağzı kapalı bekleme çalışılabilir.

Motor stereotipi --- Grup derslerinde gürültü artınca ellerini gözünün önünde hareket ettirme davranışı --- Gürültü artınca bundan rahatsız olduğunu arkadaşlarına belirtmesi öğretilebilir.

Görsel stereotipi --- Evde herkesin sohbet ettiği bir anda televizyona gözünü koyarak aşırı ışığa maruz kalma davranışı --- Televizyonu uzaktan izleme öğretilebilir/Televizyonun parlaklık ayarı önce maksimuma getirilebilir, ardından aşamalı olarak düşürülebilir.

İşitsel stereotipi --- Serviste giderken kulaklarını tıkama davranışı --- Servisten inene dek kolları bağlı bekleme çalışılabilir/Servis boyunca kulaklıkla müzik dinleme çalışılabilir.

Dokunsal stereotipi --- Her ders elinde plastik bir oyuncağı sıkıca tutarak sınıfa gelme davranışı --- Sınıf kuralları öğretilebilir/Oyuncağın işlevi öğretilerek derste kullanılamayacağını ayırt etmesi sağlanabilir.
....
Bütün bunlara ek olarak stereotipi müdahalesinde oldukça işlevsel bir yer edinmiş olan duyu bütünlemeden bahsedeceğim. Duyu bütünleme terapisi ile ilgili daha önce bir yazı yazmıştım. Bu yazımdan yola çıkarak söyleyebilirim ki stereotipilere müdahalede duyu bütünleme olmazsa olmaz. En azından bir değerlendirme alarak çocuğunuzun var olan stereotipileri üzerinde duyularının etkisini öğrenebilir ve buna göre bir müdahale uygulayabilirsiniz.
...
Ayrıca şu noktaya parmak basmadan geçmeyelim: Böyle bir müdahale bir özel eğitim öğretmeni tarafından planlanmalıdır. Aileler kendileri, evlerinde böyle bir müdahale programı uygulamakta zorlanabilirler ve yetersiz kalabilirler. Ailelerin, öğretmenlerin (Hem kaynaştırma hem özel eğitim.) bir arada uygulayacağı ve planlayacağı programlar daha profesyonel, işlevsel ve kalıcı olacaktır. İhmal etmeyin.
...
Umarım sizler için yararlı ve ilgi çekici bir yazı olmuştur. Şimdiden uygulamalarınızda kolaylık diliyorum. Görüşmek üzere sevgiler.

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ergoterapi nedir? Duyu bütünleme nedir?



Herkese keyifli bir ağustos sabahından merhaba. Ağustos’un 15’i yaz 15’i kış derler, bugün kısmen kışa uyandık. Kurban bayramı öncesi bu serinlik hepimizi kendimize getirecek görüşündeyim. Bakalım bu hafta bizlere neler getirecek.
Bildiğiniz gibi her hafta okulumuzda seminerler düzenliyor, velilerimizin ve öğretmenlerimizin bilgilenmesini hedefliyoruz. Velileri bilgilendirmenin ve daha sağlıklı bir özel eğitimin temel şartının bu seminerler olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu seminerlere beklediğimizden az talep olması bizi üzmüyor değil. Her seminere aileleri ve uzmanları beraber alırken ailelerin hiçbir ilgisinin olmaması bizi özel eğitim açısından kaygılandırmakta; bu, ayrı bir yazının konusu olsun.
Geçtiğimiz hafta okulumuzun Ergoterapisti Elif Nur Kaskır tarafından ergoterapinin ne olduğu, özel eğitimdeki yeri ile ilgili bir semine sunuldu. Ben de bu seminerde öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Ergoterapi; çeşitli nedenlerle günlük yaşamını devam ettirmekte güçlük çeken bireylere bu becerileri daha rahat ve akıcı şekilde yapma konusunda terapi verme süreci. Bu benim tanımım. Hacettepe Üniversitesi’nin sitesinde ise şöyle bir açıklama var: “Ergoterapi anlamlı ve amaçlı aktivitelerle sağlığı ve refahı geliştiren kişi merkezli bir sağlık mesleğidir. Ergoterapinin temel amacı kişilerin günlük yaşam aktivitelerine katılımını sağlamaktır.”
Az önce araştırma yaparken bir cümle okudum, bütün ergoterapi sürecini özetliyor: Ergoterapi ile hayatı istediğiniz gibi yaşayın!
Bu tanımdan anlamamız gerekenleri şöyle maddelere ayırabilirim:
  • Ergoterapistler çocuklarla oyun oynayarak terapi sürecini devam ettirirler. Bu oyunlar anlamlıdır ve bir amaç için uygulanır. Amaçsız, vakit geçirmek için bir oyun söz konusu değildir.
  • Ergoterapi oyun terapisinden farklı bir alandır.
  • Örneğin bir kazada sol ayağınızın işlevinde bir kısıtlanma oldu. Ergoterapistler bu kısıtlı olma durumu ile daha bağımsız nasıl yaşarsınız, daha sağlıklı nasıl olursunuzun bilgisini ve terapisini sunarlar size.
  • Ergoterapi bir sağlık bilimdir. Yani ergoterapistler öğretmen değillerdir, bir sağlık personelidirler. Bu nedenle ergoterapistlerden sadece “öğretme” talep etmek doğru değildir. Ergoterapistler “terapi verme” ile görevlidirler.
  • Ergoterapi her yaş grubuna, her engel ve hastalık grubuna hitap edecek geniş bir yelpazeye sahiptir. Bu yelpaze “günlük yaşam” becerilerinin çalışılması gereken her bireyi kapsamaktadır.

Ergoterapinin kapsamı oldukça geniştir. Bu kapsamı şu şekilde özetleyebiliriz:
  • Geriatrik rehabilitasyon: İleri yaşlarda çeşitli işlev kayıpları ve bozuklukları olan bireylere yukarıda bahsedilen terapi süreci uygulanır.
  • Onkolojik rehabilitasyon: Onkolojik tedavi gören bireylerin yaşadıkları çeşitli işlev kayıpları ve bozuklukları için yukarıda bahsedilen terapi süreci uygulanır.
  • Mesleki rehabilitasyon: Herhangi bir meslek grubunda çalışırken çeşitli sebeplerle kısmi ya da tamamen iş göremez hale gelen bireylere, ihtiyaç duydukları alanlarda terapi süreci uygulanır.
  • Ruh sağlığı: Çeşitli tanılarla ruhsal destek alan bireylere özellikle iletişim ve sosyal destek konusunda terapi süreci devam ettirilir.
  • Pediatrik rehabilitasyon: Bizimle ve bizim çocuklarımızla en fazla ilgili olan kısım burası. Otizmli, zihinsel engelli, fiziksel engelli ya da herhangi bir engele sahip bireylere uygulanan terapi sürecidir. Bu alana duyu bütünleme de dahildir.

İsterseniz artık yavaş yavaş özel eğitimde ergoterapinin ne işe yaradığını konuşalım. Yine madde madde sunmakta fayda var:
  • Ergoterapistler eğlenceli, motive edici aktivitelerle yani oyunlarla özel gereksinimli çocuklara ihtiyaç duydukları alanlarda terapi verirler. Bu alanlar neler olabilir? Yazı yazarken el kaslarını doğru kullanamayan bireye el kasları için terapi, göz kontağı kurmayan birer göz kontağı kurması için terapi, durmadan yerinde zıplayan bir çocuğa bu konuda terapi, okuma çalışmalarında durmadan satır atlayan bir öğrenciye bu konuda terapi gibi.
  • Duyu-algı-motor bütünleme olarak geçen “duyu bütünleme” ise bütün becerilerin temelini oluşturan görme, işitme, dokunma, tatma, duyma, denge ve pozisyon duyularının daha işlevsel ve sağlıklı olması için uygulanır. Ergoterapistler duyu bütünleme terapisi boyunca oyunlarla bu becerileri destekler.
  • Ergoterapistler daha ileri yaş bireylere yönelik, özel eğitim okullarında günlük yaşam aktivitelerinin daha kolay ve akıcı yapılması için çeşitli uyarlamalar yapar. Bu uyarlamalar aktivitede, çevrede ve kişide yapılır. Örnek verelim:
    • Örneğin kaşıkla yemek yiyemeyen bir bireye Ergoterapist farklı bir kaşık sunarak aktivitede uyarlama yapmış olur.
    • Bir başka örnek ise; merdiven çıkma ve inme becerisinde sorun yaşayan bir bireyin sorunu hangi çevrede yaşadığını tespit eden Ergoterapist, yaptığı görüşmeler sonrası evin merdivenlerinde bir değişiklik yapılmasını sağlayarak çevreyi uyarlamış olur.
    • Son örnek ise göz kontağı kurmayan otizmli bir bireye doğrudan müdahale ederek yani kişide uyarlamalar yaparak göz kontağı davranışının oluşmasını sağlayabilir.
  • Ergoterapi deyince sadece fiziksel beceriler akla gelmesin. Akademik becerilerde de ergoterapi kullanılabilir. Daha düzgün yazı yazma, parmakla sayı sayabilme, deney tüpleri ile deney yapabilme, okuduğunu özetleyebilme gibi birçok beceride ergoterapiye ihtiyaç vardır.
  • İnce-kaba motor becerilerde herhangi bir sınırlılığı olan bireylere de yardımcı olan ergoterapistler bu becerileri yine “oyunlar” yardımı ile çalışarak bireylerin bu becerilerde bağımsızlaşmasını hedefler.
  • Kognitif beceriler dediğimiz; dikkat, görsel algı, hafıza, el-göz koordinasyonu, problem çözme gibi beceriler de yine ergoterapinin alanına girmektedir. Bu becerilerin çalışılmasına ihtiyaç duyan bireyler ergoterapistler ile daha hızlı ilerleyerek bağımsızlığa ulaşabilirler.

Gördüğünüz gibi ergoterapi birçok bilimsel prensiple aynı anda çalışılması gereken, değerli ve kapsamlı bir sağlık bilimi. Genel bir tanıtımdan sonra sıkça sorulan sorulara bakalım. Böylelikle karmaşık gibi gelen, anlaşılmaz olan her şeyi açıklığa kavuşturmuş oluruz.

Ergoterapiste başvurduk. Süreç nasıl işler?
Ergoterapistiniz ile tanıştınız, olumlu bir görüşme sonrası değerlendirme almaya karar verdiniz. Ücretsiz değerlendirmelerden sonra ergoterapistiniz çocuğunuza, kendi uzmanlığına ve size göre hedefler belirler. Bu hedeflere uygun bir müdahale programı oluşturur. Müdahale programına ek olarak evde sizin uygulamanızı gerektiren bir ev programı da oluşturur.
Müdahale programı bireyin yaşına göre oyunlardan ya da etkinliklerden oluşabileceği gibi sadece masaj ya da fiziksel müdahaleden de oluşabilir.
Hedeflenen beceriler edinildikten, hedeflere ulaşıldıktan sonra süreç sonlandırılır.

Oyun terapisinden farkı nedir?
Oyun terapisi psikolojik bir süreçtir. Ergoterapideki oyunlar ise tamamen yukarıda bahsedilen becerileri hedefler. Oyun terapisini, oyun terapistliği sertifikası olan psikologlar ve psikolojik danışmanlar uygulayabilirler. Oyun terapisinde hedef; çocukların var olan psikolojik durumlarını tespit ederek aileyi hedefe uygun yönlendirmektir. Ergoterapide ise psikolojik süreçler ihmal edilmez ancak herhangi bir  terapötik müdahale de söz konusu değildir.

Duyu bütünleme her çocuk için gerekli mi?
Duyu bütünlemeden yukarıda bahsetmiştim. Temel duyularda sorun olduğu bazen daha ileri becerilerde ortaya çıkabilir. Örneğin koşma becerisinde çeşitli sorunlar yaşayan otizmli bir bireyde dokunma duyusu ile ilgili bir sorun olduğu ergoterapistler tarafından tespit edilebilir. Bu gibi durumlar için en azından bir kez ergoterapistten bir değerlendirme almak doğru bir adım olabilir. İhtiyaç olup olmadığı belirlendiği zaman müdahale erkenden başlamış olur.
Kısaca; her çocuğun ihtiyacı olmayabilir. İhtiyacı olup olmadığını belirlemek de ergoterapistin işidir (Sizi ikna etmeye çalışan kurum sahiplerinin ya da kurum müdürlerinin değil!).

Duyu bütünleme terapisini kimler verebilir?
Duyu bütünlemeyi ergoterapistler ve bu konuda sertifikası olan fizyoterapistler ile dil ve konuşma terapistleri verebilmektedirler. Bunun dışında her kim uyguladığını iddia ediyorsa yetkisi dışında bir iş yapıyor demektir, dikkat etmekte fayda var.

Umarım sizlere yararı olan, fikirler veren bir yazı olmuştur.
Ben de henüz öğreniyorum ergoterapiyi ve görüyorum ki “özel eğitim piyasası”nda bu konu oldukça istismar ediliyor. Biz sertifikalı özel eğitimcilerin uzmanlığını sorgularken duyu bütünleme gibi ergoterapi gibi hassas konularda da yetki karmaşası yaşanmakta. Burada iş velilerimize düşüyor. Bilinçlenerek çocuğunuza kimlerin eğitim ve terapi verdiğini araştırmanız oldukça önemli. Öte yandan ikincil olarak görev biz öğretmenlere düşüyor. Doğru bilgilendirme ve yönlendirme için biz öğretmenlerin oldukça donanımlı olması gerek.


Bu haftaki yazım, ergoterapi, duyu bütünleme ile ilgili her türlü soru, öneri ve görüşlerinizi bekliyorum. İletişim adreslerim zaten buralarda bir yerlerde yazıyor. (nihanatlan@gmail.com, 0553 778 778 4, Hacıyolu Sokak 30 Numara derseniz Ankara’da herkes gösterir.) Şimdiden kolaylıklar diliyorum. Görüşmek üzere. Sevgiler.