kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2020 Pazartesi

Kitap Paylaşımı: Masalların Toplumsal Cinsiyet Rolleri Üzerine Etkisi



Merhabalar. Sosyal mesafelendirme sürecinde sıklıkla kitap okuyorum. Bu süreçte daha önce okumak için zaman ayırmam gerektiğini düşünüp ertelediğim kitapların yanında, henüz elime ulaşan kitapları da okuyorum. Avukat Aslı Karataş'ın "Uyuyan Güzel Uyandı" kitabı da henüz elime ulaşan kitaplardan. Bu kitapta, her ebeveynin, masallar hakkında bilmesi, fark etmesi ve dikkat etmesi gereken çeşitli konulara değinmiş Aslı Hanım. Burada, bir kitap eleştiri yazısı yazmadığımı, kitapta yer alan tespitlerin bir kısmını öğrencilerimin ebeveynleri ile ya da hiç tanımadığım ebeveynler ile paylaştığımı belirtmek isterim. Burada belirtilen bilgilerin, tespitlerin ayrıntılı ve açıklanmış haline ulaşmak için yukarıda fotoğrafını da sunduğum "Uyuyan Güzel Uyandı" kitabını edinmeniz daha iyi bir seçenek olabilir.
.
Son dönemde, yaklaşık yedi yıldır cinsiyetçilik, toplumsal cinsiyet, feminizm, kadın ve erkeğin cinsiyet olarak algılanış biçim, cinsiyet algısı, cinsel yönelim algısı üzerinde sık sık okumalar yapıyor ve bu konuda kendimi bilinçlendirmeye çalışıyorum. Bu okumalarım sonucu Instagram'da "Sebuka" isimli bir sayfaya denk geldim. Sayfanın açılımı "Sen bu kadınların avukatı mısın?" olunca ayrıca hoşuma gitti ve uzun zamandır takip ediyorum. Aslı Karataş bu sayfadaki içerikleri üreten kişi. İsterseniz siz de onu takip edebilir, toplumumuzdaki cinsiyetçi eşitsizlikleri fark etmek için bir adım atabilirsiniz.
Sorgulamayan çoğunluktan olduğumu fark ettiğim günden bu yana, sorgulayan azınlık ile ilgili araştırmalar yapıyorum desem daha kısa anlatmış da olabilirim. Hadi şimdi biraz, birlikte sorgulayalım.
.
Öncelikle belirtmeliyim ki, buradaki tespitleri okurken öylesine okumayın. Katılmasanız bile üzerine biraz düşünün. Her bir maddeyi okumanızın ardında durun, birkaç dakika düşünün. Katılmadığınız sonucuna vardıysanız yine de diğer maddeler için de bunu yapın. Böyle böyle, en azından, zihniniz konfor alanından çıkmış olur.
Hadi başlayalım.
.

  • Masallar sadece eğlendirme amaçlı değillerdir. Toplumdaki bireylere rol model olmaktadırlar. (Yani bir toplumun sosyal, psikolojik ya da kültürel yapısını anlamak için masallarına bakabilirsiniz. Hepimizin aynı kültür ile büyümesini sağlayan bu masallar. Aynı zamanda aynı yanlışlarla da büyümemizi sağlayanlar yine onlar.)
  • Masallarda iyi insan olmak için hep güzel olmak gerektiği vurgusu yapılmıştır. Çirkin ya da özel gereksinimleri sebebiyle farklı görünen kişiler ya kötü ya da hiç yoklar masallarda. Ayrıca güzel olmak için genç olunması gerektiği vurgusu yapılarak yaşlılık kötülenir ve olumsuz bir yaşam dönemi olarak sunulur.
  • Masallarda  birbirinden farklı görüntüdeki özellikle "kadınlar" daha güzel görünmek için birçok olumsuzluğa katlanırlar. Oldukları gibi güzel oldukları bilgisi hiç verilmez. Hep daha güzel olmak ve daha güzel olmanın da acı verici süreçler gerektirdiği vurgusu vardır.
  • Kadınların uzun erkeklerin kısa saçlı olduğu kalıp yargısı neredeyse bütün masallarda vardır.
  • Kadınların narin ve kırılgan olduğu ve her zaman bir erkeğin korumasına ihtiyaç duydukları masallarda sıkça tekrarlanır. Erkekler hep daha güçlü ve genç, kadınlar ise hep daha korumaya muhtaç ve genç olmaktadır.
  • Bağımsız hareket eden, kendi davranışının sorumluluğunu kendi almaya çalışan, herhangi bir hedefi tutkuyla isteyen kadın figürler hep cezalandırılmışlardır. Öte yandan bir erkeğin korumasında olunduğunda kadınlar ödüllendirilir.
  • Aile üyelerinden hep kadınlar fedakarlık yapması gereken olarak gösterilmektedir.
  • Masallarda babalar hep sorumsuz, umursamaz ve ailenin dışında resmedilir. Evin bütün sorumluluğu annede ya da üvey annededir, baba hiçbir konuda evin içerisinde değildir.
  • Çocukların ne olursa olsun ebeveynlerini sevmeleri gerektiği vurgusu birçok masalda yapılmaktadır.
  • Bütün masallarda ev işlerini yapanlar kadınlardır.
  • Masallarda hep bir çift varsa evlidir ve evli çiftler ya çocukları olsun ister ya da çocukları vardır. Bunun dışındaki herhangi bir aile yapısı olumsuz şekilde anlatılır. Kadın ya da erkeğin daha saygın olması için evli olması önkoşulu sunulur.
  • Erkekler hep cesur olmak zorundadırlar, herhangi bir hedefleri varsa bu hedefe ulaşmak için hep kahramanlık yapmaları beklenir. Her kahramanlığın sonunda ödülü hak ederler. Buna ek olarak erkeklerin ev işi yapamadığı, kendi hayatını kendisinin idame ettiremediği görülmektedir. (Bu bana hep ilginç gelmiştir. Ejderha ile savaşan biri neden kendi kıyafetlerini yıkamaktan aciz olabilir?!)
  • Bilinci kapalı kişilerin öpülebileceği mesajı Pamuk Prenses ve Uyuyan Güzel'de verilmektedir ancak "öpmek" eylemi onay almadan yapılamaz. (Onay konusunda, bu kitabı kaynakça alarak ayrıca bir yazı yazacağım.)
  • Kral, yönetici ya da lider olmanız için yaşlı olmanız gerekir. Her masalda bu rütbede biri varsa mutlaka yaşlıdır, gençlere şans tanınmaz.
Gördüğünüz gibi birçok çarpık, yanlış ya da kendi ailenizde kabul etmeyeceğiniz, çocuğunuzun öğrenmesini istemeyeceğiniz konu masallar yoluyla öğrenime, kullanıma açılmış oluyor. Benim bu konuda naçizane önerilerim var:
  1. Çocuğunuza sunacağınız kitap, film vs. önce siz okuyun, gereken yerleri sansürleyin, değiştirin.
  2. Eğer bunları yapamıyorsanız çocuğunuz ile kitabı okurken, filmi izlerken bu konunun yanlış olduğunu vurgulayın ve fikrinizi söyleyin.
  3. Bu konular üzerinden çocuğunuz ile fikir alışverişinde bulunun. Eleştirel bakış açısı edinmesine yardımcı olun.
  4. Düşündüğünüz gibi yaşayın, size sunulduğu ya da alışılageldiği gibi değil.
Ben burada, benim ilgimi çeken noktaları sizinle paylaşmak istedim. Umarım fikir veren bir yazı olmuştur. Yukarıda da bahsettiğim gibi, bu tespitler ilginizi geçtiyse kitabı edinerek daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.
Haftaya görüşmek üzere.

2 Mart 2020 Pazartesi

Okuma Kültürü ve Kazanma Yolları



Merhabalar. Geçtiğimiz günlerde e-posta kutuma bir makalenin tanıtımı düştü. Ben de makaleyi indirip, bugün güzel güzel okur ve sizinle paylaşırım diye hevesle okula geldim, bilgisayarımı açtım ve biraz şaşırdım. Dört sayfalık bir makale çıktı karşıma. Okuduğumda, bu dört sayfa içinde, okulda kullanabileceğim birçok ilham verici öneri buldum.
Bahsettiğim makaleye buradan ulaşabilirsiniz. Ahmet ARIN'ın, 3. Eğitim Bilimleri Kongresi'nde sunduğu çalışmaya ait "Okuma Kültürü" makalesi. Hadi neler öğrendim özetleyeyim.
.
Ahmet Hoca, okumanın önemi konusunda; hem bireyler, hem öğretmenler, hem veliler hem de toplumsal gelişimimiz açısından özet bilgiler sunmuş. Okuma kültürünü geliştirmenin, daha önceki yazılarımda bahsetmediğim yararlarından, öneminden, makaleden alıntı yaparak bahsedeyim:

  • Sözcük bilgisi ile anlama becerisi arasında güçlü bir bağ var. Erken yaşta kitap okuma kültürü verilen bireylerde sözcük sayısı arttığından her türlü konuda anlama becerileri daha iyi gelişmekte.
  • Okudukça kendini, çevresini sorgulayan birey daha demokratik bir toplum oluşması için çabalar ve bu yaşamın oluşturulmasında, korunmasında önemli bir rol oynar. Okumayan birey sorgulamaz ve "önüne gelen her yemeği yer". Bu da, bir birey için en son istediğimiz şey.
  • Okuyan, okuma ve kütüphane kültürü olan bireyler; daha sağlıklı, güçlü ve zengin kişiliğe sahip olur ve bu sayede sorunları kolaylıkla çözebilir.
Yazının içerisinde öğretmenlere, öğrencilerine kitap okuma kültürünü nasıl kazandırırlar konusu işlenirken "Peki ya öğretmenlerin okuma kültürü?" diye not almıştım. Çalışmanın ilerleyen sayfasında gördüm ki öğretmenlerin %68,5'i okumayan ya da zayıf okuma alışkanlığı olan bireyler"miş". Bu sizi de ürkütmedi mi? (Bizim okulumuzda ise her öğretmenimizin çantasında hep bir kitap olduğu için oradan kitap okuma oranı %100, bu ortalama ile hiç etki edememişiz.) Birkaç istatistik daha var:
  • Alt sosyo-ekonomik düzeydeki bireyler daha az kitap okuyor.
  • Erkek öğrencilerin okumaya karşı ilgisi daha az.
  • Sınıf düzeyi yükseldikçe okumaya ilgi azalıyor.
  • Türkiye'de ve dünyada öğretmen adayları ve öğretmenlerle yapılan çalışmalarda görüldü ki bu bireylerin okumaya karşı olumlu tutumları yok.
Peki okumamanın sebepleri/engelleri neler?
  • Öğretmenler için ders yoğunluğu ve bütün müfredatı tamamlama kaygısı,
  • Öğrenciler için sınav ve gelişimsel kaygılar, televizyon ve internet bağımlılığı, (Ben buna bir de okuyor olmanın olumsuz etiket sunduğu kaygısını eklemek isterim.),
  • Veliler için kısaca "hayat telaşı" ve önceden kazanılmamış okuma alışkanlığı,
  • Eğitim sistemi açısından, okuma kültürünü sistematik bir şekilde ele almama.
Ahmet Hoca neler önermiş?
  • Öğretmenlere; öğrencilerine örnek olmayı ve kendilerini bu konuda geliştirmeyi, dergi aboneliği, müfettişlerin bu konuda rehberlik etmesi, 
  • Öğrencilere; okulda ve evde okuma saatleri, özel günlerde kitap hediyesi, kütüphanelere üye olmaya teşvik, okul ve sınıflarda bu konuda pano hazırlama,
  • Velilere; kendi okuma kültürlerini sorgulama ve geliştirme, evde okuma saatleri organize etme, kütüphane gibi alanlara ulaşım fırsatları sunma,
  • Toplumsal olarak bizlere de; kütüphanelerin işlevini arttırma, kitap kültürümüzü sorgulama ve mahalli idarelerden bu konuda taleplerde bulunma, görsel ve yazılı medyada bu konunun olumlu dille sunulması.
Hadi bakalım şimdi hep birlikte minik bir test yapalım. Yılda okuduğunuz kitap sayısına göre nasıl bir okur olduğunuzu öğrenebilirsiniz.
Aşağıdan okuduğunuz kitap sayısını seçerek karşısından nasıl bir okur olduğunuzu öğrenebilirsiniz. Haftaya görüşmek üzere.

Hiç kitap okumayan-------------------------Okur olmayan
1-5 kitap okuyan-----------------------------Az okuyan okur
6-20 kitap okuyan---------------------------Orta düzeyde okuyan okur
21 ve üzeri kitap okuyan-------------------Çok okuyan okur