23 Kasım 2021 Salı

Özel Gereksinimli Bireylerde Ergenlik Yazı Dizisi - 1

Merhaba. Yeni bir yazı dizisinin heyecanı ile buradayım. Özel gereksinimli bireylerin ergenlik süreçleri hakkında hem ailelere hem profesyonellere kolaylık sağlayacak bir paylaşım yapma niyetindeyim. Umarım fikir veren bir dizi olur.

Özel gereksinimli bireyler aynı sırayı farklı hızda yaşarlar. Bu, bütün gelişim dönemleri için geçerlidir. Özel gereksinimli bireyler ergenlik dönemine erken, geç ya da beklenen zamanda girebilirler. Ergenlik dönemi daha kısa, uzun ya da beklenilen süre kadar olabilir. Ergenlik döneminin bitip genç yetişkinliğin başladığı dönem erken, geç ya da beklenen zamanda olabilir. Yukarıda bahsedilen çevresel ve genetik faktörler ile süreçte değişiklik görülebilir. Doktorların muayeneleri ve çocuk gelişimcilerin gelişim takibi ile bireyin ergenlik süreciyle ilgili bilgi toplanabilir ve süreç bu bilgiler ışığında şekillendirilebilir.

Burada önemli olan, özel gereksinimli bireyin ergenliğe uyumu için gereken becerileri edinip edinmediğidir. Ergenlik döneminde özbakım becerileri yetersizliği, birçok beceride performans yetersizliği, kendini kontrol yetersizliği, becerilerdeki akıcılık yetersizliği, öz denetim yetersizliği, olumlu benlik algısının olmaması (Ergenekon, 2012) ergenlik döneminde desteğe ihtiyaç duyulmasına sebep olabilir. Bu nedenle ergenlik dönemi öncesi ve sırasında, bu alanlarda destek eğitim yoğun şekilde verilmeli ve aile rehberliği sürecinde bu konulara ağırlık verilmelidir.

Ergenlik döneminde özel gereksinimli bireylerin yaşadığı farklılıklar, birçok çalışmada incelenmiş ve ortaya konmuştur. İlerleyen paragraflarda bu çalışmalar paylaşılacak ve uygulayıcılar için çıkarımlar yapılacaktır.

Özel gereksinimli bireylerin ergenlik dönemine girmesi ile birlikte uygun olmayan cinsel davranış edinmeleri ihtimali oluşur (Madi, 2016). Özel gereksinimli bireylerin cinselliklerini keşfetmeleri, bu becerileri uygun olan şekilde sergilemeleri, ergenlik dönemi gelişim görevlerini yerine getirmeleri konusunda desteğe ihtiyaçları olabilir. Bu nedenle bu dönemde cinsel davranışların ediniminin takibi ve desteği önem kazanmaktadır.

Cinsel eğitime ulaşımda, sadece özel gereksinimli bireyler için değil, bütün bireyler için yetersizlik söz konusudur. Ancak özel gereksinimli bireylerin cinsel eğitime ulaşımında eşitsizlik söz konusudur (Finlay ve diğerleri, 2015). Özel gereksinimli bireylerin eğitimlerinden sorumlu olan uzmanların lisans eğitimlerinde cinsel gelişim ve eğitimi konusu yeni yeni alan bulmaktadır ve MEB’in önerdiği destek eğitim programlarında bu alana ilişkin hedefler yer almamaktadır. Bu nedenle özel gereksinimli bireylerin ergenlik becerilerinin desteklenmesi uzmanların inisiyatifinde olduğu görülmektedir. Sıklıkla, ailelerin akademik becerilere odaklanması sebebiyle, bu beceriler oldukça geride kalmaktadır. Özel gereksinimli bireylerle çalışan uzmanların bu konuda kendilerini geliştirmek için güçlü adımlar atması gerekmektedir.

Özel gereksinimli bireylerin, ergenlik dönemi için gereken ve birçok dil ve anlama becerisi gerektiren açıklamalar için yeterli dil gelişimin sıklıkla ya yoktur ya da yetersizdir (Finlay ve diğerleri, 2015). Birçok farklı kaynakta, farklı özel gereksinim türlerinde ve şiddetlerinde, dil ve konuşma alanında yetersizlik olduğu ortaya konmuştur (Çiftçi Tekinarslan, 2008; Sarı, 2008; Sucuoğlu, 2010). Yalnızca görme yetersizliği olan bireylerin yaşıtlarından çok farklı olmayan dil gelişim süreçleri mevcuttur (Gürsel, 2008). Bu bilgi görme yetersizliğinin incelendiği başlıkta ayrıca ele alınacaktır. Ergenlik sürecinde olan normal gelişim gösteren bireylerin dili yetkin şekilde kullandığı düşünüldüğünde; bu süreçte özel gereksinimli bireylerin nihai hedefi dili yetkin şekilde kullanmak olmalıdır. Dili kullanımdaki yetkinlik arttıkça ergenlikle ilgili çoğu açıklamayı anlama, kendi duygularını ifade etme, yaşanan farklılığı anlamlandırabilme gibi beceriler de beraberinde gelecektir. Ancak konuşma becerileri sınırlı olan, ifade edici dil becerileri olmayan bireyler için bu durum daha farklı olacaktır. Özel gereksinimli bireylerle yaşamlarının ilk yıllarından, tanı almasının hemen ardından yoğun olarak dil ve iletişim becerilerinin desteklenmesi, ergenlik dönemine gelindiğinde daha konforlu bir sürecin yaşanmasını sağlayabilir. Bu alanda çalışan uzmanların, daha ilk yıllardan, öngörü ile bu adımları atması ve planlama yapması yerinde olacaktır.

Soyut bir kavram olan zamanın yönetimi, ergenlik döneminde edinilmesi gerekirken (Eldeklioğlu, 2008) soyut kavram ediniminde zorlanan özel gereksinimli bireyler bu beceriyi ya edinemez ya da yönetimde zorlanır. Bu da beraberinde birçok olumsuz durumu getirebilmektedir. Sorumluluklarını zamanında yerine getirme, özbakımını sağlığını tehlikeye atmayacak sıklıkta yerine getirebilme gibi beceriler için zaman yönetimi oldukça önemlidir. Burada atılacak en işlevsel adım, zamanı somutlaştırmak olacaktır. Takvim, kum saati, hatırlatıcı, alarm, saat, etkinlik çizelgesi, çetele, akıllı telefon gibi araçlarla zaman, somut hale getirilebilir. Böylece özel gereksinimli bireyin zamanı algılama ve yönetme becerileri kolaylıkla desteklenmiş olacaktır.

Gereksinimin şiddetine göre bireylerin ergenlik döneminde sergilemeleri gereken gelişim görevlerini edinme performansı değişmektedir (Mccabe, 1993). Bu bilgiden; daha ağır seyreden yetersizliklerde daha yoğun desteğe ihtiyaç olduğu sonucu çıkarılabilmektedir. Yetersizliğin türü ne olursa olsun şiddeti arttıkça ergenlikte meydana gelen fiziksel ve duygusal değişimlere uyum zorlaşmaktadır. Normal gelişim gösteren bireylerde de yaşanabilen bu zorlanım süreci, sürece anlam veremeyen ve farklılıkları yordayamayan ya da anlamlandıramayan özel gereksinimli bireyler için daha zorlayıcı olabilmektedir. Örneğin hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan bir birey kısmen de olsa bedenindeki farklılaşmayı anlamlandırabildiği için daha az zorlanacakken, ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan bir birey bedenindeki değişimleri sadece bakım aldığı anlarda yaşanan farklılıklar seviyesinde fark edeceğinden bakımı reddetme, bakımın yoğunluğunu farklılaştırma, bakım verene karşı gelme gibi davranışlar gösterebilecektir. Burada, özel gereksinimli bireyler ile çalışan uzmanların sıklıkla ergenlik döneminde olabilecek fiziksel ve duygusal değişimler ile ilgili aileyi ve bireyi bilgilendirmesi önemli olabilir.

Özel gereksinimli bireyler ergenlik dönemlerinde ek psikolojik bozukluklar ile mücadele etmek durumunda kalabilmektedir (Erermiş ve diğerleri, 2016). Burada bahsedilen bütün farklılıklar, farklılığı fark etsin etmesin bütün özel gereksinimli bireyler için stres kaynağı oluşturmaktadır. Bu stres kaynakları özel gereksinimli bireylerin psikolojik olarak zorlanımına sebebiyet verebilir. Ergenlik döneminde saldırganlık, hırçınlık, kaba davranışlar, kendini aileden ya da toplumsal gruplardan ayırma, yalnız kalmayı talep etme gibi davranışlar yaşamın akışını bozacak şekilde ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle ergenlik öncesinde psikolojik sağlamlık için adımlar atılarak ergenlik döneminde olası psikolojik bozukluklar önlenebilir ya da şiddeti azaltılabilir.

Özel gereksinimli bireylerin ergenlik döneminde sıklıkla okul uyum becerilerinde sınırlanma olduğu ve bireylerin bu süreçte yalıtılmışlık içine girdiği gözlemlenmektedir (Erermiş ve diğerleri, 2016). Yukarıda da bahsedilen davranış problemleri sebebiyle özel gereksinimli bireyler toplumun çeşitli grupları tarafından dışlanabilmekte, dışlanma olmasa dahi bireyler kendilerini yalnızlaştırabilmektedir. Burada da erken dönemde verilecek sosyal beceri desteği ile ergenlik döneminde olası yalıtılmış ve uyumsuzluk becerilerinin kısmen de olsa önüne geçilebilir.

Gelecek hafta, her bir özel gereksinim için ayrı ayrı ergenlik konusunu incelemeye başlıyoruz. Haftaya görüşmek üzere.

Kaynaklarım:

  1. Ergenekon, Y. (2012). Sosyal Yeterlikle İlişkili Kavramlar ve Sosyal Yeterliğin Bileşenleri. S. Vuran (Ed.), Sosyal Yeterliklerin Geliştirilmesi (s. 15-33) içinde. Vize Akademik.
  2. Madi, B. (2016) Farklı Gelişen Çocuklar. Kulaksızoğlu, A. (Edt.) Otistik ve Zihinsel Engellilerde Cinsel Gelişim ve Sorunları. s. (245-249) içinde. Nobel Akademik Yayıncılık.
  3. Çiftçi Tekinarslan, İ. (2008). Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler. İ.H. Diken (Ed.) Özel Eğitime İhtiyaç Duyan Öğrenciler ve Özel Eğitim s.(135-166) içinde. Pegem Akademi.
  4. Sarı, H. (2008). Çoklu Yetersizliği Olan Öğrenciler. İ.H. Diken (Ed.) Özel Eğitime İhtiyaç Duyan Öğrenciler ve Özel Eğitim s.(452-495) içinde. Pegem Akademi.
  5. Sucuoğlu, B. (2010). Zihin engelliler ve eğitimleri. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Dergisi, 8(02), 88-90.
  6. Gürsel, O (2008). Görme Yetersizliği Olan Öğrenciler. İ.H. Diken (Ed.) Özel Eğitime İhtiyaç Duyan Öğrenciler ve Özel Eğitim s.(219-248) içinde. Pegem Akademi.
  7. Eldeklioğlu, J. (2008). Ergenlerin Zaman Yönetimi Becerilerinin Kaygı, Yaş ve Cinsiyet Değişkenleri Açısından İncelenmesi. İlköğretim Online, 7(3).
  8. Mccabe, M.P., (1993). Sex Education Programs for People With Mental Retardation. Mental Retardation, 31(6), 375-387.
  9. Erermiş, S., Köse, S., Bildik, T., Özbaran, B., & Aydın, C. (2016). Asperger Bozukluğu İzlem Süreci: Ergenlik Döneminde Yaşanan Sorunlar Bağlamında Beş Olgu Üzerinden Tartışma. Journal of Pediatric Research, 3(2), 91-96.

16 Kasım 2021 Salı

Randevulaşma Kültürü

Merhaba. Bu hafta, bizler gibi randevu ile çalışan profesyonellerin yaşadığı sorunları göz önünde bulundurarak randevulaşma kültürü üzerine yazmak istedim. "Nihan Hoca, özel eğitim ile ilgisi ne?" diye soracak olursanız, randevu ile çalışan biz özel eğitim öğretmenleri için randevunun düzeni, gerçekleşip gerçekleşmemesi ve iptal olma şekli çok kıymetli. Bütün bir sürecin kalitesini en başından etkileyen bir durum.

Öncelikle randevu nedir? TDK'den bakacağız tabi: "Belli bir saatte, belli bir yerde iki veya daha çok kişi arasında kararlaştırılan buluşma.".

Hadi bu tanım üzerinden randevunun birleşenlerine bakalım; iki ya da daha fazla insan, belirli bir tarih ve zaman ve buluşulacak mekan. Burada bir randevu alan ve bir de randevu veren var. Yani karşılıklı bir söz verme, karar verme süreci var.

Hadi birleşenler ve bu süreçteki nezaket üzerinde duralım biraz da:

  • Önce saatle ve tarihle ilgili konuşalım: Randevu saati her iki tarafa da uygun olan bir saatte olmalı. Özellikle randevu veren tarafa, randevu alan tarafın anlayış göstermesi ve keyfi sebeplerle randevu saati talebini dikte etmemesi gerekmekte.
    Ayrıca randevu saati belirlendiyse, bu saatten birkaç dakika önce hedef mekanda olunması da zarif bir hareket olacaktır.
    Randevu saatinde gecikme, erteleme talepleri; randevudan birkaç dakika önce değil, bir gün önce yapılmalıdır. Böylelikle randevu verenin programında aksamaya sebep olunmaz. Burada eğer ücretli bir randevu söz konusuysa aynı gün ve keyfi olarak iptal edilen randevuların yarı ücretinin ödenmesi aslında bir kuraldır ancak halen ülkemizde bu kural uygulanmamaktadır. "Emek yoksa para da yok." olarak görülen bu durum aslında öyle değil, orada o saatte siz gitmeseniz de iş yerine mesai harcayan bir uzman vardır, emeği de vardır ve her saati kıymetlidir. Bu algının önümüzdeki birkaç yüzyılda ülkemize de gelmesini temenni ediyorum.
    Randevu verenin randevuyu iptal etmesi yine keyfi olmayan sebeplerle olmak şartıyla bir gün önceden yapılabilir. Aynı gün içerisinde yapılan iptallerde sıklıkla telafi programı da yapılmalıdır.
    Burada önemli olan bir diğer noktada randevunun süre aralığı. Randevu verirken ben sıklıkla bir aralık belirtirim. Bu, şu demektir "Sizin için bu kadar süre ayırabiliyorum. Bu süre dolunca randevumuzun sona ermesi gerekiyor.". Bu adım hem profesyonellik, hem amaca uygunluk hem de zaman tasarrufu için oldukça kıymetli.
  • Randevuya katılacak olan en az iki insan konusunda altını çizmem gereken birkaç konu var: Randevu sıklıkla iki insan arasında olduğu için iki insanın randevu alma, verme, randevuya sadık kalma sürecinde nezaketini koruması önemlidir.
  • Buluşulacak mekanla ilgili ise özellikle vurgulamam gereken nokta, randevu alırken konum bilgisinin talep edilmesi. Olası bir aksilik yaşanmaması için Google üzerinden (Ki artık bütün merkezlerin konumları orada mevcut.) konum alıp gerekirse randevu aldığınız kişiden teyit alabilirsiniz.
Peki Nihan Hoca bu yazıyı neden yazdı?
Birkaç sebebi var:
  • Özellikle aynı alanda çalıştığım uzmanlar tarafından mesai saatlerim dışında, randevu alınmadan, oldukça fazla aranıyorum. Mesai saatlerim dışında, sağlığımı korumak için telefonumu kapalı tutuyorum. Bir kalp doktoru olmadığım için bundan herhangi bir rahatsızlık duymuyorum. Ancak aynı alandan uzmanın mesai saati kavramı olmaksızın mesaj ve arama ile bana ulaşma çabasını kaba ve yanlış buluyorum. E-posta bu konuda daha uygun.
    Yine aynı şekilde randevu ile görüşme talebimi "soğuk" ve "küstah" algılayan arkadaşların tavrını da doğru bulmuyorum. Çünkü profesyonel bir iş yapıyorsak ve mesai vereceksem, randevu vermem ve diğer planlarımı aksatmamam önemli.
    Özellikle dersteyken beni sürpriz şekilde ziyarete gelen arkadaşlara mahcup olma hissi çok rahatsız edici. O gün bütün gün derse girmişken bir de üzerine bekleme odasında birinin sizi beklediğini bilmek ayrıca bir zihin yükü.
  • Randevu ile çalışan uzmanların yaşadığı en temel sorun da keyfi randevu talepleri. Bütün gün hiçbir programı olmayan bir aile, tek boş saati 14.00 olan bir uzmandan illa ki 16.00'da randevu istiyorsa bu da kabalıktır. (Çocuklarımızın bireysel özelliklerini ayrıca dikkate almak da gerekiyor tabi.) Burada uygun olanın, olamayana destek olması gerekmekte. Randevulardaki keyfi durum, profesyonelliğe de sığmamakta.
  • Bir de randevu iptalleri! Saat 15.00'daki randevu 15.01'de iptal edilemez. Bu cümlenin üzerine bir açıklama getirmek bile tuhaf geliyor. Kendi adıma da işini hakkıyla yapan meslek arkadaşlarım adına da konuşabilirim: Bir seans sadece o zaman aralığı değil bizim için. Öncesinde materyal, oda, yöntem hazırlığını geçtim psikolojik hazırlık süreci de var ve bir seans sadece kırk dakika değil. 
Bence güzel bir slogan oldu bu: Seanslar sadece kırk dakikadan ibaret değildir!

Haftaya görüşmek üzere.

Kaynaklarım:

https://sozluk.gov.tr/

3 Eylül 2021 Cuma

Kurumunuzdan Kaydınızı Silerken Dikkat Etmeniz Gerekenler

Merhaba. Bu hafta bilimsel bilginin ışığında, etik değerlerin izinde anlattığım bilgilerin konusunu biraz değiştirdim. Öğretimden, planlamadan ya da değerlendirmeden ziyade öğretmenlerin, ailelerin ve kurum yöneticilerinin ortak bir paydada buluşmayı başaramadığı bir konuda konuşmak istiyorum: Kayıt silme.

Öncelikle "kurum" derken; özel eğitim ve rehabilitasyon merkezini ve devlet okulunu kastediyorum.

İsterseniz önce bir kurumu gözden çıkarırken nelere dikkat etmeliyiz onlara bakalım:

  • En temel sebep çocuğunuzda ilerleme olmamasıdır. İlerleme olmamasını çocuğunuzun tutulan defterlerinden, sizle paylaşılan raporlardan görebilirsiniz. İlerleme olmamasından kastım, var olan bütün becerilerin üç aydır bir basamak dahi ilerlememiş olması, çocuğunuzu becerilerinde gerileme görülmesi, davranış problemlerinde artış görülmesi.
  • Bazen öğretmenleriniz sizi farklı bir kuruma yönlendirme ihtiyacı duyabilirler. Bu durumda da kurum değişimini sorgulayabilirsiniz.
  • Kurumun evinize uzak olması ve günlük yaşamınızı olumsuz yönde etkilemesi bir diğer sebep olabilir. Ancak burada kefeyi doğru tartmak önemli. Haftada bir gün iyi bir eğitim için yola değer derseniz değiştirmeye gerek olduğunu düşünmüyorum.
  • Kurumun ikliminin, kültürünün size uygun olmaması bir diğer sebep olabilir. Kurum davranışçı prensip ile işler ama siz gelişimsel odaklı bir kurum arıyor olabilirsiniz. 
  • Kurumdaki diğer çocukların tanıları ayrılık kararınızda etkili olmamalı. Hiçbir zaman anlayamayacağım nokta "... çocukları görürse psikolojisi bozulur, gitmeyin." cümlesi. Bu cümleyi kuran uzmanı değiştirmek daha doğru olabilir. (Haksız olduğumu düşünen arkadaşlar bana neden haksız olduğumu anlatıp beni ikna ederse çok sevinirim.)
  • Kurumun hijyeni, salgın dönemi önlemleri yeterli değilse yine değişimi düşünebilirsiniz. 
  • Bedava masaj vadeden, fazladan ücretsiz ders vereceğine söz veren, size çeşitli maddi hediyeler sunan kurumları düşünmeyin bile. Bir hizmet alıyorsanız bunun karşılığını vermek zorunda olduğunuzu, bu karşılığın neden beklenmediğini sorgulamanız gerektiğini unutmayın.
Gelelim asıl konumuza.

Kurumu değiştirmeyi "düşünmeye başladınız" ve ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Şimdi size adım adım süreci özetleyeceğim. Bu arada, resmi prosedürlerden değil sadece eğitsel geçişten bahsedeceğim. Hadi başlayalım:
  1. Bu sorgulamaya başladığınız anda aklınızdaki soruları, sorunları kurumunuzdaki öğretmeniniz ve kurum yetkilileri ile görüşün. Her zaman önceliğiniz var olan kurumda devam etmek ve problemleri çözmek olmalı. Bir kurum değişikliği, iyi planlansa dahi bir-iki ay geriye atıyor gelişimimizi maalesef.
  2. Kuruma ve öğretmenlerinize danıştınız ama sonuç alamadınız. O halde yine kurum ve öğretmenlerinizden sizi, kriterlerinize uygun bir okula yönlendirmesini ya da sizin bulduğunuz kurumların çocuğunuza uygun olup olmadığı konusunda rehberlik etmesini isteyebilirsiniz. (Bu dediğimi okuyan özel eğitim merkezi çalışanı arkadaşlar uzaydan geldiğimi düşünebilir. Birçok kez bu şekilde öğrencilerimi başka kurumlara yönlendirdim. Bilimsel, etik eğitim böyle bir şey. Alışmalıyız ki normalleşsin.)
  3. Yeni kurumu buldunuz ve içinize sindi. Asıl yapılacaklar şimdi başlıyor. Kurumu değiştirmeden önce çocuğunuz ile kuruma gidip gezin, çocuğunuzun tavrını görün. Gider gitmez değerlendirmeye girmeyin, çocuğunuzun gezip keşfetmesine izin verin. Tabi burada kurumun kurallarını ve iklimini ihmal ve ihlal etmeyin.
  4. İkinci ziyaretinizde değerlendirmeye girin. Bu değerlendirmeye önceki kurumunuz ve öğretmeninizden aldığınız rapor ve belgeler ile gidin. Olabildiğince eliniz kolunuz dolu gidin ki değerlendirme başarılı geçsin.
  5. Değerlendirme sonucunda kuruma kayıt olmaya karar verirseniz, en kısa sürede eski ve yeni öğretmenlerinizin dersler başlamadan önce görüşmesini sağlayın. Telefondan dahi olsa görüşmeleri, çocuğunuz hakkındaki küçük tüyoları paylaşmaları çok önemli.
  6. Hali hazırda devam ettiğiniz kurumun son iki haftaki derslerinde öğretmenlerinizle vedalaşma cümleleri kurun. Çocuğunuza burada kaç dersi kaldığını açıklayın. Geçişin sağlıklı olmasını sizin rahatlığınız ve kendinden eminliğiniz sağlayacaktır.
  7. Son derslerinizde emekleri için öğretmenlerinize minik hediyeler almanız o kadar zarif olur ki.
  8. İlk derslerinizde tanıştığınıza memnun olduğunuzu göstermek için öğretmenlerinize minik hediyeler almanız o kadar zarif olur ki.
  9. Böylece yeni kurumdaki ilk dersinizde, geçişi sağlamış ve sağlıklı bir süreç yaşamış olursunuz.
Üç gün içinde kurum değiştirme kararı verip, çeşitli vaatler ile "ikna edilerek" kurum değiştirmek yerine uzun uzun düşünerek, sağlam adımlar atarak ve geçişi planlayarak hareket etmek, sizin ve çocuğunuzun geçiş sürecindeki zorlanımını en aza indirecektir.

Umarım fikir veren ve yeni bilgiye ulaşım için heveslendiren bir yazı olmuştur. Eklemek ya da değiştirmek istediğiniz bir nokta olursa ulaşım yollarım sayfanın en üstünde yazıyor.

Görüşmek üzere.

19 Ağustos 2021 Perşembe

Temel çizim becerileri ve destekleme yolları

Merhaba. Bu hafta okuma-yazmanın önkoşul becerisi temel çizim becerilerinden bahsedeceğim.

Temel çizim becerileri; sınırlı alan boyamayı, makas ve kalem tutmayı öğrenmiş bireyler için, yazmaya giden yolda bir diğer önemli basamaktır. Burada bireyden kalemi kol, dirsek  ya da omuzdan değil parmaktan ya da bilekten kontrol ettirmesini bekleriz. Buna ek olarak satır algısını edinme, harf boyutu, satır/satır boşluğu algısı edinme için de temel çizim becerilerini destekleriz.

Temel çizim becerileri çalışmaya başlamadan önce hangi önkoşul beceriler desteklenmelidir?

  • El-göz koordinasyonu
  • Temel yönergelere uyma
  • Sınırlı alan boyama
  • Amaçlı şekilde makas kullanma
  • Kalem tutma
  • Temel kavramları ayırt etme (büyük-küçük, uzun-kısa gibi.)
Temel çizim becerilerini neden uzun uzun ve dikkatle çalışırız?
  • Güzel bir yazı güzel bir zihin demektir. Ne kadar düzenli ve güzel yazarsak zihnimizdeki bilgileri o kadar güzel özetler ve karşımızdaki insanlara sunarız. Güzel yazı yazmanın temeli de temel çizim becerilerinden geçiyor.
  • Harf, satır, satır boşluğu gibi kavramların algısı yazı kalitesini doğrudan etkiliyor. Bu algının verilmesi için temel çizim becerileri uzun uzun desteklenmeli.
  • Okuma-yazmanın önkoşul becerisi temel çizim becerilerini yerine getirmektir.
  • Temel çizim becerileri bir yandan da dikkat becerilerini destekler. İnce kas etkinliği olmasının da etkisiyle yoğun konsantrasyon ve özen gerektirir. Bu nedenle desteklenmesi, bu becerilerin de desteklenmesini sağlar.
  • El kaslarını güçlendirerek, elle yapılan diğer becerilerde de daha başarılı olunmasına katkı sağlar. El yıkama, fermuar çekme, dört işlem yapma gibi daha birçok beceriye destek olur.

Her beceri gibi temel çizim becerilerini de basamaklandırarak ve her bir basamağı uygun öğretim yöntemiyle çalışarak öğretiriz. Basamaklandırma için beceri analizi yazımı okuyabilirsiniz.

Ben sizlerle bu beceri için oluşturduğum beceri analizi formumu paylaşacağım. Okulunuzda, sınıfınızda gerekli bireyselleştirmeleri yaparak uygulayabilirsiniz. Formla ilgili görüş ve öneriliniz için bana her zaman yazabilirsiniz.

  1. Sınırlı alan boyama becerisinin son basamağında bağımsızdır.
  2. Satır içinde yukarı aşağı hareket ettirerek, satır dışına çıkmadan tek çizgi çizebilir.
  3. Satır içinde yukarı aşağı “V” hareket ile, satır dışına çıkmadan tek çizgi çizebilir.
  4. Satır içinde yukarı aşağı iç içe geçen daireler yaparak, satır dışına çıkmadan tek çizgi çizebilir.
  5. Düz çizgiyi modelinden takip ederek çizer.
  6. Düz çizgiyi noktaları birleştirerek çizer.
  7. Düz çizgiyi başından ve sonundan noktaları birleştirerek çizer.
  8. Düz çizgiyi baştaki noktadan başlayarak satır sonuna dek çizer.
  9. Düz çizgiyi bağımsız olarak çizer.
  10. Yatay çizgiyi modelinden takip ederek çizer.
  11. Yatay çizgiyi noktaları birleştirerek çizer.
  12. Yatay çizgiyi başından ve sonundan noktaları birleştirerek çizer.
  13. Yatay çizgiyi baştaki noktadan başlayarak satır sonuna dek çizer.
  14. Yatay çizgiyi bağımsız olarak çizer.
  15. Sağa eğik çizgiyi modelinden takip ederek çizer.
  16. Sağa eğik çizgiyi noktaları birleştirerek çizer.
  17. Sağa eğik çizgiyi başından ve sonundan noktaları birleştirerek çizer.
  18. Sağa eğik çizgiyi baştaki noktadan başlayarak satır sonuna dek çizer.
  19. Sağa eğik çizgiyi bağımsız olarak çizer.
  20. Sola eğik çizgiyi modelinden takip ederek çizer.
  21. Sola eğik çizgiyi noktaları birleştirerek çizer.
  22. Sola eğik çizgiyi başından ve sonundan noktaları birleştirerek çizer.
  23. Sola eğik çizgiyi baştaki noktadan başlayarak satır sonuna dek çizer.
  24. Sola eğik çizgiyi bağımsız olarak çizer.
  25. Daire şeklini modelinden takip ederek çizer.
  26. Daire şeklini noktaları birleştirerek çizer.
  27. Daire şeklini başından ve sonundan noktaları birleştirerek çizer.
  28. Daire şeklini baştaki noktadan başlayarak satır sonuna dek çizer.
  29. Daire şeklini bağımsız olarak çizer.
  30. İstenen harfi modelinden takip ederek çizer.
  31. İstenen harfi noktaları birleştirerek çizer.
  32. İstenen harfi başından ve sonundan noktaları birleştirerek çizer.
  33. İstenen harfi baştaki noktadan başlayarak satır sonuna dek çizer.
  34. İstenen harfi bağımsız olarak çizer.

Umarım fikir veren, işlevsel bir yazı olmuştur. Görüşmek üzere.

22 Haziran 2021 Salı

Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı (BEP) Nasıl Okunur?

Merhaba. Bu hafta özel eğitim sürecinin olmazsa olmazı bireyselleştirilmiş eğitim planının (BEP) anne ve babalar tarafından nasıl okunması, incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiğiyle ilgili bir yazı hazırladım. Umarım işlevsel ve fikir verici bir yazı olmuştur, şimdiden iyi okumalar.

BEP, yapılan değerlendirmeler sonrasında çocuğun müdahale sürecinde bulunacak her bir uzman tarafından hazırlanan ve karar verilen hedeflerin bulunduğu bir plandır. Bu plan, destek eğitim sürecine şekil verdiği için olmazsa olmazdır. Eğer bir müdahale sürecinde sizinle BEP paylaşılmıyorsa ya da bir merkezde bir öğretmen olarak sizden BEP hazırlamanız beklenmiyorsa lütfen kurumun/okulun uygulamalarını bir kez daha gözden geçirin.

Hadi şimdi BEP örneği üzerinden nasıl okumamız gerektiğini konuşalım. Aşağıdaki fotoğrafta her bir konuyu rakamlar ile gösterdim. Bu rakamların açıklamasını aşağıda bulabilirsiniz.


  1. Her BEP'in, hangi çocuğa ait olduğunu göstermesi için mutlaka ismi yazılmalıdır.
    Bazen matbu olarak hazırlanan ve her çocuğa uygulanan (!) BEP'lerde bu bilgi olmaz ancak BEP, adı üzerinde bireysel bir plan olduğu için mutlaka çocuğunuzun ismi üzerinde olmalıdır. Her çocuğa ezberden verilen, matbu BEP'leri size sunan uzmanlarla çalışmayı yeniden değerlendirmekte fayda olabilir.
  2. Öğrencinin hangi tarihte değerlendirildiği ile BEP'in şekillendiğini bilmek önemlidir. Değerlendirmeden üç ay sonra hazırlanmış bir BEP işlevsel olmayabilir. Bu nedenle hngi tarihte değerlendirme alındı ve bu kararlar verildi, dikkat edilmelidir.
  3. Çocuğunuzun doğum tarihinin BEP'te doğru şekilde yer aldığından emin olun. Doğum tarihi yanlış biliniyorsa, bazı amaçlar gelişim görevine uygun olmayacağından hatalı bir BEP olabilir.
  4. BEP'ler sıklıkla bir yıllık hazırlanır ancak altı aylık ya da iki yıllık da olabilir. Buradaki süre, planı hazırlayan uzmanların planlarını şekillendireceğinden önemlidir.
    Ben sıklıkla aileyi ve bireyi tanımak üzere (özellikle sadece danışmanlık süreci yönetiyorsam) altı aylık hazırlar ve hızlarını görürüm. Bu hız ve bireysel özelliklere göre altı ay sonra bir yıllık planı hazırlarım.
    Her uzman farklı şekilde düşünüp uygulayabilir, bunu unutmayalım.
  5. Aslında biz öğretmenler için çocuğumuzun tanısından ziyade bireysel özellikleri önemlidir. Ancak bu demek olmuyor ki tanı biz öğretmenler için gereksizdir, aksine tanı çerçeve oluşturmak adına kullanışlıdır, ön fikir vermesi açısından kıymetlidir. Buna ek olarak tanının getirdiği özellikler ve gereksinimler ile BEP'te değişiklikler yapılabilir. BEP'i incelerken tanıların doğru şekilde yazıldığından emin olmak gerekir.
    Tıbbi tanı ÇÖZGER'de yazan ve psikiyatristiniz tarafından konan tanıdır. Eğitsel tanı ise RAM'da yapılan değerlendirme sonucunda uygun görülen destek eğitim programını da yordayan tanıdır. Bu ikisi birbirinden fikir alır, birbirinin zıddı ya da birbirini desteklemeyen tanılar söz konusu olmaz.
  6. Performans bölümüne, çocuk ile yapılan değerlendirme sonrasında edinilen bilgiler yazılır. Öğrencinin yapabildikleri, bireysel özellikleri, desteğe ihtiyaç duyduğu alanlar gibi bilgiler bu bölüme yazılabilir. Bu bölümde yeterince bilgi olduğundan emin olunması gerekmektedir.
  7. Bireylerin edinmesi gereken beceri grupları başlıklar halinde verilir.
    Örneğin, fotoğraftaki örnekte beceri grubu "Güvenlik Becerileri"dir. Bu maddenin altında, bu becerilerin kısa dönemli hedefleri yer alır. Bu başlığa "uzun dönemli hedef" de diyebiliriz. Çünkü nihai hedefimiz bireyin güvenlik becerilerini bağımsız şekilde göstermesidir.
  8. Her uzun dönemli hedef kısa dönemli hedeflerden oluşur.
    Kısa dönemli hedef eğitim planımızda varmamız gereken ara duraklar gibidir. Kısa dönemli hedeflerden bildirimlerden oluşur. Bu bildirimler beceri analizleri ile elde edilir.
    Örnekteki "İyi dokunuşu ayırt eder." becerisinin analizi yapılarak oluşturulacak hedefler BEP'te yer almaz, bu basamaklar bireye ve öğretim yöntemine göre değişiklik gösterebilir. Örneğin bu beceriyi bir öğrencide beş, başka bir öğrencide bir, başka bir öğrencide on farklı bildirim ile çalışabiliriz.
  9. Örnekteki "İyi dokunuşu ayırt eder." becerisinin edinildiğinden emin olmak için üç oturum üst üste %100 başarı göstermesi beklenmiştir.
    Özel eğitimde sıklıkla bizler, %75 ölçüt belirleriz.
    Becerinin güvenlik durumuna göre bu ölçüt değişebilir. Ölçüt, becerinin edinildiğine ne zaman karar vereceğimizi gösterir.
  10. Becerinin nerede destekleneceği de yolun başında belirlenen konulardan biridir.
    Bir beceri sadece evde, okulda ya da merkezde desteklenebilir. Burada hangi ortamın yazıldığına dikkat ederek çalışmaları evde destekleyebilirsiniz.
  11. Uygulanacak yönteme sıklıkla öğretmenleriniz karar verir. Bu yöntemin ne olduğu, çocuğunuza uygun olup olmayacağı hakkında öğretmeninize fikir vererek onun en doğru kararı vermesini sağlayabilirsiniz.
  12. Hangi materyalin uygulanacağı da yolun başından belirlenir. Burada yine aynı şekilde çocuğunuza hangi materyalin uygun olacağı hakkında fikir sunarak sürece katkı sunabilirsiniz.
  13. Hangi becerinin hangi uzman tarafından destekleneceğinin bilgisi de önemlidir.
    Örneğin dil ve konuşma becerilerini bir dil ve konuşma terapisti desteklerken fizyoterapistin desteklemesi uygun olmayacaktır. Bu nedenle burada yazan uzman isimlerine, yeterliklerine hakim olmanızda fayda var.
  14. BEP, bir komisyon tarafından hazırlanır. Bu komisyondaki her bir üyenin görüşü, fikri kıymetlidir ve gereklidir. Komisyonda kimler olduğuna, bilgilerini yansıtıp yansıtmadığına ebeveynler de karar verebilirler.
  15. BEP komisyonunun içinde ailenin de olduğu unutulmamalıdır. Bu komisyonun bir parçası olduğunuzdan, fikirlerinizi vermekten ve soru sormaktan çekinmemelisiniz. Böylece BEP hem daha kapsamlı hem de daha gerçekçi olacaktır.
  16. BEP'inizin, kurumunuzun müdürü tarafından onaylandığından emin olun.
BEP'in değiştirilebilir, geliştirilebilir bir plan olduğu, süreç içerisinde düzenli aralıklarla değerlendirmeler alınıp BEP'te uyarlamalar yapılabileceğini de aklınızda tutarak size sunulan BEP'leri bu şekilde değerlendirebilirsiniz.

Umarım işlevsel ve fikir veren bir yazı olmuştur. Görüşmek üzere.



2 Mayıs 2021 Pazar

Günlük Yaşam Becerileri ve Destekleme Önerileri

Merhaba. Bu hafta, özel eğitimin asıl hedefi olan bireyi bağımsızlaştırma için gereken en önemli beceri gruplarından biri olan günlük yaşam becerilerini konuşalım istedim. Hadi başlayalım.

Günlük yaşam becerileri kısaca; bir günümüzü bağımsız şekilde yaşayabilmek için gereken becerilerdir. Bu beceriler, Öncül ve Çiftçi Tekinarslan'ın "Özbakım ve Günlük Yaşam Becerilerinin Öğretimi" kitabında oldukça kapsamlı şekilde gruplandırılmış: Yemek yeme becerileri, giyinme becerileri, kişisel temizlik ve bakım becerileri, tuvalete ilişkin beceriler, ev içi becerileri ve toplumsal kaynakları kullanma becerileri. Bu gruplandırma, bu güne kadar gördüğüm en kapsamlı gruplandırma.

İsterseniz önce bu becerileri örneklendirelim, konuşalım. Sonra da nasıl çalışabileceğimizi, evde nasıl destekleyebileceğimizi tartışıp yazımı sonlandırayım.

Yemek yeme becerileri

Emme refleksinden tutun da yemek yemek için alışveriş yapmaya kadar yemeğe dair geniş bir beceri ağı vardır. Sadece beslenme olarak nitelendirmek yerine yemek yeme/hazırlama/toplama sürecinin sosyal temellerini ve toplumsal temellerini görmemiz gerekir (1).

Özel gereksinimli bir ergene kaşıkla yeme yemeyi öğretiyorsak asıl hedefimiz onun bağımsız beslenmesini sağlamak olabilir ama öte yandan sofrada ona bakım vermeden yemek yiyen yetişkinin hayat kalitesi artmış olur, kaşıkla yemek yemeyi kendi başaran bir ergenin toplumsal kabulü daha kolay olabilir. Bu boyutlardan da değerlendirmekte fayda var.

Giyinme becerileri

Giyinme becerileri deyince aklınıza sadece giyinme becerileri gelebilir ancak bir kıyafeti giyme, topluma uygun giyinme, mevsime uygun giyinme, uygun kıyafet seçme gibi becerileri de kapsar (1).

MEB'in bize önerdiği modüllerde sıklıkla sadece giyinme ve soyunmanın öğretilmesinin yeterli olduğunu göreceksiniz. Ancak bağımsızlık için, yaz mevsiminde tişört giymesi ve yaşadığı toplumun normlarına uygun giyinmesi bir bireyin sosyal kabulü için oldukça önemlidir.

Burada "kişisel özgürlük"lerden bahsetmek için bir parantez açmak istiyorum. Özel gereksinimli bireylere "toplumun normlarına göre giyinmeyi dayatmak"tan bahsetmiyorum. Demek istediğim, beden korunumunu sağlamak ve toplumsal uyumu sağlamak için giyinmekten bahsediyorum. (Kapsayıcı ve herkesin özgürlüğüne saygılı bir dil geliştirmek çok mühim olduğu kadar zor da, öğreneceğiz.)

Kişisel temizlik ve bakım becerileri

Bireylerin beden sağlıklarını korumak için göstermeleri gereken becerilerdir (1). Kişisel temizlik, el yıkamadan tutun da yaşadığı odayı havalandırmaya kadar giden beceriler olabilir.

Burada kişisel temizlik vurgusunu Avşar Hoca'dan bir alıntıyla yapmak istiyorum. Bizim kültürümüzde sınırlı şekilde temizlik öğretiliyor. Yani tuvalet eğitimi veriliyor ancak tuvalet eğitiminin içinde el yıkama ihmal ediliyor (2). Bu nedenle kişisel temizliği bir bütün olarak algılamalı ve ona göre uygulamalar yapmalıyız.

Burada önerim şu; öğretim yapmıyor olsanız, çocuğunuz o beceriyi nasıl uygulardı? Nasıl uygularsa o beceri öğrenilmiş olurdu? Bunu düşünerek beklentinizi ya da almanız gereken destekleri belirleyebilirsiniz.

Tuvalete ilişkin beceriler

Yukarıda da bahsettiğim gibi tuvalet becerileri de sadece tuvalete gidip, klozete oturup, dışkıyı sifon ile göndermekten ibaret değildir. Uygun tuvaleti geçme, tuvalet öncesi ve sonrası temizlik gibi beceriler de bu becerilerin içindedir (1).

Yine Avşar Hoca'nn aynı seminerinden alıntı yapacak olursam; sıklıkla yapılan hata tuvalet eğitiminde nereye dışkılama yapılacağının öğretilmesi ama nasıl yapılacağının öğretilmemesidir (2). Çoğu yetişkin sağlıklı şekilde tuvalete gidip, temiz bırakarak ayrılmayı başaramamaktadır çünkü nesiller boyu süregelen olumsuz öğrenme ya da eksik öğrenme aktarımı sebebiyle insanlar yaptıkları yanlış uygulamaların farkında değillerdir (2).

Tuvalet eğitimi verirken yukarıda bahsettiğim ihmali de göz önünde bulundurarak, bütüncül bir bakış açısı ile bakmakta fayda vardır (1,2).

Ev içi becerileri

Özel gereksinimli olsun olmasın bir bireyin, bir evde yaşaması ve yaşamını sürdürebilmesi için gereken bütün becerilerdir, diyebiliriz.

Evin uygun bölümlerinde uygun davranışlar sergilemek (Örneğin sadece banyoda mastürbasyon yapmanın öğretimi, sadece tuvalette çiş yapmanın öğretimi, mutfakta masa silme becerisinin öğretimi gibi.), günlük yaşam için gereken (beslenme, uyuma gibi) davranışların rutinlerini oluşturmak, güvenlik becerileri, mutfak becerileri örnek olarak verilebilir (1).

Kitapta özellikle ev becerilerinin, özel gereksinimli bireylerin iş bulması konusunda önemli yeri olduğunun vurgusu yapılmış (1). Bu bilgi benim ilgimi fazlasıyla çekti. Ayrıntılı bilgi almak isterseniz kitabı edinmenizi öneririm.

Toplumsal kaynakları kullanma becerileri

Öncelikle toplumsal kaynaklara örnek verelim: ATM kullanma, marketten alışveriş yapma, sinemaya gitme gibi toplumsal olarak hepimize sunulan olanakladır. Bu olanaklardan, kaynaklardan yararlanılmasını sağlayan bütün beceriler toplumsal kaynakları kullanma becerileridir (1).

Oldukça kapsayıcı bir tanım olduğu için bundan sonra sık sık kullanacağımı düşünüyorum.

Aileler için destekleme önerileri:

  • Her zamanki gibi ilk yapacağımız şey özel eğitim öğretmeninize danışmak.
  • Eğer hali hazırda bir özel eğitim öğretmeni ya da bir çocuk gelişimi uzmanı çocuğunuzun hayatında yoksa güvenebileceğiniz bir uzman seçmek ve ondan ayrıntılı bir değerlendirme talep etmek doğru olacaktır. Bir çocuk gelişimci kaba değerlendirme alıp özel eğitim öğretmeni de ayrıntılı değerlendirme alırsa tadından yenmeyen bir süreç olabilir.
  • Daha sonra özel eğitim öğretmeninizin yaptığı plan ve yönlendirmeler ile süreci takip edebilirsiniz.
  • Eğer bu imkanlara erişiminiz yoksa MEB'in sitesinde, çocuğunuzun yetersizliği ile ilgili destek eğitim programlarının içinden ilgili modülü seçip, oradaki kaba değerlendirme formundan çocuğunuzda hangi becerilerin olup hangi becerilerin olmadığını tespit edebilirsiniz.
  • Bu tespitin ardından sizin için en önemli olan, çocuğunuzun daha bağımsız olması için bir an önce öğrenmesi gereken beceriyi seçebilirsiniz.
  • Bu beceriyi daha önce anlattığım şekilde analiz edebilirsiniz.
  • Daha sonra analiz ettiğiniz becerinin her bir basamağını çocuğunuzun öğrenmesi için evde fırsatlar sunabilirsiniz.
  • Bu fırsatlar bağlama uygun, anlamlı ve çocuğunuz için "Bu nereden çıktı?!" dedirtmeyecek zamanlarda olursa harika olur.
  • Çocuğunuzun bir beceriyi edindiğini; beceriyi üç farklı zamanda ve yerde uyguladığında anlayabilirsiniz.
Umarım yardımcı olan bir yazı olmuştur. Haftaya görüşmek üzere.

Kaynaklarım

1- Editörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Nuray Öncül ve Prof. Dr. İlknur Çiftçi Tekinarslan'ın yaptığı "Özbakım ve Günlük Yaşam Becerilerinin Öğretim" kitabı.

2- Doç. Dr. Avşar Ardıç'tan 2019 Ocak ayında aldığım Yoğunlaştırılmış Tuvalet Eğitimi Modeli eğitimi notlarım.

19 Nisan 2021 Pazartesi

Kaynaştırma Yazı Dizisi - 8



Merhaba. Bu hafta yazı dizisinin konusu, geçtiğimiz hafta konuştuğumuz görüşlerin nelerden etkilendiği ile ilgili. Geçen hafta uzun uzun anlattığım görüşlerin hangi süreçlerden, olaylardan etkilendiği hakkında kısaca bilgilendirmek istedim. Şimdiden iyi okumalar.

Kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrenci ile ilgili faktörler şu şekildedir:

  •  Kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrencinin yetersizliğinin tipi normal gelişim gösteren ya da göstermeyen öğrencilerin ailelerinin kaynaştırmaya ilişkin görüşlerini etkilemektedir.
  • Kaynaştırma eğitimi öncesi hazırlıkların yapılmamış olması, kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrenci hakkında bilgi sahibi olunmamasına sebep olmakta ve görüşleri etkilemektedir. 
Öğretmenlere ilişkin şu faktörler kaynaştırmaya ilişkin görüşlerini etkilemektedir:

o Bilgi sahibi olma: Öğretmen adaylarının kaynaştırmayla ilgili bilgileri arttığında, kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin olumlu yönde olduğu görülmüştür .

o Sınıf içi yeterlik: Öğretmenler sınıf içi yeterlik duygusuna sahip olmadıklarında kaynaştırmaya ilişkin görüşleri olumsuz olmaktadır.

o Daha önce özel gereksinimli bir çocukla çalışma, öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin görüşlerini olumlu yönde etkilemektedir.

o Ailesinde özel gereksinimli bireyin olması, genel eğitim sınıfında eğitim veren öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin görüşlerini olumlu yönde etkilemektedir.

o Öğretmenlerin, öğretim yöntem ve teknikler ile ilgili bilgisi arttıkça kaynaştırmaya ilişkin görüşleri daha olumlu olmaktadır.

o Kaynaştırma eğitimi öncesi hazırlıkların yapılmış olması sonucu ile öğretmenler kaynaştırmaya ilişkin daha olumlu görüşler göstermektedir.

Toplumsal faktörler:

o Farklı olarak algılanan öğrencilere yönelik dört temel evrenin hangi evresinde olunduğuna göre toplumun kaynaştırmaya ilişkin görüşü farklılık gösterebilmektedir. Bu evreler dışlamanın olduğu birinci evre, ayrıştırmanın olduğu ikinci evre, hoşgörünün olduğu üçüncü evre ve topluma katılımın savunulduğu dördüncü evredir.

o Somotopsikolojinin etkisi: Somotopsikoloji beden ile davranışın arasındaki bağı inceleyen bilim dalıdır. Model alma, model olma, zihin kuramı bu bilim dalının ilgi alanındadır. Bedenle davranışın her zaman düzenli bir ilişkide olduğu varsayımı hakimdir. Bu varsayım da bireylerin basmakalıp düşüncelere takılı kalmasına sebep olmaktadır. Böylece kaynaştırmaya ilişkin süregelen düşüncelerin değiştirilmesi somotopsikolojinin etkisiyle olumsuz yönde etkilenmektedir.

o Yetersizlik, özür ve uyumsuzluk kavramlarının birlikte düşünülmesi de kaynaştırmaya ilişkin görüşleri olumsuz yönde etkilemektedir.

Tarihsel süreçle birlikte süregelen gelişmelerin oluşturduğu faktörler:

 o Özel eğitim sınıflarında verilen eğitime ilişkin artan eleştiriler; ailelerin bu konudaki sorularının yanıtlarını bulduklarında kaynaştırmaya ilişkin farkındalıklarının olmasını sağlamaktadır.

o Özel eğitim sınıflarındaki eğitime karşı artan başvurular ve yasal baskı; belirlenen yasaların, özel gereksinimli öğrencilerin kaynaştırmaya devam edebilmesinin yolunu açması sebebiyle oluşmaktadır. Bu da kaynaştırmaya ilişkin görüşleri olumlu yönde etkilemektedir.

o Yasal düzenlemeler, günümüzde kaynaştırmaya ilişkin olumlu görüşler içerecek şekilde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerle birlikte eğitim sistemi içinde de olumlu düşünen uzman sayısı artmaktadır.

o Özel gereksinimli öğrencilere yönelik görüşlerin değişmesi; bütün bu değişimin sonucunda bilgisi artan toplumun özel gereksinimli öğrencilere karşı görüşleri de olumlu yönde değişmektedir.

o Normalleştirme kavramının ortaya atılması sonucu kaynaştırmaya yönelik görüşleri olumlu yönde etkilenmektedir.

o Teknolojik gelişmelerin varlığı bu görüşleri etkilemektedir. Teknolojik desteğin kullanılabileceği algısı kaynaştırmaya yönelik görüşleri olumlu yönde etkilemektedir.

o Erken eğitimin yaygınlaşması sonucu kaynaştırmaya yönelik görüşler olumlu yönde etkilenmektedir.

o Kaynaştırma ile ilgili bilimsel araştırmaların artması da kaynaştırmaya ilişkin görüşlerin olumlu yönde seyretmesine katkıda bulunmuştur.

Kaynaştırma okulu ile ilgili faktörler:

o Okulun fiziksel imkanlarının kısıtlı olması öğretmenlerin ve ailelerin görüşlerini olumsuz yönde etkilemektedir

o Okul müdürünün kaynaştırmayı benimsemiş olmasının kaynaştırma sürecinin okulda yaşanması ve kaliteli olması üzerinde etkisi olduğunu ortaya konmuştur. Bu durum okuldaki diğer öğrencilerin ve toplumun da kaynaştırmaya ilişkin görüşlerini etkilemektedir.

o Kaynaştırma eğitimi öncesi hazırlıkların yapılmamış olması öğretmenlerin ve ailelerin görüşlerini olumsuz yönde etkilemektedir.

o Ailelerin ve okulda çalışan diğer personelin bilgilendirilmemesi her iki grubun kaynaştırmayla ilgili görüşlerinin olumsuz olmasına sebep olmaktadır.

Kaynaştırmaya ilişkin görüşleri etkileyen bu kadar çok etmen söz konusuyken, kaynaştırmanın ana unsuru olan özel gereksinimli öğrencilerin kaynaştırmaya ilişkin görüşlerine dair bilgilerin daha fazla olması önemli olarak görülmektedir. Bu nedenle tez çalışmamda kaynaştırmaya devam eden özel gereksinimli öğrencilerin kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin alınması ve çeşitli değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi hedefledim. Haftaya sonuçları sizlerle paylaşacağım. Görüşmek üzere.

4 Nisan 2021 Pazar

Özel Eğitim Kulübü

Merhaba,

Bu hafta size Özel Eğitim Kulübü'nden bahsedeceğim. Bir soru-cevap şeklinde tasarladığım bu yazımda, konu hakkında ayrıntılı bilgiyi bulabilirsiniz.


Özel Eğitim Kulübü nedir?

Her ay belirli bir konuda konuşulan, okuma yapılan ve materyal paylaşılan bir kulüp. Her ay bir konu belirleniyor, bu konu üzerinden doküman, materyal ve kitap paylaşımı yapılıyor, seminer sunumu oluyor.


Kulübün amacı nedir?

Bu kulübü kurma amacım birkaç tane:

  1. Salgın sebebiyle sosyal mesafelendirme gerektiği için seminer organize edemiyorum. Seminerler beni mesleki hantallıktan koruyordu, bu hantallığa engel olmak istedim.
  2. Alan mezunu arkadaşlarımıza uygulamada ne gibi pratik yollar var, deneyimlerim neler anlatmak istedim.
  3. Deneyim sahibi olmayan arkadaşlarla deneyim paylaşılabilecek samimi ancak profesyonel bir ortam olsun istedim.
  4. Alan dışından gelerek özel gereksinimli bireylerle çalışan ve bu işi doğru yapmak isteyen profesyonellere doğrusunu olabildiğince göstermek ve olası olumsuz durumları önlemek istedim.
  5. Alanda yeni mezun arkadaşları tanımıyorum, onları tanımak ve Türkiye'nin dört bir yanından profesyonellere ulaşmak istedim.

Bu kulübe kimler katılabilir?

Özel eğitim alanında çalışan bütün profesyoneller katılabilir.

Aileler katılamaz. Bu bir profesyonel kulüptür.


Süreç nasıl işliyor?

Her ayın ilk beş günü kayıt alıyorum. Daha sonra onam formu ile kişisel bilgileri alıp kargo hazırlama sürecine giriyorum. Kargoların ulaşmasının ardından her ayın son pazartesi günü seminerimizi yapıyorum.

Henüz konuk konuşmacı alamadım ama ilerleyen dönemde konuk konuşmacılar da olacak.


Bu güne kadar hangi konular oldu?

"Özel eğitim nedir?" diyerek başladık, ardından öğretim yöntemlerini konuştuk, kavram öğretimi, matematik öğretimi, okuma yazma öğretimi, problem davranışlar gibi konuları konuştuk. Hangi konuyu konuşacağımıza, seminer sonunda katılımcılarla karar veriyoruz.


Katılmak için ne yapmalıyım?

Instagram üzerinden, ayın ilk günlerinde duyurduğum tarihlerde bilgilendirme mektubu isteyebilirsiniz. Bu mektupta o ayki plan görülür. Size uygunsa mektuptaki hesap numarasına ödeme yapıp bana e-posta adresinizi ilettiğinizde kaydınız tamamlanmış olur.


Üyeliğim ne kadar sürüyor?

Üyelikler bir aylıktır.

Her üyelik ödemenin ardından başlar, seminerin sonunda biter.


Üye olmamın avantajları neler?

Bunu da bir liste ile açıklayabilirim:

  1. Her ay bir konuda akademik bir kitap edinmiş oluyorsunuz.
  2. Her ay o konuda birçok materyal edinmiş oluyorsunuz.
  3. Birçok dokümanı online şekilde, PDF olarak alıp rahatlıkla kullanabiliyorsunuz.
  4. Her ay bir seminere katılarak hem katılım belgesi hem de bolca bilgi ediniyorsunuz.
  5. Alanda sizinle aynı sorun ya da güzellikleri yaşayan insanlarla tanışarak hem destek görüyor hem de sosyalleşiyorsunuz.
  6. Diğer uzmanların deneyimlerinden yararlanarak uygulamalarınızı daha kaliteli hale getiriyorsunuz.
Umarım bilgi veren bir yazı olmuştur. Görüşmek üzere.

21 Şubat 2021 Pazar

Mola

Merhaba. Bu hafta her zamankinden biraz farklı olarak kişisel deneyim ve görüşlerimle oluşturduğum bir yazı yazmak istedim. 6 Şubat 2021 cumartesi günü, akşam üzeri, saat 17.57'de, sakin bir hafta sonundan yazıyorum bu yazıyı.

Son dönemde birkaç kreş yöneticisi ile tanışma ve fikir alışverişinde bulunma fırsatım oldu. Zaten mesleğimin gereği, her gün birçok ebeveyn ile çocuklarımızın gelişimleri ile ilgili görüşüp fikir alışverişinde bulunabiliyorum. Bütün bu bilgiler, görüşmeler, tanışmalar ışığında birkaç önemli nokta fark ettim. Bana düşen, fark ettiğim bu durumu ortaya koyan bir yazı ile "ilgilenenlerin" dikkatini çekmek. Hepsi bu.

Biz öğretmenler, bağımsız yaşam becerilerine ulaştırmaya çalıştığımız çocuklarımızın hayatlarına belirli bir noktaya kadar müdahale edebiliriz. Bir aileye, çocuklarının olumlu davranışlarını arttırıcı öneriler verip, uygulanmasını takip etmekten başka yapabileceğimiz uygulama, kısmen de olsa yok. Aile zorlanıyor ise önerileri değiştirerek, aileye uygun ödevler ya da fikirler vermek de buna dahil. Ancak kasıtlı olarak önerilere uymayan, bilgi edinmeyi reddeden ya da sadece aile sisteminde yer bulamayan konuları çalışmak bizler için imkansız olabiliyor. Burada ailenin içine "dalıp", "O öyle olmaz böyle yap! Şunu da şöyle yap!" diyemeyiz. Çünkü her aile biricik ve tek, her sistem başka, her işlev düzeyi farklı seviyede. Bu nedenle ailelerin, uzmanlarına güvenip aile düzenlerini, günlük rutinlerini değiştirmeleri gerekebilir. Bu karar yine aileye kalır. Değiştirip, çocuğunun iyiliği için adım atan ailelere ne mutlu!

Bu bilgi cepte.

Son dönemde çocuklarının sorumluluğunu almak istemeyen, onları birer "sorumluluk" gibi gören ebeveynler görüyorum. "Olumlu ebeveynlik" becerileri hakkında fikri olmayan ebeveynler görüyorum. En kötüsü de doğruyu bilerek kendi yaşam şeklinden fedakarlık yapmamak için çocuklarını ve eşlerini kendilerine uyuma zorlayan ebeveynler görüyorum. Cinsiyet fark etmeksizin, bu bencillik bütün süreci mahvediyor. Burada kısa bir not: Yapamayan ebeveyn demiyorum, yapmayan ebeveyn diyorum.

Bu bilgi de cepte.

Kreş yöneticileri ile yaptığım görüşmelerde şu cümleyi duydum "Son dönemde kayıt olan çocuklar biraz farklı...". Bu cümle birçok yönetici tarafından aynı şekilde dile getirilince benim için ilginç oldu. Çocukların, sorumluluk almak istemeyen, kural tanımayan, bencil, oldukça zeki, hızlı karar verebilen ancak kaba olduklarından bahsetti kreş yöneticileri. İnanamadım. Sonuçta o kişiler, gelecek nesli şimdiden tanıyan, gören ve şekillendiren kişiler. Ve hepsinin da ortak kabulü; son dönemde değişime direnen ve kendi "rahatını" dayatan ebeveynler ile, bu dayatma sonucunda kural tanımaz hale gelen çocukların büyük bir problem oluşturduğu.

Bu bilgi de cepte.

Bir de her anne ve babada gördüğüm bir telaş var. Her anı ağzına kadar doldurup, durmadan bir etkinlik ve oyun kurma çabası! Bu oyunu sıklıkla çocuk değil, ebeveyn kuruyor ve oyun sürecinde ebeveyn oyuna katılmak yerine dışarıdan yönerge veriyor, kaptanlık yapıyor. Hatırlatmak isterim ki her Instagram hesabında görülen uygulamalar doğru değil. Durmadan yönerge verdiğinizde o oyun değil "ders" olur benim kanaatimce. Herkesin eğlendiği, başka hiçbir beklentinin olmadığı süreçtir oyun. (Evet biz derslerde oyunu kullanırız ancak yine çocuğumuz için oyunda ders beklentisi yoktur, o keyifle oyununu oynarken biz, eğlenirken öğretiriz. Bu başka bir konu.) Bir oyun reklamına denk geldim. Çocuk pasif şekilde oyuncağın içindeyken ebeveynler bu oyuncağı boyuyordu. Oysaki o oyuncak çocukların boyaması için tasarlanmıştı?! Oyuncağın pazarlanma şekli bile sıkıntılı! Boş kalınmasın, çocuk her an bir şey öğrensin, mutsuz olmasın, ağlamasın... Oysaki mutsuzluk, sakinlik, durgunluk da güzel öğretmenlerdir. Bu da bir diğer cephe.

Bu bilgiyi de cebe alınca tamamladık çıkınımızı.

Şimdi gelelim ürüne:

Her anı doldurmaya çabalamak ya da çocukların yalnız oyun kurmasına, biraz durmasına izin vermemek; durmadan "oyalanma" ihtiyacı duyan, kendi özbakımını yerine getirmeyen, zihinsel süreçlerinin ya da bedeninin farkında olmayan ve dikkat süresi çok sınırlı bireylere dönüşüyorlar. Ebeveynler de yorgun, tahammül sınırı çoktan aşılmış, stresli ve sorumluluk reddeden pozisyonda kalıyorlar.

Oysaki sessizlik güzeldir. Çocuğunuzun kendi kendine oyun kurması için fırsat vermek, mola vermek (Burada "mola paspası" vari bir şey önermiyorum, moladan kastım dümdüz mola, ara.), her an öğrenme yaşantısı sunmaktansa; bazen de dinlenmesine fırsat vermek çocuğunuza birçok açıdan iyi gelecektir. Kendinize vakit ayırmak, durmak, biraz sakin kalmak, mola vermek size birçok bakımdan iyi gelecektir. Maalesef kültürümüzde bakımlı bir anne görünce "Yüzündeki makyajı yapana kadar çocuğuna baksaydı!" ya da yemek yapmaya düşkün bir baba görünce "O yemeği yapana kadar çocuğuna baksaydı!" gibi tuhaf bir "feda" algısı olduğu için bunu kabul etmek zor gelebilir. Ama denemeye değer. Denediğinizde birçok şeyin değiştiğini göreceksiniz. Daha sakin, daha toleranslı, daha ılımlı olmanızı sağlayacaktır bu süreç.

Özel gereksinimli bireylerin ailelerine verilen ödevler, sorumluluklar her an yapılması gereken bir sorumlulukmuş gibi gelebilir, evet, aslında öyle. Yemek yerken kaşıkla yemek yeme çalışmanız gerekebilir. Dört gün, üç öğünün tamamında desteklediyseniz, beşinci gün bir öğünde dinlenin. Bu dinlenme, mola, hem size hem çocuğunuza iyi gelecek.

Evdeki sessizliklerden korkmayın

Son dönemde kasıltı olarak evimde bütün ışıkları, sesleri, görüntüleri kapatıp sadece duruyorum. Kendime dönmem; duygularımı, bedenimi ve sınırımı fark etmemi sağlıyor. Bana iyi gelen bu durumu ebeveynlerime de öneriyorum. "Durun." diyorum. "Biraz molayı herkes hak eder." öyle değil mi?

Haftaya görüşmek üzere.

14 Şubat 2021 Pazar

Kaynaştırma Yazı Dizisi - 7


Merhaba. Yazı dizisinin yedinci yazısı kaynaştırma hakkında görüşleri içeriyor. Hadi başlayalım.

Kaynaştırmaya devam eden özel gereksinimli öğrencilerin kaynaştırmaya ilişkin görüşü

Kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrencinin kaynaştırma hakkındaki görüşlerinin ortaya konduğu bir çalışma 2015 yılında Türkiye’de yapılmıştır. Gül ve Vuran’ın yaptıkları çalışmada 14 zihinsel yetersizliği ya da öğrenme güçlüğü olan ve kaynaştırma uygulamalarına devam eden öğrenciye ulaşılmıştır. Öğrencilere belirlenen sorular sorulmuş ve ses kaydı alınarak görüşmeler kayıt altına alınmıştır.

Yapılan görüşmelerin tümevarım yöntemiyle analizinin ardından şu sonuçlara ulaşılmıştır: Öğrencilerin çoğunluğu “Okulda ne öğreniyorsun?” sorusuna cevap verebilmiştir. Öğrendikleri konularda neden zorlandıklarına ilişkin soruya ise not alamama, konuların zor olması, öğretmenin anlatımına yetişememe gibi cevaplar verilmiştir. Ne öğrenmek istedikleri sorulduğunda ise çoğunluğu bu soruya cevap vermezken geriye kalan kısımdaki öğrencilerin çoğunluğu da var olan derslerinden memnun olduklarını, yeni bir şey öğrenmek istemediklerini belirtmişlerdir. Ödevlerle ilgili yöneltilen soruya ise katılımcılar sıklıkla ödevleri tek başlarına yapmaya çabaladıklarını ancak yardıma ihtiyaç duyduklarında, ebeveynlerinden ya da kardeşlerinden yardım aldıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilere uygulanan sınavlar hakkında sorular sorulurken, soruyu soran gözlemci tarafından öğrencilerin oldukça utandıkları ve başarısızlık duygusu yaşadıkları gözlemlendiği söz konusu araştırmada sunulmuştur. Buna ek olarak kaynaştırmaya devam eden öğrencilerin okulda uyulması gereken kurallar hakkında bilgi sahibi olduğu da bulgular arasında yer almıştır. Öğrencilerin çoğunlu sınıflarında ödülün kullanılmadığı ancak cezanın çeşitli türlerinin kullanıldığı bilgisini vermişlerdir. Görüşmeleri yapan uygulayıcı araştırmasında; cezanın öğrencilerde pekiştirici bir etkisi olabileceğinden bahsetmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin çoğunluğu okuldaki sosyal etkinliklerden haberdar değildir. Katılımcıların çoğunluğu arkadaşlarıyla ilişkisini “iyi” olarak nitelendirmektedir.

Normal gelişim gösteren öğrencilerin kaynaştırmaya ilişkin görüşü

Alanda yapılan çalışmalar sonucunda; erken yaşlardan itibaren öğrencilerin özel gereksinim durumlarını fark edebildiğini ortaya koymuştur. Tufan ve Swadener’ın yaptığı çalışma (2016) da bu durumu kanıtlar nitelikte olmuştur.

Bu çalışmadaki bulgular şu şekilde özetlenebilir:

 Söz konusu çalışmada normal gelişim gösteren öğrencilerin yetersizlikleri isimlendirilirken zihinsel yetersizlik, bedensel yetersizlik gibi kavramları kullanmadıkları görülmüştür.

 Normal gelişim gösteren öğrencilerin, özel gereksinimli öğrencilere ilişkin görüşleri çoğunlukla olumlu olarak görülmüştür.

 Normal gelişim gösteren çocuklar korku ve yetersizliği ilişkilendirmemişlerdi.

 Özel gereksinimli öğrenciler, normal gelişim gösteren öğrenciler tarafından en iyi arkadaşları arasında gösterilmiştir.

 Kabullenici bir görüş gözlemlenmiştir.

 Bütün bu olumlu görüşlere karşın ezici oyun, dışlama, göz ardı etme ve düşük beklenti geliştirme davranışları sergiledikleri de araştırmada ortaya konmuştur.

Bir başka çalışmada ise ilköğretim kademesinde öğrenim gören çocukların özel gereksinimli öğrencileri kabul ettiği ve farklı olarak algıladığı bulgusuna ulaşılmıştır. Normal gelişim gösteren öğrencilerin, kaynaştırmaya ve özel gereksinimli öğrencilere bakış açısı üzerinde ailelerinin ve çevrenin etkisi olduğu görülmektedir.

Normal gelişim gösteren öğrencilerin kaynaştırmaya ilişkin görüşleri, yaşları büyüdükçe olumsuz yönde değişmektedir. Bu nedenle kaynaştırma uygulamalarına okul öncesi dönemde başlamanın önemi alanyazında sıkça vurgulanmaktadır. Lise ve üniversite yıllarında yapılan araştırmalarda ise bu olumsuz görüşlerin değişmediği, dolayısıyla alınan eğitimin bu görüşleri değiştirmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Kaynaştırma sınıfı sınıf öğretmenin kaynaştırmaya ilişkin görüşleri:

Literatürde yapılan taramalarda öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin olumsuz olduğu görülmüştür. Özel eğitim ile ilgili bilgi almış sınıf öğretmenlerinin kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin olumlu yöne yöneldiği görülmüştür.

Yapılan başka bir araştırmada öğretmenlerin kaynaştırmayı uygun ve gerekli gördükleri, ancak öğretmen için zor ve yorucu olduğunu düşündükleri bulgularına ulaşılmıştır.

Farklı bir çalışmada, öğretmenlerin kaynaştırmayla ilgili duyguları şu şekilde görülmüştür:

  • Özel gereksinimi olan insanlarla iletişimi kısa tutma ihtiyacı, ağır bedensel yetersizliği olan öğrencilerle karşılaşınca ilk şoku atlatamama,
  • özel gereksinimli bir öğrenciyle karşılaşınca ona bakmaktan korkma,
  • kendisinin özel gereksinimli olması durumunda bundan üzüntü duyacak olma. 
  • Aynı çalışmada sınıf öğretmenlerinin kaynaştırmaya ilişkin görüşleri ise özel gereksinimli öğrencilerin genel eğitim sınıflarında bulunmaları gerektiği yönünde ortaya konmuştur.
Sınıf öğretmeni adaylarının görüşlerinin incelendiği bir çalışmada şu sonuçlara ulaşılmıştır:

  • Öğretmen adayların kaynaştırmaya ilişkin görüşleri mezun oldukları lise tipi ve okudukları bölüm, aile ve/veya çevrelerinde özel gereksinimli bir bireyin olup olmaması durumuna göre farklılık göstermemektedir.
  • Buna karşın kaynaştırma ile 40 ilgili ders almaları kaynaştırmaya ilişkin görüşleri olumlu ve anlamlı yönde etkilemiştir.
  • Başka bir çalışmada ise alınan eğitimin görüşleri etkilemediği bulgularına ulaşılmıştır.
Kaynaştırma uygulamalarının yapıldığı okulun rehber öğretmenin kaynaştırmaya ilişkin görüşleri:

Türkiye’deki rehber öğretmenler kaynaştırma konusunda kendilerini yeterli görmemektedirler. Bu yetersizlik duygusu kaynaştırmaya ilişkin görüşlerini de olumsuz yönde etkilemektedir.

Okul rehber öğretmenlerinin kaynaştırma sürecinde karşılaştıkları sorunlar; okulların fiziksel koşullarının yetersizliği, sınıfların kalabalık olması, sınıflarda tek öğretmenin bulunması, ağır çalışma koşulları, öğrenci takiplerinin yeterince yapılmaması, merkezlerle iletişim kopukluğu şeklindedir.

Rehber öğretmen adaylarıyla yapılan bir çalışmada, kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu sonucu bulunmuştur. Engelli bir yakını olan rehber öğretmen adayları, olmayanlara göre daha olumlu görüş belirtmiştir.

Kaynaştırma uygulamalarının yapıldığı okulun yönetiminin kaynaştırmaya ilişkin görüşleri: 

Kaynaştırma okulunun yönetiminin kaynaştırma ile ilgili bilgi sahibi olması ve bu bilgileri süreçte kullanması kaynaştırmanın verimliliğini önemli ölçüde etkilemektedir. 

Yıkılmış ve Pınar’ın yaptığı çalışmaya göre okul müdürlerinin kaynaştırmayla ilgili tutum ve davranışları şu şekildedir: Kaynaştırma uygulamalarını yönetmelikte olduğu gibi uygulamamaktadırlar, gerekli destek eğitim hizmetlerini sağlamamaktadırlar, kaynaştırma konusunda bilgi sahibi değillerdir, kaynaştırma öncesinde kaynaştırmanın diğer unsurlarını hazırlamamaktadırlar

Okul müdürlerinin kaynaştırmaya ilişkin görüşlerini etkileyen etmenler şu şekilde literatürde yer bulmaktadır:

  • Okul müdürlerine verilen hizmet içi eğitimler kaynaştırmanın başarısını arttırmaktadır.
  • Müdürler olumlu deneyimler yaşadıkça kaynaştırmaya ilişkin daha olumlu görüşler belirtmektedir.
  • Kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrencinin özel gereksinimi ne kadar hafifse, okul müdürleri kaynaştırma sürecini o kadar olumlu algılamaktadırlar
Yine Yıkılmış ve Pınar’ın yaptığı çalışmada da okul müdürlerinin olumlu deneyimlerinin kaynaştırmaya ilişkin daha olumlu görüşler belirtmesini sağladığı görülmüştür.

Kaynaştırma sürecine alınan öğrencilerin profilini, okul müdürlerinin kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin belirlediği de bu çalışmada ortaya konmuştur. Okul müdürleri kaynaştırma sürecinin daha verimli olması için çeşitli kaynaklara ihtiyaç duymaktadırlar. Bu ihtiyaçlar; kaynak temini, yönetmeliğin genişletilmesi ve bilgilendirilme üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu çalışma sonucunda okul müdürlerinin okullarında kaynaştırmaya yer vermek istemedikleri görülmüştür.

Kaynaştırma eğitimine devam eden özel gereksinimli öğrencinin ailesinin kaynaştırmaya ilişkin görüşleri:

Bu konuyu inceleyen ve olumlu sonuçlara ulaşan çalışmalar literatürde görülmektedir. Ancak aileler birçok değişkenin etkisiyle kaynaştırmaya ilişkin olumsuz görüşler de belirtebilmektedirler.

Ailelerin süreç öncesinde bilgilendirilmemesi kaynaştırmayla ilgili görüşlerinin olumsuz olmasına sebep olmaktadır.

Normal gelişim gösteren öğrencinin ailelerinin kaynaştırmaya ilişkin görüşleri: 

Normal gelişim gösteren öğrencilerin aileleri, çocuklarının sınıfında kaynaştırma uygulamaları olduğunda kaynaştırmadan haberdar olmaktadırlar.

Kayhan ve arkadaşlarının yaptıkları çalışma sonucunda şu bulgular elde edinilmiştir:

  • Anneler çocuklarının kaynaştırma öğrencileri ile fiziksel olarak benzer olduklarını düşünmektedirler.
  • Görsel olarak yetersizliği belli olmayan, yetersizlikten hafif şiddette etkilenen kaynaştırma öğrencilerine karşı görüşleri daha olumludur.
  • Anneler, kaynaştırma sürecinin hem kendi çocuklarına hem de özel gereksinimli öğrencilere yararlı olduğunu düşünmektedirler.
  • Anneler kaynaştırma için herhangi bir çalışmada bulunmadıklarını ancak olası bir çalışmayı destekleyeceklerini belirtmişlerdir.
  • Katılımcı bazı anneler ise bazı çocukların ayrı okullarda eğitim alması gerektiğini savunmuştur.
Destek eğitim hizmeti veren okullardaki öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin görüşleri: 

Özel eğitim bölümünde öğrenim gören öğrencilerle yapılan bir çalışmada şu sonuçlara ulaşılmıştır:

  • Özel eğitim bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının kaynaştırma uygulamalarını, kaynaştırma sınıfı öğretmenlerinin olumsuz görüş sergileyecekleri bir durum olarak gördüklerini göstermektedir.
  • Kaynaştırma hakkında bilgi ve gözlem süresi arttıkça öğretmen adayları, kaynaştırma konusunda olumlu görüşler edinirken; kaynaştırma süreciyle ilgili olumsuzlukların daha çok farkına varmışlardır.
Umarım fikir veren bir yazı olmuştur. Haftaya görüşmek üzere.

7 Şubat 2021 Pazar

Özel Gereksinimli Bireyler ve Problem Çözme Stratejileri

Merhaba. Bu hafta editörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Oğuz Gürsel'in yaptığı "Özel Gereksinimli Öğrencilere Matematik Beceri ve Kavramlarının Öğretimini Planlama ve Uygulama" kitabından öğrendiğim problem çözme stratejilerini anlatacağım. Alıntı yapacağım bölüm ise Arş. Ör. Kadriye Uçar'ın yazdığı "Problem Çözme" bölümü. Bendeki Vize Akademik'in 2020 Kasım basımı. İlgilenenlere önerebileceğim, kapsamlı ve pratik bilgilerle dolu bir kitap. Lisans yıllarımda bu kitap elimde olsa, şimdi çok farklı becerilere sahip bir öğretmen olabilirmişim, diye düşünmedim değil.

Hadi başlayalım.

Problem çözme becerisi çalışırken aslında çocuklara "stratejiler" öğretiyoruz. Kitapta da bu stratejilerden dördü sıralanmış. 

1- Süreç Stratejisi

Benim sıklıkla kullandığım bu. Burada çocuklara, problemi çözerken izlemeleri gereken yol öğretiliyor. Örneğin şöyle bir basamaklandırma yapıp bu basamakları bir bir öğretebiliriz: Problemi oku. Verilenleri bul. İstenenleri bu. Hangi işlemi yapacağına karar ver. İşlemi yap. Sonucu yaz.

Ben bu stratejiyi bir tarif gibi yazarak öğretiyorum. Örneğin "problem kızartması yemek tarifi" ya da "problem bayıldı yemek tarifi" gibi. Bir de bu tarifi basamak basamak bir ajandaya/deftere dönüştürünce harika bir ipucu da oluşturuyor.

2- Sayı Ailesi Stratejisi

Ben bu stratejiyi neredeyse hiç kullanmıyorum. Benim için fazlaca karmaşık ve uzun süreli bellek problemi olan çocuklar için, bolca hafıza gerektirdiğinden, kullanışlı değil. Ayrıca kendim problem çözerken kullanmadığım bir stratejiyi öğretmem daha zor ve zaman alıcı olacağından tercih etmiyorum. (Tabi bir çocuğumun ihtiyacı olduğunu ve daha kullanışlı olacağını görürsem kullanmalıyım, o ayrı.)

Bu stratejide herhangi üç sayı verilerek dört farklı işlem organize etmeleri istenir ve bunun öğretimi yapılır. Sonra da problemlerde bunun uygulanması beklenir. Problemleri daha hızlı çözmek için ideal gibi görünebilir, ancak bu sayı ailelerini öğrenmek, akılda tutmak zor olabilir.

Kitapta 2,5 ve 7 verilmiş. Örnek işlemler ise şöyle:

2 + 5 = 7          5 + 2 = 7          7 - 5 = 2          7 - 2 =  5

3- Anahtar Kelime Stratejisi

Bu strateji öğretilirken çeşitli anahtar kelimeler, çeşitli işlemler ile eşleştirilir ve çocuğa bu eşleşmeler öğretilir. "Daha, daha fazla, aldı, ekledi, arttı, daha çok" gibi kelimeler görünce toplama, "daha az, kayboldu, azaldı, yedi, gitti, bitti" gibi kelimeler görünce çıkarma, "katı, kere, çarptım, her" görünce çarpma, "bölüşürse, paylaşırsa, pay ederse, bölerse" görünce bölme gibi. 

Bu strateji kullanışlı ama her zaman değil. Bu nedenle sorunun genel anlamını anlamayı desteklemekte de fayda var. Anahtar kelimelerden ipucu alıp, genel anlama bakmayı desteklemek daha işlevsel olabilir.

4- Şemaya Dayalı Öğretim Stratejisi

Burada hedef, soruları daha somut bir hale getirmek. Çocuğumuza bir şema çizmeyi öğretiyoruz. Bu şemaya bilgiler yerleştiriliyor. Ardından bilinmeyen bilginin bulunması sağlanıyor ve işlem tamamlanıyor.

Ben bu stratejiyi kullanırken şemayı bazen balon, bazen top bazen tren ile gösteriyorum. Çocuklar için ilgi çekici olabiliyor.

Aslında oldukça kullanışlı. Ben son dönemde, kendi problem çözme öğrenimim sürecinde öğrendiğim gibi "verilen/istenen/sonuç" şemalarını kullanıyordum. Geçtiğimiz günlerde bir öğretmen arkadaşım "işlem" şemasını da eklediğini gördüm. (Bir arkadaş dediğim de, bu alanda ilerlememe vesile olan öğretmen arkadaşım Meryem. Kulaklarını çınlatalım, bana öğrettikleri ve ilham oldukları çok kıymetli.) O günden bu yana "verilen/istenen/işlem/sonuç" şemalarını kullanıyorum.

...

Gelelim bu yazıdan benim çıkardığım sonuca. Ben şemaya dayalı strateji kullanırken, öte yandan süreç stratejisini de kullanıyorum. Böylece şema kullanmayı da öğretmiş oluyorum. Şemayı zamanla çekerken süreci öğretmiş oluyorum. Aynı zamanda anahtar kelimelerden de yararlanabileceğini de öğretiyorum ama sadece onlara güvenmesini de engelliyorum. Biraz daha eklektik bakıyorum diyebilirim.

Umarım sizlere fikir veren bir yazı olmuştur. Haftaya görüşmek üzere.

10 Ocak 2021 Pazar

Ortak Dikkat Becerileri ve Destekleme Yolları

Merhaba, ortak dikkat hakkında bu blogda hiç konuşulmadığını fark ettiğimden, bu hafta bu konuya yönelmek istedim. Üzerine birçok çalışma yapılan, araştırılan ve biz özel eğitim öğretmenleri tarafından yoğun olarak desteklenen bu beceri alanını derinlemesine incelemeye çalıştım. Umarım hem alanı yeni öğrenen uzmanlar hem de özel gereksinimli bireylerin aileleri bu yazımdan yararlanabilirler. Yazının sonunda, kullandığım kaynaklarımın listesi mevcut, linklere tıklayarak ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz. Hadi başlayalım.

Ortak dikkat nedir?

Tohum Otizm'in sayfasındaki tanım gayet sade ve net, olduğu gibi buraya alıyorum: "Kişinin belli nesnelere ya da olaylara ilişkin farkındalığı paylaşmak amacıyla dikkatini, kişiler ve nesneler/olaylar arasında koordine etmesi sürecidir."

Hadi yine de biraz açıklayalım, açalım. Birey bir nesne ya da olayla ilgili fikrini, düşüncesini, duygusunu paylaşmak amacıyla göz kontağı kuruyorsa, nesneler ile kişileri koordine ediyorsa yani sevdiği bir oyuncağı size gösteriyorsa, istemediği bir nesneyi işaret edip yüzüyle üzgün ifadesi yapıyorsa ya da siz işaret parmağınız ile gösterdiğinizde o nesneye/olaya bakıp bir tepki veriyorsa aslında ortak dikkatten bahsedebiliriz. 

Ortak dikkat becerileri neden önemlidir?

  • Sosyal becerilerin temeli ortak dikkat becerileridir. Dil ve konuşma becerileri ne kadar ilerlemiş olursa olsun ortak dikkat becerileri gelişmemiş bir bireyin sosyal becerilerde yeterli seviyeye gelmesini beklemek doğru olmayacaktır.
  • Aileler ile yaşanacak olan bağ ve "anılar" için de önemlidir. Hiç bu açıdan değerlendirmiyor olsak da ailelerin çocuklarından bekledikleri sıcaklık ve yakınlık için bu beceriler oldukça gereklidir.
  • Dikkat yöneltme becerileri ile bağlantılı olduğu için bireylerin diğer bütün becerileri öğrenmesi ile bağlantılıdır. Bu nedenle ortak dikkat becerileri öncelikli olarak çalışılması gereken becerilerdir.
  • Ortak dikkat becerileri öğrenmeye hazırlık becerileridir. Yani bu beceri edinimi olmadan öğrenme yaşantısı oluşmasını beklemek doğru olmayacaktır.
  • Dil ve konuşma becerileri model almayı, göz kontağı kurmayı ve ortak ilgiyi gerektirir. Bu becerilerin olmaması durumunda dil ve konuşma becerileri de yeterince ilerlemeyecektir.
  • Ortak dikkat iletişimin ve işlevsel konuşmanın önkoşuludur.
  • Oyun becerileri ile ortak dikkat becerileri arasındaki bağ birçok çalışma ile ortaya konmuştur. Oyun, bir çocuğun en iyi öğrendiği alanken ortak dikkat becerilerinin olmaması bu süreci olumsuz yönde etkileyebilir.
  • Ortak dikkat becerileri sosyal öğrenme için oldukça önemli bir önkoşuldur. Ortak dikkati sağlayalamayan bireyler sosyal öğrenme davranışları gösteremeyeceklerinden gelişimleri olumsuz yönde etkilenecektir.

Ortak dikkat becerileri nelerdir?

Ortak dikkat becerilerini ben birkaç gruba ayırdım, kaba değerlendirme formu oluştururken benim için  kolaylık oldu. Bakma becerileri, gösterme becerileri, iletişim becerileri, temel duyguları ayırt etme ya da günlük yaşamda kullanma becerileri ortak dikkat becerilerinin hem önkoşulu hem de bu beceri grubunu oluşturan beceriler. Fikir vermesi açısından aşağıdaki kaba değerlendirme formunu inceleyebilirsiniz.

Ortak dikkat becerilerini günlük yaşantımda çocuğum ile nasıl çalışabilirim?

İlk önerim; çocuğunuz herhangi bir şekilde siz uyaran sunmadan, yani "Bana bak!" ya da "Gözüme bak." demeden size baktığında bunu mutlaka pekiştirin. Her dikkatini yönelttiği anda ona gülümseyerek bakan bir ebeveyn gören çocuk, bu beceriyi daha hızlı öğrenecektir.

Evde sizin değil çocuğunuzun liderliğinin olduğu bir ortam olursa (Burada ev kurallarını yok edin, kuralsız bir ev ortamı oluşturun ve ebeveynlik rollerinizi çocuğunuza verin demek istemiyorum.) ortak dikkat için daha iyi bir ortam hazırlanmış olur. Çocuğunuzun ilgilerini takip eder ve ona eşlik ederseniz, bir süre sonra onun da ortak dikkat becerileri geliştirerek duygularını, düşüncelerini sizinle paylaştığını görebilirsiniz.

Öğretmeninizin verdiği ödevleri eğer günlük yaşama adapte etmekte zorlanıyorsanız öğretmeninizden rutinlerinize bu becerileri gömmesini isteyebilirsiniz. Örneğin kutu içindeki nesneye bakma becerisini her sabah yediği yumurtayı bir kutuya koyarak sunarak ya da çocuğunuzun ihtiyacı olduğunda ulaştığı bazı nesneleri kutulara koyarak kutuyu sizden açmanızı istemesini sağlayarak destekleyebilirsiniz. Bu örnekler benim aklıma ilk gelenler. Bu konuda çocuğunuzu tanıyan öğretmeninizden mutlaka yardım alın. Biz, bu tür durumlar için varız.

Ortak dikkatin model alınan bir süreç olduğunu unutmayın. Sık sık çocuğunuza evdeki diğer bireyler ile birlikte model olun. Örneğin eşinize gösterdiğiniz bir nesneye eşiniz yüksek sesle gülerek tepki verdiğinde yaşadığınız mutluluğunuzu çocuğunuzun fark etmesini sağlayın.

İngilizce ama fikir verici olacağına inandığım için ekliyorum: https://www.youtube.com/watch?v=V-c50HNnPg0&feature=youtu.be

Ortak dikkat becerileri için etkinlik ya da materyal seçimimi sınıfımda nasıl yapabilirim?

Öğretmen arkadaşlara önereceğim ilk nokta ise bir ergoterapi değerlendirmesi olacak. Ortak dikkat nörobilimsel yöntemlerle açıklanmaya çalışıldığında görülmüş ki temel duyusal anomaliler sebebiyle oluşan bir durummuş. Bu nedenle, duyu bütünleme alanında ülkemizdeki en yetkin kişiler olan ergoterapistlerden yardım almakta fayda var. Bu değerlendirme sonrasında ergoterapistiniz size çeşitli konularda yönlendirme yapabilir ve kendi de terapi uygulayarak hızlı ilerlemenizi sağlayabilir.

Geçtiğimiz günlerde bir videoda kocaman bir el gördüm, işaret parmağı ile gösterme hareketi yapan bir el. Bu eli sınıfınıza alarak eğlenceli bir şekilde gösterme çalışabilirsiniz. Bence bu harika bir etkinlik olabilir.

Sınıfınızda renkli, sesli, ışıklı oyuncaklar bulundurarak beklenmedik durumlar oluşturabilirsiniz. Bu beklenmedik durumlarda ortak dikkati sağlamak ve fırsat sunmak daha kolay olabilir.

Prof. Dr. Selda Özdemir'in oluşturduğu bir program var. Bu programın uygulayıcısı olarak ortak dikkat becerilerini destekleme konusunda daha yetkin hale gelebilirsiniz. Bu programı tanıttığım yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Şuradaki videolar belki size fikir verebilir: https://www.eba.gov.tr/video?&channel=90&sort=a-z&page=3

Aşağıda paylaştığım kaba değerlendirme formu fikir verici olacaktır, oradaki becerileri destekleyebilirsiniz. Eğer Selda Hoca'nın ODSİ programının eğitimini alırsanız bu kaba değerlendirme formuna ihtiyacınız olmayacağından eminim ancak o zamana kadar idare edebilecek bir form diye düşünüyorum.

Bir de sıklıkla doğal öğretim yöntemlerini kullanırsanız, genellemeniz daha kolay olacaktır. Tabi bu da sadece bir öneri, çünkü çocuğunuza ve sınıfınıza en uygun öğretim yöntemini siz bilirsiniz.

Ortak dikkat becerileri kaba değerlendirme formu

Özel eğitim alanında çalışan uzman arkadaşlar için, sadece ortak dikkat becerilerini içeren bir kaba değerlendirme formu hazırladım. Ben bunu, bir öğrencim için ihtiyaç duyduğum bir süreçte hazırlamıştım. Siz bu formu geliştirip, değiştirip kullanabilirsiniz. Eğer farklı önerileriniz olursa bana da e-posta yoluyla bilgi verirseniz çok sevinirim. Birlikte güncelleyerek kullanışlı hale getirebiliriz. Kullanacak olanlara şimdiden kolaylıklar, keyifli dersler diliyorum.

Beceri Alanı

Beceri

BD

 

Tarih:

Tarih:

Tarih:

Tarih:

Bakma

Herhangi bir uzaklıktaki, herhangi bir nesneye bakar.

 

 

 

 

 

Herhangi bir uzaklıktaki, herhangi bir harekete bakar.

 

 

 

 

 

Herhangi bir olayı başından sonuna dek izler.

 

 

 

 

 

Bir kutudaki nesneye bakar.

 

 

 

 

 

Herhangi bir nesneyi gözlerle takip eder.

 

 

 

 

 

Adına tepki verir.

 

 

 

 

 

Gösterilen yakındaki bir nesneye bakar.

 

 

 

 

 

Gösterilen uzaktaki bir nesneye bakar.

 

 

 

 

 

Sesle yapılan yönlendirme ile istenen nesneye/olaya bakar.

 

 

 

 

 

Sunulan herhangi bir nesneye gösterilmeden bakar.

 

 

 

 

 

Yetişkin konuşurken yüzünü takip eder.

 

 

 

 

 

Sunulan herhangi bir nesneye baktıktan sonra yetişkine bakar.

 

 

 

 

 

Gösterme

İstenen nesneyi gösterir.

 

 

 

 

 

İstenen resmi gösterir.

 

 

 

 

 

İstediği nesneyi belli etmek için yetişkinin/uygulayıcının parmağı ile gösterir.

 

 

 

 

 

İstediği nesneyi belli etmek için gösterir.

 

 

 

 

 

İstediği nesneyi belli etmek için yetişkinin/uygulayıcının parmağı ile ve yetişkine/uygulayıcıya bakarak gösterir.

 

 

 

 

 

İstediği nesneyi belli etmek için ve yetişkine/uygulayıcıya bakarak gösterir.

 

 

 

 

 

İstediği nesneyi belli etmek için yetişkinin/uygulayıcının eline bu nesneyi ve yetişkine/uygulayıcıya bakarak gösterir.

 

 

 

 

 

İstediği nesneyi belli etmek için ve yetişkine/uygulayıcıya bakarak, nesneyi eline alıp gösterir.

 

 

 

 

 

Sıra alma

Sıra alması beklenen basit motor aktivitelerde yardımsız sıra alır.

 

 

 

 

 

Sıra alması beklenen basit motor aktivitelerde, yetişkin/uygulayıcı ile göz kontağı kurarak yardımsız sıra alır.

 

 

 

 

 

Sıra alması beklenen basit motor aktivitelerde, yetişkin/uygulayıcı ile kendi sesini kullanarak yardımsız sıra alır.

 

 

 

 

 

Temel Duygular

Temel duyguları ayırt eder.

 

 

 

 

 

Temel duyguları taklit eder.

 

 

 

 

 

“Sence ne hissediyor?” sorusuna yanıt verir.

 

 

 

 

 

Temel duyguların bağlamı sunulduğunda hangi duygunun olması gerektiğini gösterir/söyler.

 

 

 

 

 

Uygun durumlara uygun duygusal tepkiler verir.

 

 

 

 

 

Herhangi bir konuda fikri/duygusu sorulduğunda yanıt verir.

 

 

 

 

 

Oyun

Bu alanda ayrı bir kaba değerlendirme formu hazırlanmıştır, onu uygulayınız.

 

 

 

 

 

Etkinlik

Etkinliği istenen süre kadar ve etkileşim kurarak sürdürür.

 

 

 

 

 

Etkinliği istenen sürede ve etkileşim kurarak sonlandırır.

 

 

 

 

 

Etkinliği etkileşim kurarak başlatır.

 

 

 

 

 

Umarım faydalı ve fikir veren bir yazı olmuştur. Şimdiden kolaylıklar diliyorum. Haftaya görüşmek üzere.


Kaynaklarım:

http://damlaorucbasesgioglu.blogspot.com/2016/04/ortak-dikkat-calsmalar.html?m=1

https://tohumotizmportali.org/18-1-ortak-dikkat-becerileri/

http://www.cogepderg.com/archives/archive-detail/article-preview/otizmde-ortak-dikkat-becerileri-gzden-geirme/30253

Prof. Dr. Elif Tekin-İftar Hoca'nın mavi kapaklı Otizm kitabı, ki her özel eğitim öğretmeninin başucu kitabı olmalıdır bence.

Linki çok uzun olan şu çalışma